TR EN

Dil Seçin

Ara

Deccal

Deccal

Geçen ay “Hazreti İsa’nın (as) Ayak Sesleri” üzerine rivayetlerden alıntılarla ahirzaman hadisatına dair yazılarımıza bir giriş yapmıştık.

Bu kainat zıtların mücadele meydanıdır. Nasıl yalanlar gerçeklerle, günahlar sevaplarla, iyilikler kötülüklerle beraber bu kainatta birlikte mücadele edip devam ediyorlarsa, Hazret-i İsa’nın da varlığı, bir Deccal fitnesini gerektirir ki, kainattaki bu kanun cereyan etmeye devam etsin. İsa (as) dünyadaki küfür cereyanlarına, İslamiyet ile omuz omuza verip karşı koymaya çalışırken, onun vazifesinin zıddına faaliyet gösteren bir Deccal olması Hakîm olan Allah’ın hikmetinin gereği ve imtihan gerçeğinin neticesidir.

Deccal, Arapça bir kelimedir, “decl” kökünden gelir. Sözlüklerde verilen mânâya göre Deccal, “yalancı, hilekâr; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile bâtılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid ve mel’ûn bir kişidir.” Bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz (sav) özellikle onun, “yalancı, dalâlete sürükleyici”1 özelliğine dikkat çekilmiştir.

Deccal, fitnesinin en dehşetli tarafı, dinsizliğe dayalı bir sistem kurup insanları imansız yaparak hem dünya, hem de ebedî hayatlarını mahvetmeye çalışmasıdır. O, ateizme, ahlâksızlığa, yalana dayanan saltanatını tek başına değil, kendisine gönül veren takipçileriyle, temsil ettiği kâfirane ve münafıkâne sistemiyle birlikte yürütür.

 

Yeryüzünün En Büyük Fitnesi

Rivayetlerde Deccalın çıkışı—sebep olduğu kötü durumlar açısından—dünyanın en korkunç hadiselerinden birisi olarak gösterilmiştir. Bundan dolayıdır ki Peygamberimiz (sav), ümmetine özellikle onu haber vermiş, fitnesinden sakınmış ve ümmetini de sakındırmıştır. “Hz. Adem’in yaratılışından itibaren Kıyamete kadar geçen süre içerisinde Deccaldan daha büyük bir hadise (diğer bir rivayette daha büyük bir fitne) yoktur.”2 buyurmakla da, onun tahribatının dehşet ve büyüklüğünü nazara vermiştir. Çünkü Deccal, Firavunlar, Nemrutlar gibi belli bir kavimde veya bölgede değil, tüm dünyada ve imana/inananlara karşı mücadele edecek; insanlığı, insani vasıflardan uzaklaştırıp sefih bir mahluk suretine sokmak için saptırıcı bir mücadele verecektir.

 

İslam Deccali

Deccal’in faaliyeti tüm dünyada tüm dinlere olacağı gibi, sadece Müslümanlara ve İslam’a savaş açan bir de İslam Deccali vardır. Hak dine savaş açtığı için de daha dehşetli görülmüştür. Elbette, yürürlükten kalkmış ve tahrif edilmiş bir dini terk etmek; hak olan, ebedî ve hükmü devam eden bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmayacaktır.3

İşte bu İslam Deccal’ine hadislerde “Süfyan” denildiğini görmekteyiz.4 Bediüzzaman Hazretleri, Süfyan hakkındaki hadislere değinerek “Sahih hadislerde bildirildiğine göre âhirzamanda gelecek ve ümmete karanlık günler yaşatacak, şeâir-i İslâmiyeyi tahribe çalışacak dehşetli ve münafık bir şahıstır.”5 demektedir.

 

Diğer Dinlerde Deccal

Gerek hak, gerekse muharref ve bâtıl bütün dinlerde hak ile bâtıl, iyi ile kötü mücadelesinin sürekli var olduğunu görmekteyiz. Yahudilerde kurtarıcı Messiah’ın zıddı olan Deccal, Anti-Messiah olarak nitelendirilir. Ve Deccal, Messiah’ın ağzından çıkan nefesle öldürülecektir.6 Hristiyanlıkta da Deccaldan özellikle bahsedilir. Pavlus’a göre, Mesih’in âhirzamanda gelişine inanmak Hristiyanlığın rükünlerindendir. Yeni Ahid’de belirtildiğine göre Deccal, Mesih’in ikinci gelişinden önce çıkacaktır ve Hz. İsa’nın soluğuyla öldürülecektir.7

Görüldüğü gibi muharref dinler, onca değişikliklerine rağmen dünyanın “en büyük hadisesi”, “en dehşetli fitnesi” Deccala ilgisiz kalmamış, birçok âyetlerinde, hem de doğrudan bahsederek ona yer vermişlerdir.

 

Kur’ân Deccaldan Bahsediyor mu?

Deccal Kur’ân’da açıkça yer almamaktadır. İslâm’ın iki ana kaynağı vardır. Birincisi Kur’ân, ikincisi Sünnet. Kur’ân, Deccaldan açıkça söz etmiyorsa da birçok hadis-i şerifte ondan ve yapacaklarından açık açık bahsedilmektedir. Bazen açık seçik olan şeyleri ikinci bir defa zikretmeye gerek duyulmamaktadır.

 

Deccal Nereden Çıkacak?

Rivayetlerden anladığımıza göre büyük Deccal kuzeyden çıkacaktır. Bunu “Deccalın birinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, diğer günleri de normal günler gibidir.”8 hadis-i şerifinden öğreniyoruz. Çünkü, Kuzey kutup bölgesinde bütün sene, bir gece bir gündüzdür. Sonra güneye doğru gelinse bir ay güneşin batmadığı görülür. Sonra daha güneye gelinse bir hafta boyunca güneş batmaz. İşte bu hadis-i şerif büyük Deccalın kuzeyden çıkıp güneye doğru tecavüz edip fitnesini, fikirlerini yayacağını mucizâne haber verir.9

Resûl-i Ekrem (asm), Süfyanın ümmeti içerisinden çıkacağını10 bildirirken, çıkış yerinin Doğu olacağına dikkat çekmiştir. Bu konuya Resullulah, öylesine önem vermiştir ki üç defa tekrarlama ihtiyacı hissetmiştir.11 Bir rivayette Horasan denilen Doğu tarafında bir yerden çıkacağı bildirilmektedir.12 Başka bir rivayette daha detaya inilerek, “Isbahan (Isfahan) Yahudiyesinden çıkacağı” bildirilmektedir.13 Isfahan bölgesinde yer alan Şehristan ve Yahudiya’nın, Yahudilerin en çok bulundukları iki şehir olduğu biliniyor.

Bediüzzaman Hazretleri, Şuâlar’da bu tip rivayetlere şöyle bir açıklık getirilir: “Şarkın en cesur ve kuvvetli ve kesretli kavmi ve İslâmiyet’in en kahraman ordusu olan Türk milleti, o rivayet zamanında Horasan taraflarında bulunup daha Anadolu’yu vatan yapmadığından, o zamandaki meskenini zikretmekle, Süfyanî Deccal onların içinde zuhur edeceğine işaret eder.”14

 

Deccal Ne Zaman Çıkacak?

Bilindiği gibi, çöplükler, bataklıklar haşerâtın menbaıdırlar. Dünyadaki ve toplumlardaki manevi zayıflık ve inançsızlık da Deccalin çıkıp fikirlerini yaymasına uygun bir ortam olacak, insanlar onu takip edecektir. Mikropların zayıf bünyede at oynattığı gibi, Deccal da zayıf mânevî atmosferde, ortaya çıkar ve fikirlerini, inançlarını etkili bir biçimde yayar; bazı insanlar da onu bir kurtarıcı gibi algılarlar. Zaten tehlikesi de bundandır. Bir hadis-i şerifte bu gerçeğe şöyle dikkat çekilir: “Deccal dinin güçsüzleştiği, ilmin yetersiz hale geldiği bir zamanda ortaya çıkar.”15

Evet, Deccal dinî duyguların zayıfladığı, sulhün sükûnun kalktığı, insanların ihtilâfa düştüğü, kin ve düşmanlık duygularının kol gezdiği bir ortamda zuhur edecektir.16 O günler, iman ve küfrün açıkça kamplaştığı, kesin hatlarla birbirlerinden ayrıldıkları günlerdir.17 O günler, akılların çelindiği günlerdir. İnsanlar birbirlerini kolayca öldürürler. Öyle ki kişi komşusunu, amca oğlunu, yakınını öldürür de18 öldüren de, öldürülen de niçin olup bittiğini bilmezler.19

Deccal ve Süfyan döneminde her şey alt üst olur, bozulur; hele insanlar görülmedik derecede bozulurlar. Bir rivayette bildirildiğine göre, o devirde bir kısım kimseler din ile dünyayı talep ederler. İnsanlara karşı yumuşak, dindar görünmek için koyun postuna bürünürler. Dilleri şekerden tatlıdır, fakat kalpleri canavarların kalplerine benzer. Allah onlara içlerinden öyle bir fitne gönderir ki, değil sadece kötülük işleyenler iyiler bile şaşkına dönerler. Ne onu uzaklaştırabilirler ve ne de paçalarını ondan kurtarabilirler.20 İşte Deccal ve Süfyan böyle zamanları fırsat görüp, insanlara cazip gelen fikirleriyle, onları kutsal değerlerin aleyhine döndürürler ve sefih bir hayat önerirler.

 

Deccalin Çıkışı

Bir rivayette Deccalin büyük bir savaştan sonra çıkacağı bildirilir.21 Her asır büyük savaşlar görmüştür ve her asrın deccalları da olmuştur. Meselâ zamanlarının büyük savaşlarının baş aktörleri olan Cengiz ve Hülagu, hak dine savaş açmış birer deccal idiler. Ama yaşlı dünyamız, daha nice büyük savaşlara sahne olacak, ağrımayan başını ağrıtacak, saçlarını ağartacak, ölüm fermanını çabuklaştırmak için âhirzamanın dehşetli şahıslarına meydan açacaktır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları çağların en büyük savaşları arasında yerlerini almıştır. İşte niceleri bu ortamda çaresiz ve şaşkın insanları fikirleriyle dinsizlik bataklığına sürüklemişlerdir. Hadis-i şerifler bunlara Deccal ve Süfyan ismini vererek dikkat çekmiş ve insanları kimin peşinden gittikleri konusunda dikkatli olmaları için uyarmıştır. Çünkü mesele imanını kaybetme, ebedî cenneti yitirme ve cehennemlik olma meselesidir.

Deccal’in özellikleriyle ilgili daha pek çok rivayet vardır. Bu konuya bir sonraki sayıda da devam etmek üzere şu duayla hepinizi Allah’a emanet ediyoruz:

“Yâ Rab, bizleri ve neslimizi ahirzamanın dehşetinden ve fitnelerinden muhafaza eyle. Bizleri Deccal ve Süfyan fitnesinden emin eyle. Hazret-i İsa’yı ve Hazret-i Mehdi’yi nur-u imanla tanıyıp aynı safta omuz omuza mücadele etmeyi nasip eyle, amin…”

 

Kaynaklar:

1. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I-VI (Kahire: 1313), 5:372.

2. Müslim, Fiten: 126.

3. Nursî, Sözler.

4. Hakim en-Nisaburî, Ebû Abdullah Muhammed, Müstedrek, I-IV (Beyrut: Dâru’l-Marife, ts.), 4:520; Kenzü’l-Ummal, 14:272.

5. Alâeddin el-Mütteki bin Hüsameddin bin İsmail el-Hindî, Kenzü’l-Ummal (Beyrut: 1989), 11:125; Bursalı İsmail Hakkı, Ruhu’l-Beyan fî Tefsîri’l-Kur’ân, I-X (İstanbul: 1330), 8:197.

6. Daniel, VII:7, VIII:10.

7. II. Selaniklilere, II:8-10.

8. Müslim, Fiten: 110; Ebu Davud, Melahim: 14; Tirmizî, Fiten: 59; Müsned, 6:455-456.

9. Nursî, Şualar.

10. Müslim, Fiten: 17; İbni Mâce, Fiten: 33.

11. Müslim, Hac: 486; Fiten: 119-121; Ebû Davud, Melahim: 15; Tirmizî, Fiten: 57, 66; İbni Mâce, Fiten: 33; Müsned, 6:412-413.

12. Tirmizî, Fiten: 57; İbni Mâce, Fiten: 33; Kenzü’l-Ummal, 11:261, 301.

13. Müsned, 3:224.

14. Nursî, Şualar.

15. Müsned, 3:367.

16. Abdülkadir Badıllı, Risale-i Nur’un Kutsî Kaynakları (İstanbul: Envar Neşriyat, 1992), s. 561.

17. Ebû Davud, Fiten: 1.

18. İbni Mâce, Fiten: H. 3959.

19. Müslim, Fiten: 55.

20. Tirmizî, Zühd: 60.

21. Tirmizî, Fiten: 58; İbni Mâce, Fiten: 35; Ebû Davud, Melahim: 7, 9.