Bazı Surelere İsim Olmuş Hayvanların Sırları
Kur’an, Allah’ın mucize kelamıdır.
Ara
Kur’an, Allah’ın mucize kelamıdır.
Allah’ın tekvini (kâinat) ve teşrii (Kur’an) olmak üzere iki kitabı vardır. Her iki kitabın da teliflerinden en büyük maksat, ezelî müellifleri olan Yüce Yaratıcıyı tanıtmaktır. Gerek mücessem Kur’an olan kâinat kitabının gerek muazzam kitap olan mucizeli Kur’an’ın beyanlarında Yüce Yaratıcının vücut (varlığı) ve vahdeti (birliği) hakkıyla açıklanmıştır.
Allah’ın hikmetinin ön gördüğü en önemli bir prensip, tedriç ve tekâmül kanunudur. Tekâmül kanunun bu yansıması doğrultusunda ‘kâinat kitabı’ 6 günde (6 ontolojik devrede) telif edilmiştir. Bunun gibi Hz. Âdem’den beri telif edilmeye başlanan ‘vahiy kitabı’nın tekamülü de 6 safhada tamamlanmıştır. (Bu 6 safhayı suhuf ve büyük kitapları baz alarak şöyle sırlamak mümkündür: Hz. Âdem-Hz. Nuh; Hz. Nuh-Hz. İbrahim; Hz. İbrahim-Hz. Musa; Hz. Musa-Hz. Davud; Hz. Davud-Hz. İsa; Hz. İsa-Hz. Muhammed (sav).
Bu iki kitap tamamen tekâmül ettikten sonra onlardan birkaç örnek vermek üzere, her iki kitabın bazı bölümleri ve ayetleri bir arada bulundurulmak suretiyle Kâinat Sultanı daha yakından tanıtılmıştır. Çünkü “Parçalarda/tek tek fertlerde bulunmayan bir kuvvet onların tamamını kapsayan bütününde bulunabilir.” şeklindeki ilmi kural burada da geçerlidir. İşte bu hikmete mebni olarak Kur’an’da tekvinî ayetlerden olan bazı canlılar, teşriî ayetlerde zikredilmiş ve Kur’an’ın bölümleri olan bazı surelerin ismini alarak onlarla iç içe girmiştir.
Biz de bu iki kitabın bazı örnek bölümlerinin mütedâhil daireler gibi nasıl iç içe girdiklerini ve birbiriyle omuz omuza vererek birbirini nasıl desteklediklerini ve voltajı çok daha yüksek bir enerji ve sinerjiyle Padişah-ı Ezelinin tanıtma işini nasıl hakkıyla yerine getirdiklerini temaşa etmek için bunu açıklayan bir kompozisyonu ortaya koymaya çalışacağız. Kur’an’daki sırasıyla ilgili sureleri şöyle tahlil edebiliriz:
NAHL SURESİ
Bu sure gayr-ı mukattaat sureler sistemine dâhil olup Mekke’de indirilmiştir. Ayet sayısı: 128’dir. Surenin 68. ayetinde arıdan söz edildiği için sure, Nahl/Arı adını almıştır.
Bu surede açık ifadelerle birkaç mucizeden (örneğin; 10-11. ayette: semadan yağmur, yerden değişik bitkiler, meyveler, ürünlerden; 14. ayette: denizlerde gemilerin yüzmesinden; 66. ayette: sağmal hayvanlardan sütün çıkarılmasından; 68. ayette: bal arısının bal şerbetini yapmasından) söz edildiği gibi, sayısal tevafuk açısından da bazı i’caz parıltılarına işaret edilmiştir. Şöyle ki:
a) Bilindiği üzere insanların kromozom sayısı 46’dır. Bal yapan ve yönetimi elinde tutan kraliçe ve dişi arıların kromozom sayısı ise 16’dır.
1) İşçi statüsündeki erkek arıların kromozom sayısı ise: 32=2x16’dır.
2) Surenin Kur’an’daki tertip numarası, kromozom sayısına uygun olarak: 16’dır.
3) Tertip numarası 16 olan Nahl suresi ile tertip numarası 32 olan Secde suresi arasında tam 16 sure yerleştirilmiştir. Söz konusu 16 surenin ayet sayısı: 1632=102x16 =51x32’dir.
4) “Senin Rabbin arıya vahyetti.” mealindeki cümlesinin harf sayısı: 16’dır.
5) Surenin 68. ayetinde yer alan “vahyetti” mealindeki (evhâ) fiilinin ebced değeri: 16’dır. İlgili ayetin meali şöyledir:
“Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların sizin için) kurdukları çardaklardan (göz göz) evler edin.” (Nahl, 16/68)
6) Nahl suresinin ayet sayısı: 128=8x16’dır.
7) Nahl kelimesinin yer aldığı 68. ayete kadar surede zikredilen “Allah” lafza-i celalinin buradaki tekrar sayısı: 32=2x16’dır.
8) Nahl kelimesinin ortanca harfi olan “hâ”nın, surenin başından 68. ayetteki “Evhâ” (vahyetti) kelimesine kadarki tekrar sayısı: 40’dır. Bu cümlede Hz. Muhammed’e (s.a.v) hitaben “Senin Rabbin bal arısına vahyetti.” mealindeki ifadeye yer verilmiştir. İlginçtir buradaki “hâ” harfinin tekrar sayısı olan 40 sayısı, Hz. Muhammed’in peygamberlik yaşıdır. Yani, Rabbin 40 yaşında sana vahyettiği gibi, arıya da vahiy (ilham) etti.
9) Bu surenin, içinde bulunduğu Mekkî gayr-ı mukattaat sureler sistemine göre, Nahl kelimesinin geçtiği ve kendisine vahyedildiği bildirilen 68. ayete kadarki ayetlerin toplam sayısı:240=15x16’dır.
10) Bal arısı ile ilgili olan 68. ayette bal arısı için te’nis (dişilik) alameti kullanılmış olup—bal yapma ile ilgili—emrin dişi bal arısına verildiğine işaret edilmiştir. Bir sonraki 69. ayette ise bu dişi bal arısına bal yapması için izlemesi gereken yollar gösterilmiştir. Bu iki ayette de bal arısı için fiilin te’nis/dişilik kalıbının kullanılması kesin bir mucizedir. Bilindiği gibi kraliçe arı yuvayı yapma ve üremeden sorumludur. Kraliçe bal arısı yumurtlayarak dişi bal arıları ve erkek bal arılarının üremesinde çalışır. Yumurta döllenme olmadan bırakılır ise erkek bal arısı olur (Haploid kromozomlu). Döllenmiş olarak bırakılır ise dişi bal arısı olur (Diploid kromozom). Bu şekilde yuvadaki erkek ve dişi bal arısı oranını belirler. Kraliçe dışındaki diğer dişi arılar ise çiçeklerden öz toplayarak bal üretmektedirler. Bu noktada 69. ayetteki ilgili emir şöyledir: “Sonra, meyvelerin her türünden ye de (emrine) boyun bükerek Rabbinin (kolaylaştırılmış) yollarına koyul. Onun karıncıklarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifa vardır. Derin derin düşünen bir topluluk için, bunda kesin bir mucize (Allah’ın sonsuz ilim, hikmet ve kudretini gösteren delil) var.”
- Ayette bal yapan arı için dişil alametinin kullanılması da bu nedenle mucizedir. Çünkü erkek bal arılarının bal yapmak gibi bir görevleri yoktur. Onlar üreme sisteminde rol alırlar.
Görüldüğü üzere, bal arısının gerçek hayatta yaptığı işler ve bünyesinin bu işe kabiliyetli olarak yaratılmış olması ile Kur’an’daki hayat hikâyesinin anlatıldığı Nahl / Bal arısı suresinde maddi-manevi donanımları ile alakalı yapılan tasvirlerin gerek mana gerek sayısal tevafuklar bazında harika bir uyum içerisinde özdeş olmaları bal arısını yaratan, yaşatan ve kitabında anlatan aynı Zât olduğunun göstergesidir.
Kendisinden önce Kur’an’da var olan, fakat iniş sırası itibariyle kendisinden sonra Kur’an’a yerleştirilen yüzlerce ayetin varlığıyla da görülen tevafukların meydana gelmesi, Kur’an’ın sonsuz ilim, hikmet ve kudret sahibi Allah’ın mucize kelamı olduğunu göstermektedir.
ANKEBUT SURESİ
Ankebut suresi Mekke’de indirilmiş, mukattaat sureler sistemine dâhil bir suredir. Ayet sayısı: 69’dur. Bu surede değişik yönden tevafukları görmek mümkündür. Şöyle ki:
1) Bu surenin ismi “el-Ankebut” kelimesinin ebced değeri: 579’dur. Bu sayı bir farkla (580) 20x29’dur.
2) Surenin bu ismi 41. ayette geçmektedir. Sondan itibaren bu ayetin suredeki tertip numarası: 29’dur.
3) Surenin Kur’an’daki tertip numarası: 29’dur.
4) Ardışık sayı sistemine göre, 1’den 29’a kadarki sayıların toplamı: 435=15x29’dur.
5) Bu 435 sayısının çarpanlarından 29 sayısı, surenin Kur’an’daki tertip numarasını gösterdiği gibi, 15 sayısı da surenin Mukattaat sureler sistemindeki tertip numarasıdır.
6) Bu sure Mukattaat sureler içerisinde şifreli harfleri (Elif-L-M) olan surelerdendir. Bu sureler şunlardır: “Bakara(Elif-L-M), Âl-i İmran(Elif-L-M), Araf((Elif-L-M/Sad), Ra’d(Elif-L-M/R), Ankebut(Elif-L-M).
Bu ortak şifreli harflerin sayısı: 15’dir. Bu surenin tertip sırası ise 29’dur. Yukarıda ifade edildiği üzere, 1’den 29’a kadarki sayıların toplamı: 435=15x29’dur.
7) Bu surenin başına kadar, geçen bütün şifreli harflerin sayısı: 44’tür. Bu surenin iki adet tertip numarasının (29+15) toplamı da: 44’tür.
8) Mekkî mukattaat sureler sistemine göre, bu surenin son ayetinin tertip numarası: 1453’tür. Bu sayının önemi aşağıda Rum suresinde belirtilmektedir. Rum suresinde, Haçlı Seferlerinin güç aldığı en son kalesi İstanbul’un fethine yer verilmiştir.
9) Rumların gelecekte mağlup olacağını bildiren Rum suresinin bu gaybî haberi, tarih boyunca, defalarca Haçlı Seferleri denilen savaşlara sahne olmuştur. Bu mağlubiyeti çok açık bir şekilde tescil eden İstanbul’un fethidir. Çok ilginçtir ve Kur’an’ın açık bir i’caz parıltısı şudur ki: Mekke’de indirilmiş mukattaat (başında şifreli harflerin bulunduğu) sureler sistemine göre, Rum suresinin “Rumlar mağlup oldu.” mealindeki ilk ayetinin başına kadarki ayetlerin sayısı: 1453’tür. Bu sayı, İstanbul’un fetih tarihi olduğu âlemce malumdur.
10) Yine çok ilginçtir ki, 1453 rakamını gösteren Ankebut suresinin son ayetinde yerine göre cihadın kutsallığı da tescil edilmiştir. Bu ayetin meali şöyledir: “Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, elbet onlara kendi yollarımızı göstereceğiz. Şüphesiz ki Allah, iyi davrananlarla beraberdir.”
11) İstanbul’un fetih tarihi olan 1453. sırada yer alan bu ayetin muhtevası, başta Fatih olarak İslam ordusunun Allah’ın himayesinde cihad ettiklerine işaret ettiği gibi, surenin tertip numarası olan 29 rakamı da fetih günü olan 29 Mayıs’a işaret etmesi, Kur’an’ın mucizevi işaretlerine yakışan bir tevafuktur.
12) Örümcek ağının harikalığı ve Ankebut suresindeki harika tevafuk ağlarının gösterdiği nakışlar Kur’an’ın Allah’ın mucize kelamı olduğunun işaretleridir.
NEML SURESİ: Bu sure Mekke’de inmiş başında şifreli harfler bulunan surelerden biridir.…
Ne kadar büyük olursa olsun, kum tepelerine isim vermezler. Bugün var yarın…
Belgesellerde hayranlıkla izlediğimiz bukalemun gibi bazı hayvanların kamuflaj maksadı ile deri renklerini…
Her şey güzeldir; ya bizzat güzeldir, ya da sonuçlarıyla güzeldir. İmanlı bir…
Uzun süre önce küçük tavsiyelerin verildiği bir kitap okumuştum. O tavsiyelerden bazıları…
Din ile pek ilgisi olmayan bazı insanlar sık sık “Din dogmatiktir, bazı…