TR EN

Dil Seçin

Ara

Dilemek

Dilemek

Gençlik yıllarımdı. Köyümüzde bağlar mevkiine yakın, derin bir vadide yaşayan Züver dede vardı. Bir gün yanına gittim.

Baktım ki, dutları dökmüş, pekmez kaynatmış, kaplara doldurmuş, işini bitirmenin huzuruyla oturuyordu.

Selam verdim, tebessüm ederek “Gel torun” dedi. Çok seviyordum bana torun demesini. Gittim yanına oturdum.

Bu kaynattığı pekmezleri satıp kışlık un ihtiyacını görüyordu. Ayrıca bahçesinde soğan, patates, fasulye yetiştirir kışı geçirirdi. İki de keçisi vardı, yanından ayrılmazlardı…

Bütün malı mülkü bu kadardı ama, çok mutlu ve takva sahibi, derviş ruhlu bir insandı.

Hanımına seslendi, ekmek istedi. Hanımı pilekide pişmiş, bir fasla arpa ekmeğini getirdi; o da yarısını kırdı bana verdi. Birlikte teştinin yanına oturduk. Teşti pekmezin kaynatıldığı bir karış derinlikte kazan. Ekmeği kırıp bana verdi. Bir yandan sohbet edip bir yandan da teştinin dibini sıyırmaya başladık. Acayip güzeldi. Bana, “Torun” dedi, “teştinin dibini sıyırırken neyi niyet edersen Allah verir ha…” ve tebessüm ederek devam etti, “Mal mülk dileme, takva bir eş dile.” diye tembihledi…

Ve aradan yıllar geçti. Teşti ya da o safi insanların temiz kalpleri; Allah dilediği şeyi bahane eder, lütfeder. Şimdi kendi kendime diyorum ki, Allah’ın hazinesi tükenmez, keşke o zaman ilim de isteseydim…