Talha bin Ubeydullah (ra) naklediyor:
Bir gün, Necid halkından saçı başı dağınık bir adam, Peygamber aleyhisselamın huzuruna geldi ve sordu:
“İslâm nedir?”
“Bir gün ve bir gece içinde kılınacak beş vakit namazdır.” buyurdu Resulullah.
Adam:
“Beşten fazla bir şey yok mudur?” diye sordu. Peygamber aleyhisselam:
“Hayır, nafile kılmak arzu edersen başka, fakat farz olarak sadece beştir.” dedi.
Sonra da kendisine, ‘Ramazan Ayı orucunu’ anlattı:
Adam:
“Bundan başka oruç var mıdır?” diye sordu.
Peygamber aleyhisselam:
“Nafile olarak tutmak istersen başka, fakat farz olarak yoktur.” dedi.
Sonra da kendisine ‘zekât’ı anlattı.
Adam bu sefer de:
“Söylediğin miktardan fazlası var mıdır?” diye sordu.
Peygamber aleyhisselam ise:
“Nafile olarak vermek arzu edersen başka, fakat farz olarak, anlattığım kadardır.” dedi.
Adam son olarak:
“Allah’a yemin ederim ki, bundan ne fazla, ne de noksan yaparım.” dedi ve gitti.
Peygamber aleyhisselam, onun ardından şöyle buyurdu:
“Doğru söylüyorsa, kurtuluşa erişti!”
(Buharî, İman, 34)
***
Hz. İbni Abbas (ra) naklediyor:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah (cc) Ramazan’ın her gecesi iftar zamanında bir milyon kişiyi Cehennemden azad eder. Cumanın her saatinde de hepsi cehennemlik olan yine bir milyon kişiyi Cehennemden azad eder.”
(Gümüşhanevî, Ramuzu’l-Ehadis, s. 344 / no: 9)
***
Hz. İbni Abbas’tan (ra):
Allah Resulü (sav) buyurdu ki:
“Kim, Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını görmek üzere yardımına koşarsa, bu onun için, on sene itikâfta kalmaktan daha hayırlıdır.”
(Müslim, Birr, 58)
İtikâf: Ramazanın son on gününde; mescid, cami ve buna benzer yerlerde kalıp Kur’an okumak, Allah’ı (cc) anmak, ilim ve ibadetle meşgul olmaktır. Sevabı çok yüksek olan sünnet bir ibadettir.
***
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Helalinden çalışarak kendisine muhtaç olanların geçimini sağlayan bir Müslüman, gündüz oruç tutan, gece namaz kılan ve Allah yolunda cihad eden gibidir.”
(Buharî, Nefekât, 1)
***
Hz. Ebû Hureyre’den (ra):
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim ölmüş bir kişinin namına hac yaparsa, onun sevabı gibi sevap alır; kim de oruçluya iftar verirse, onun sevabı gibi sevap alır. Kim bir hayra çağırırsa, o hayrı yapan gibi sevap alır.”
(Buhari, Hac, 1)
***
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yediklerine karşılık şükreden kimse, sabrederek oruç tutan kimse gibidir.”
(Tirmizi, Sıfatu’l-Kıyame, 43)
