Güzel Türkçemizde “ANA” kelimesi kadar duru, temiz ve asil bir kelime var mıdır?
Öyle ki adeta her harfin elinden ayrı ayrı öpmek istiyor insan.
Ana’lık sadece annelik değildir.
Çocuk doğuran her kadın annedir ama her anne, ANA değildir.
Ana evin direğidir.
Ana tandırın küreğidir.
Ana her bir şeyin gereğidir.
Ana bir evdeki her şeydir.
Ana muallimdir.
Ana mürebbiyedir.
Ana rehberdir.
Yerine göre komutandır.
Eştir, dosttur, yardır, yarandır...
Ana, eskilerin “Ud” dediği, evin iktisadını, yani geçimini sağlayandır.
Belki dışarıda çalışmaz ama kocasının kavrularak kazandığını, kuruş kuruş harcayan, bir kaşık yağ ile bir sofra çıkaran, bir çiğnem et ile bir ayı geçirendir ana.
Yırtılanı yamayan,
kırılanı onaran,
bir “tane”yi bile çöpe atmayan,
otu börek, taşı çörek edendir ana…
Ana yorulmayandır.
Ana darılmayandır.
Ana kırılmayandır.
Ana abide bir vakıftır...
Mesai bilmez.
Tatil istemez.
Ağyarı dinlemez...
Ana taş binayı ev, evi aile ve aileyi yuva edendir...
Nasıl ki sağlam bir cemiyet tek tek sağlam aileler isterse, aileler de işte öyle fert fert sağlam analar ister.
Ve, Allah bu millete işte öyle analar nasip etmiş ve o analar sayesinde yükseltmiş ve yüceltmiştir...
Belki cepheye gitmemişlerdir ama;
İstanbul’u analar fethetmiş,
Sina çölünü analar katetmiş,
Çanakkale’yi düşmana analar dar etmiştir…
Ana ardır, hayadır, namustur, haysiyettir, hamiyettir, şereftir, izzettir, itibardır…
Ana, milletimizin en vazgeçilmezi, en kıymetlisi ve en hürmetlisidir.
Elleri öpülmeye en layık olan, yaşlandıkça kıymetlenen, eskidikçe değerlenendir ana.
Annelik yıldız ise analık güneştir…
Bizi tarihin en kadim ve kudretli milleti yapan da,
En cesuru yapan da,
En âdili ve en asili yapan da analarımızdır…
Bizim analarımızın dünyada eşi benzeri yoktur, onlar gibisi gelmemiştir ve belki kıyamete kadar da gelmeyecektir.
Evlat babanın ise, ana da ailenin ve tüm toplumun sırrıdır. Ve bu sır bizim için ne de kıymetlidir.
Melekler ana suretinde inerler yere.
Analar melek suretinde yükselir göklere…
Yaşayan tüm analarımızın yürekleri dilşad, vuslata eren analarımızın ruhları şad olsun efendim.
- Halfeti’den Gazze’ye: Siyah gülün Sırrı / Tuğba Öztopçu
- Keşke Müslüman Olsa: Popüler Kültür, Dinî Kimlik ve Gençlik / Öznur Karaaslan
- Batı Menşe’li Çizgi Romanlarda Kızılderili Irkçılığı / Veysel Karaaslan
- Atmosfer Basıncı ve Ölçüler Dünyası / Prof. Dr. Osman Çakmak
- Kar Havanın Zehrini Alır! / Ziya Kesriklioğlu
- Şivlilik: Konya’da Üç Ayların Karşılandığı Bayram / Nursen Bektaş
- “Yutmak” Fiilimize Farklı Bir Bakış / İnt. Dr. Furkan Güneş
- Garip / Öznur Karaaslan
- Varlığın Kaynağı: Akıl ve Mantık Çerçevesinde Mutlak Yaratıcının Gerekliliği / Muhammed Enes Aydın
- Risale-i Nur Külliyâtı'nda Peygamberimiz Hz. Muhammed'in İsim ve Sıfatları / Serdar Çınar
- Attila İlhan, Paris’te Türkolog Prof. Carlier'i Ziyaretinde Ne Duydu? / Attila İlhan
- Yol / Sıla Taşöz
