Hayatı hissederek yaşamak duygu yüklü yaşamaktır. Her anında her fiilinde adeta ruhun nefes alışıdır. Güzellikleri keşfederek hayata, yaratılanlara, hadiselere farklı bir pencereden bakıştır. Varlığı ile tüm varlıkların hayatlarıyla bağ kurup, samimane bir hal üzere olmaktır. Şükrederek aşkla, şevkle…
Fıtratımıza binlerce duygu yerleştirilmiş ve serbest bırakılmışlar. Cüz-i ihtiyarımızla ya inkişaf ettireceğiz ya da sukut. İstikamet üzere yol aldığımızda kim bilir neler hissedecek, neler öğreneceğiz… En sıkıntılı anımızda sabrı, şükrü, yakınlarımızla olan ilişkilerimizde sevgiyi muhabbeti, darda kalanlara merhameti, fedakârlığı… Duygularımızı Yaratıcının rızası doğrultusunda istimal etmenin verdiği mutluluk hissi ile yaşam kalitemiz artacak. Ayrıca şahsi ve sosyal hayatımızda o hep aradığımız iç huzura ulaşabileceğiz.
Günümüzün her karesinde ne de renkli, dolu duygular yaşarız. Evde, sokakta, iş yerinde… Bu karelerde kim bilir neler saklı, bizi neler bekliyor bilinmez. Yeri ve zamanı geldiğinde çıkıverirler. Gün gelir coşar taşarız, gün gelir durulur sakinleriz. Ne kadar da değişkendirler. Zaman zaman birbirine zıt olmakla beraber birbirini tamamlarlar. Bazen kederin ardından sevinci yaşarız, sevincin ardından bir hüzün. Bazen de öfkelenir kızarız, ardından hemen merhamet duygumuz yetişir…
Hislerimiz ancak bizim için var olanların hayatlarına eşlik ettiğimizde harekete geçecek. Mesulüz! Görmezden, bilmezden, duymazdan gelemeyiz. O kadar kuvvetli iplerle bağlanmışız ki adeta bir bütünü teşkil ediyoruz. Onların hayatlarına ruhlarına dokunmadan nasıl hissedebiliriz. Bahçede boynunu bükmüş bir çiçeğe can suyu vermek, sokağımızda aç kalmış bir köpeğe bir parça ekmek su vermek, bir yakınımızın başına musibet geldiğinde teselli etmek, yanında olmak bizi ruhen rahatlatacak kalben mutmain olacağız.
Hayat içi boş geçirilemeyecek kadar değerli ve bize emanet olarak verilmiş. Öyleyse neden hemen başlamıyoruz! Günümüzün yirmi dört saatini kârlı, bereketli, hissederek yaşayabiliriz. Şükürle uyanırız sabaha. O günkü programımızı yapar, güzel duygularla başlarız güne. Niyetimizi alır düşeriz yollara.
Sevgi, samimiyet muhabbet ile…
- Halfeti’den Gazze’ye: Siyah gülün Sırrı / Tuğba Öztopçu
- Keşke Müslüman Olsa: Popüler Kültür, Dinî Kimlik ve Gençlik / Öznur Karaaslan
- Batı Menşe’li Çizgi Romanlarda Kızılderili Irkçılığı / Veysel Karaaslan
- Atmosfer Basıncı ve Ölçüler Dünyası / Prof. Dr. Osman Çakmak
- Kar Havanın Zehrini Alır! / Ziya Kesriklioğlu
- Şivlilik: Konya’da Üç Ayların Karşılandığı Bayram / Nursen Bektaş
- “Yutmak” Fiilimize Farklı Bir Bakış / İnt. Dr. Furkan Güneş
- Garip / Öznur Karaaslan
- Varlığın Kaynağı: Akıl ve Mantık Çerçevesinde Mutlak Yaratıcının Gerekliliği / Muhammed Enes Aydın
- Risale-i Nur Külliyâtı'nda Peygamberimiz Hz. Muhammed'in İsim ve Sıfatları / Serdar Çınar
- Attila İlhan, Paris’te Türkolog Prof. Carlier'i Ziyaretinde Ne Duydu? / Attila İlhan
- Yol / Sıla Taşöz
