TR EN

Dil Seçin

Ara

Ağustos 2026

post-title

Ağustos 2026, 596

Merhaba değerli dostlarımız,

Kelimeleri anlamak, hayatı anlamaktır. Malcolm X, “Kelimelerin gücünü anladığımda, zincirlerimden kurtulduğumu hissettim” der. Bunu hapiste, kelimelerini tek tek kopya ederek yazdığı sözlüğün daha ilk sayfasında anlamaya başlar. Hatta kelimelerin gücünü ve etkisini anlatmak için şunu da der: “Eğer dikkatli olmazsanız, medya sizin mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise sevmenizi sağlar.”

Kelimelerin gücü, anlamını derinlemesine idrak etmekte gizlidir. Pek çok kelime var ki, anlam dünyasını keşfetsek, aklımızda tam ve net karşılığı olsa, kalbimizi etkileyecek ve hayatımızda bir izi olacak.

Bir dostla kalp üzerine konuşurken kullandığımız nice kelimenin anlamını derinlemesine düşünmediğimizi fark ettim. Örnek olarak kalp ile ilgili çok sayıda söz var, her gün kullanıyoruz. “Kalbin ölmesi ne demek?” diye sorsak, kendi zihnimizde cevabımız büyük ihtimalle, “kalbin ölmesi; kalbin ölmesidir” olacaktır.

Bu sözü duyduğumda, “bu ne demek, kalp nasıl ölüyor; insanın hayatında karşılığı nasıl görünür; ölmüş kalpli bir insanın hali nasıl olur; ölmüş kalp tekrar canlanır mı?..” diye uzun zamanlar merak biriktirmiştim.

Sonra Risale-i Nur’da farklı bir cümle okudum “Kalp, duyguların sultanıdır.” Demek ki kalp duygularla ilgili idi, duyguların merkezi idi. Öyleyse kalp ile ilgili deyimleri de “hissetmek” anlamıyla düşünmek gerekiyordu. Yani kalbin ölmesi, hissin ölmesi anlamında idi; kalbi ölen birisi, “maneviyatı hissedemeyen” demekti. Kalbi öldüğü için ölümü, ahireti, mahşeri, hesabı düşünemiyor, hissedemiyordu. Sonuçta maneviyattan uzak ve hesap vereceğini düşünmeden yaşıyordu. Bu basit farkındalık, manevi kalp ile ilgili söz ve deyimlerin zengin anlam dünyasının perdesini aralamıştı.

Kalbi hüşyar (uyanık) olmak; kalbin paslanması, kalbin cilalanması, kalb gözünün kör olması… İnsan kalbi ne kadar günahlarla paslanmışsa o kadar hissedemez oluyor; ibadetle, hatalarından tövbe ile, maneviyatla ne kadar meşgul olursa kalbi temizleniyor, cilalanıyor, yani o nispette canlı ve etkili hissediyordu… Bu ayrıca, kalpleri canlı Allah dostlarının yaşarken nasıl o kadar titiz ve takva ile yaşayabildiklerini de anlamak için bir ölçü oluyordu.

Yakın zamanda yaşadığımız, kutsallarımızın mizah konusu yapılması da kalbin ölü olmasının bir tezahürü değil mi? Böyle bir cürüme ancak kalbi kör, sağır ve ölü olan birisi cesaret edebilir.

Sadece kalp ile ilgili örnek verdik ama kullandığımız her sözün ne kadar zengin anlam dünyası var. O dünyalar aklımızla yürüyüp keşfe çıkmamızı, onların anlamlarını idrak etmemizi bekliyor… Kelimelerin de üzerinde düşünmeli, çalışmalı, hazmetmeliyiz… Bir sözü de bir ceviz gibi alıp, kabuğunu açıp, özünü hazmetsek, bu gayretimiz bizi Malcolm X gibi ezber zincirlerinden kurtaracak. Cümlelerimiz belki böylece birer slogan olmaktan kurtulacak ve anlamları zihnimizi, kalbimizi etkileyecek ve hareketlerimizde görülecek…

Zafer Dergisi olarak, bu noktada da okurlarımıza değerli katkılar sunduğumuzu görmek bizleri mutlu ediyor. Emeği geçen, katkısı olan herkese teşekkür ve dua ediyoruz.

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır…

 

— Editör

Dergideki Yazılar