TR EN

Dil Seçin

Ara

Temmuz 2026

post-title

Temmuz 2026, 595

Merhaba değerli dostlarımız,
Zamanı sadece saatlerin ilerleyişi veya mekanik bir süreç olarak gören sınırlı bakış açısı, insanın içindeki o sonsuzluk arzusunu doyurmaya yetmiyor. Kapak yazımız, zamanın hem felsefî hem de bilimsel sınırlarını aşarak, onu Risale-i Nur’un ışığında “sürekli bir yaratılış” (tecdîd-i emsâl) hakikatiyle yeniden tanımlıyor. Tarihsel süreçten modern fiziğe uzanan zaman algısını, Bediüzzaman Said Nursî’nin “Levh-i Mahv-İsbat” hakikatiyle sentezliyor. Yani zamanı sadece bir “akış” değil, her an yenilenen ilahi eserlerin art arda yaratılış sayfası olarak konumlandırıyor.
Bu bakış, yaratıcıyı dışlayan modern düşüncenin ürettiği anlam boşluğunu doldurmakla kalmıyor; varlığın gelip geçici oluşunu bir eksiklik değil, “kudretin her an yeni tecellilerine, taze eserlerine yer açmak” olarak görmemizi sağlıyor.
Diğer yandan zamanın cismanî, kalbî ve ruhî katmanlarda farklı yaşanış biçimleri de söz konusu. Bu ise insana, maddi kayıtların darlığından sıyrılıp, kalbî ve ruhî cephesiyle çok daha derin, faniliği aşan ve özgür bir dünyası olabileceğini müjdeliyor. 
Bunu bir elma örneği ile tefekkür edebiliriz: Elmayı yediğimizde maddesi biter ve geçmişte kalır. Oysa kalbiyle (iman nazarıyla) bakan bir insan, o elmayı topraktan yaratan, onu şeklini eline, tadını diline, rengini gözüne, vitaminlerini bedenine uygun yapan Rabbini bilir ve böylece maddeüstü bir bilince ulaşır. “O elma gitse de onu var eden rahmet ağacı bâkidir; elma tükense de o rahmetin hazinesi tükenmez” diye bildiği için, maddi kayıtlardan sıyrılabilir. O insan, kâinatı idare eden, her şeye gücü yeten, rahmeti sonsuz Rabbine, ruhuyla (tüm benliğiyle) muhatap olarak, yok olmak için değil ebedî var olmak için yaşadığına inanmasıyla, ruhunu maddi kayıtlara hapsolmaktan kurtarır. Yani kalp ve ruhun zaviyesinden yaşayınca, bir meyveden bile faniliği aşabilen bir hayat formülü çıkabilir.

Bu sayımız da hem çok değerli hem de hayatımıza anlam ve huzur katmamıza vesile olacak yazılarla dolu. Yarım asra yaklaşan bu yayın yolculuğunda, gönül dostlarımızla, yazarımızla, çalışanımızla ve en çok da siz kıymetli okuyucularımızla kocaman, güzel bir aile olduk. Zafer bu büyük ailenin eseri. Rabbimiz tüm sayılarımızı mahşerde lehimize şahitler yapsın. Amin

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır…

 

Dergideki Yazılar