Şimdi bir pencereden bakarken, rahmetli anneannemle birlikte konağın küçük penceresinden baktığımız günleri hatırlıyorum…
Gözümüz de bir pencere. Her gözün ardında herkesin kendi dünyası olduğu gibi, baktığım her pencerenin ardı da ayrı birer dünya…
Pencereye bakınca sadece kendi penceresini gören insan, pencereden bakınca başkalarını da görebiliyor. Nice insanlar var, nice hayatlar var o pencerelerin gerisinde…
Her pencerenin ardında ne kadar farklı hayatlar var, diye düşünüyorum. Sevinçler, acılar, heyecanlar, bebekler, çocuklar, yaşlılar, yeni evliler, yalnız yaşayan ve pencere önünde boynu bükük bekleyenler, kapısı çalınmayanlar, umutlar, ışığı dışarıya taşanlar… Ama bütün pencerelerin ardında yaşanan ortak bir hikaye de var, “Gelin girmeyen ev olur da, ölüm girmeyen ev olmaz.” derler.
Gençlik yıllarımda meşhur olan bir şarkı geliyor hatırıma, “Evlerin ışıkları bir bir yanarken, bendeki karanlığı gel de bana sor.” diye yakınıyordu. Öyle, içi hüzün dolu insanlar da var bu pencerelerin ardında. Mutluluklar olduğu gibi, geçmek bilmeyen geceler, garipler, kimsesizler ve çaresizler de var… Ama neylersin ki bu dünyanın hali böyle, gece gündüz, güzel çirkin, hayır şer, yaz kış burada iç içe… Bu dünya gayret, çalışıp çabalama, öğrenme, tanıma, sınanma, hayır biriktirme yeri… Allah’ın lütfuyla rahatımız da felahımız da ahirette olacak.
…
Anneannemle birlikte yaşadığı konağın en küçük odasında, tabana yakın pencerenin önünde yer minderinde oturup dışarıya bakardık. Yerine göre tefekkür, dua, istiğfar ve hayat dersleriyle dolu sözleri, Allah’a teslimiyeti beni etkilerdi…
Ondan çok şeyler öğrendim. Yapabileceğin bir şey varken sızlanıp oturmamayı; yapacağın bir şey yoksa da teslimiyeti, hüsnüzanı ondan öğrendim. Bazen karışıyoruz karıştırıyoruz; oysa yerine göre pencerelerden bakıp sadece izlemek, karışmamak, teslimiyet de gerekiyor. Ne güzel derler, “Hak şerleri hayreyler, zannetme ki gayreyler, ârif anı seyreyler, Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler…”
…
Ben bunları düşünüp dua ederek bakıyorum penceremden. Allah (cc), pencerelerin ardındaki herkesi selamete çıkarsın, insanlar mutlu ve sağlıklı olsunlar; pencereleri güneşin, evleri gönüllerinin güzelliğiyle aydınlansın. İnsanlar pencerelerinden hep sevgiyle, umutla baksın. Bu güzel kainat sarayını temaşa ederken imanları artsın. İmanlarının nuru, hayatlarının ışığı olsun; o nur, rahmetli anneannemin duasında dediği gibi, gönül aynalarını parlatsın diye dualar ederek bakıyorum penceremden.
İnsan biraz da baktığını değil istediğini görür ya… Madem, “Güzel gören güzel düşünür ve güzel düşünen hayatından lezzet alır.” öyleyse penceremizden daima güzellikler görelim. Penceremiz hep mutlu ve huzurlu günlere açılsın…
