TR EN

Dil Seçin

Ara

Sonbaharı Karşılarken

Sonbaharı Karşılarken

Sonbaharın ilk günleriydi. Gün yavaş yavaş öğleye meylederken ılık bir rüzgâr esiyordu. Adeta yüzümü okşarcasına, şefkatle…

Öyle tatlı bir esinti vardı ki, adeta ruhumun derinliklerine kadar işliyordu. Sanki ötelerden bana haberlerle geliyordu. O an bir hüzün ve merak kaplayıverdi içimi. Bu gelen benim sonbaharım olabilir miydi! Merak ve hüzün beni derin düşüncelere sevk etti. Hayalen, fikren ta çocukluğuma kadar gittim. Başladım kendimle hasbihal etmeye:

Sordum tek tek; “ömrünün baharı olan çocukluğunu, gençliğini nasıl geçirdin, ahiret pazarına bir sermaye biriktirebildin mi, yoksa gafletle geçirip zayi mi ettin? Ömür dakikaların aydınlık mıydı karanlık mıydı!?” diye uzun uzun sorguladım.

“Her şey helak olup gidicidir; ona bakan vechi müstesna.” (Kasas, 28/88) ayeti bütün sorularımın cevabı oldu.

Bu ayetle Allah yolunda ve onun rızası çizgisinde geçirilen ömrün helak olmadığını; nefis hesabına olan her şeyin helak olacağını anladım ve uyandım.

Kendime çekidüzen verdikten sonra etrafıma daha farklı bakmaya başladım. Neye baktımsa yapraktan tut, çiçek, böcek… hiçbir şeyin helak olmadığını gördüm. Yaprak, çiçek, böcek Allah namına hareket ettikleri için helak olmuyorlardı. Yeniden dirilmeleriyle hayattar kalmış, ölümleri yeniden dirilişin başlangıcı olmuştu.

Sonbahar bir hazan mevsimi, ayrılık zamanı olsa da büyük bir buluşma da var. Biz bu yolun gönüllü yolcularıyız.

Öyle ise yolcu yoluna gerek…