TR EN

Dil Seçin

Ara

Muhabere

Yelkenli gemiler gibi, masmavi göklerde akıp giden bir buluta sordum: “Neden ağlıyorsun?”

Dedi: “Ben ağlamazsam sen gülemezsin.”

Her yeni günde tam da beklenen saniyede gökyüzünde görünen ve sonra aynı hassasiyetle batıp giden Güneş’e sordum: “Niye yanıyorsun?”

Dedi: “Ben yanmazsam sen yaşayamazsın.”

Devasa bir uzay gemisi azametiyle fezada dönerek uçup giden Dünya’ya sordum: “Niçin dönüyorsun?”

Dedi: “Ben dönmeliyim ki sen durabilesin.”

Sonra güncel olayların seline kapılıp sürüklenen bir insana sordum: “Niçin bakmıyor, niye düşünmüyorsun?”

Dedi: “İşim var, görmüyor musun! İşsiz bir aylak mıyım ben! Senin gibi işsizlerin işidir göklere, bulutlara, daha bilmem nelere bakarak zaman öldürmek!”

Dedim: “Ölüm var!”

Dedi: “Ölüm ölüler içindir, bense hayattayım!”

Dedim: “Sen de birgün öleceksin...”

Dedi: “Öldüm mü, ölümü düşünmeme gerek kalmaz!”

Dedim: “Aldatıcı bir mantık oyunu bu, ama tutarsız. Sonsuz bir hayat için tedbir almak yerine felsefe yapmaktasın. Yalnız bu dünya için mi yaratıldın ki bütün vaktini ona sarfediyorsun. Sen başıboş değilsin. Seni bu dünyaya bir gönderen var.”

Dedi: “Varsa var, sana ne!”

Sustum.