Sohbet, kendi hikâyemi başkasına ve başkasıyla anlatmam demektir. Ancak beni işitecek bir insanın varlığıyla sohbet mümkün olur. Sohbet yoluyla iç dünyalarımızı birbirimize açarız. Anlatmak ve dinlemek yoluyla canlı olmanın, insan olmanın nasıl bir şey olduğunu kavrarız. İnsan, ötekinin yüzünü arayan bir varlık.
Bir başkasında yankılanmak isteyen, içinin ışıklarını bir başkasının içine düşürmek isteyen bir varlık. Sohbetimizin şekli ve enerjisi, onun içinde taşıdığı kuvvet, hikâyemi kiminle paylaştığıma ve içinde bulunduğum zamana göre değişir. Samimi insanların konuşması, planlanmış olmaması ve ucunun nereye varacağının bilinmemesiyle, üretken bir süreçtir. Yunus’un “Her dem yeniden doğarız / Bizden kim usanası?” dediği gibi, sohbet her dem tazelenir, her dem yeni yollar, yeni bakma ve duyma biçimleri üretir. Gerçek bir konuşma için yüz yüze bakmak, bedenlerin yakınlığı gerekir. Sözler ancak yüz ve beden ifadeleriyle gerçek anlamına kavuşur. Bedensel temas yakınlığın temelidir, ancak konuşma bu yakınlığın ötesine taşar. Sohbet, konuşmadan farklıdır. O dünyayı yeni bir biçimde görmemizi sağlar.
Gerçek bir sohbet; ırk, sınıf, cinsiyet, kültür veya dinden bağımsız olarak herkese eşit davranılan evrensel adalet anlayışından ve bir saygı etiğinden yola çıkar. Herkesin sözünün önemli sayıldığı, söz söyleme kudretinin kimseden esirgenmediği, herkesin gönlündekini dillendirebildiği bir ortam, sohbeti mümkün kılar. Yeni tanışmalar ve yeni bakma biçimleri, geçmiş yargıları silkeleyerek bize daha olgunlaşmış bir dünyanın kapılarını aralar. Sohbet arkadaşlarımız sıkıcı rutinlerden, bildik düşünce kalıplarından, basmakalıp yargılardan kaçmak için bize cesaret ve ilham veren kişiler olduğunda, dünya bir gül bahçesi olur.
Evini yabancı olduğu kişiye açabilen, sofrasına insan buyur edebilenler konuksever kimselerdir. İnsanlar tuhaf görüşlere, daha önce hiç duymadıkları kanaatlere, onlara tamamen yabancı görünen geleneklere de konukseverlik gösterebilir. Bu şekilde, bilinmeyenle etkileşim, kendi hakkımızdaki görüşümüzü de bir ölçüde değiştirir. Hep söylendiği gibi, kişi bilmediğinin düşmanıdır ve bilmek, bize dostluğun cennet kokusunu vaat eder.
Şefkatli anne babalar, çocuklukta ve gençlikte edinilen dostlar, yetişkinlik çağında kurulan yakın ilişkiler, hep bize zorluklara katlanmak için omuz verir. Eğer çocukluğumuzda yoğun bir ana baba sevgisini yaşayacak kadar şanslı olamadıysak, bu erken kayıpları daha sonra telafi edebiliriz. İnsanın bir başkasında kendisini yankılama, bir başkası tarafından sevilip onaylanma ihtiyacı ömür boyu sürer. Olumsuz çocukluk yaşantıları, ergen ve erişkin hayatındaki besleyici ilişkilerle giderilebilir. Bir çalışma, ahbaplık etme tarzında aktif sosyal desteğin, kronik depresyon yaşayan kadınların iyileşmesinde ilaçlar kadar etkili olduğunu gösteriyor.
Coşku, ilgi, sevgi, rıza gibi olumlu duygular duygusal mukavemeti artırıyor. Olumlu duygular hem kişileri zorluklara karşı kalkan olarak koruyor, hem de zorluklarla başa çıkmayı kolaylaştırıyor. Olumlu duygular yaşayan insanların zihinleri daha işlek oluyor ve sorun çözme yetenekleri artıyor. Geniş ve kuvvetli sosyal destek ağına sahip insanların beden ve ruh sağlıklarının daha iyi olduğunu, bu kişilerde daha az depresyon görüldüğünü biliyoruz. Sosyal desteği yüksek insanlar, daha etkili stratejiler geliştiriyorlar. Bu kişiler, çevreden daha çok sosyal destek almaya hazır ve olayları denetim altına alma yolunda daha gayretliler. Yani sohbet, dostluk ve yârenlik insanı daha mukavim, daha dirençli, kötülükleri alt etme konusunda daha iyimser kılıyor.
Sohbet bize bir anlam atmosferi sunar. Orada soluk alıp veririz. Sohbeti diri tutan paylaşılan anlamdır. Sohbet bir başkasının yüzünde kendi maceramı okuyabilmemdir ve bana bu dünyada yalnız olmadığımı öğretir. Benliklerimiz sohbet olmaksızın bitmemiş ve tamamlanmamıştır. Sohbet ederek sadece karşımızdakini değil kendimizi de anlarız. Sohbet bize kendimiz olma imkânı verir. Uzun yıllar evvel Bakhtin diye bir adam, “Tek bir ses hiçbir şeyi çözmez, hiçbir sonuca ulaşmaz” demişti, “hayat ve varlık için asgari olan, iki sestir.”
SPOT:
Benliklerimiz sohbet olmaksızın bitmemiş ve tamamlanmamıştır. Sohbet ederek sadece karşımızdakini değil kendimizi de anlarız. Sohbet bize kendimiz olma imkânı verir.
