Kuşkusuz, yirminci yüzyılın en belirgin bir özelliği de, ‘cinâyetler çağı’ oluşudur.
Bu çağı boyayan birisi de çıkmalıydı. Küçük boyacılar bir yana—lütfen, dağılın!; bu cinayetleri, bir boyacı gerçekten iyi boyamıştır.
Bu da Picasso’dur.
Cin görmüş gibi oluyorum onun tablolarına baktım mı; çaşıtlar da fink atıyorlar.
Yontuları da, Tanrı’ya karşı açılan savaşın leşlerini simgelerler: çağdaş bebe, ağzına meme değil, bir leşin ayak parmaklarını sokuyor; masum çocuğun günahı ne; biz, o noktaya değin vardırdık işi: bunu kavrayamayan sanatçının, bir değeri kalmamıştır artık.
Her câni, az çok bir yer bulmuş başını sokacak, bu tablolarda!
Yazık ki, gerçekten çok yazık ki, Picasso, bu ağıtların kökenine inememiş, bu ağıtları dışa fışkırtan trajediyi kavrayamamış, yönünü Tanrı’ya doğru çevirememiştir: Trajediyi hep çizmiştir; ama kendisi ebedî trajik kalmıştır.
Onu da hemen söyleyelim ki hak yerini bulsun:
Edebiyat’ın yerinde tek bir resim vardır: ‘Guernica’.
— Nuri Pakdil (Bir Yazarın Notları)
