Durun Lütfen; Sayfayı Çevirmeyin
Evet, sayfayı çevirmeyin ve iki dakika bekleyin lütfen. İki dakika, Zafer’le beraberliğiniz…
Ara
Sabredenlerin zaferi
Dergiler de insanlar gibidir, insanlar gibi, dergilerin de bir kişiliği vardır. İnsanlar gibi, dergiler de, değişim geçirirler. İnsanlar gibi, dergilerin de hayatlarında inişli-çıkışlı anlar vardır. İstikrar ve sabır içinde değişime açıklığın, insanlar gibi, dergiler için de kritik bir önemi vardır.
Zafer dergisinin 25 yıl ve 300 sayılık mazisine baktığında, bir an bunları düşünüyor insan... “Nereden nereye?” dedirten koskoca bir yirmi beş yıl... Türkiye’nin ve dünyanın çok çok sancılı bir dönemeçten geçiyor olduğu bir zaman diliminde, günler geceler boyu kendi çevrelerinde kendi ellerinden geldiği kadarıyla bir şeyler yapma ihtiyacı hisseden birkaç gencin birkaç üniversiteli gencin üç-beş sayfa da olsa bir dergi çıkarma azmiyle başlayan bir yolculuk. Önce sekiz sayfa, sonra on altı sayfa, sonra yirmi dört sayfa, sonra otuz iki sayfa derken, her ay altmış sayfa olarak çıkan bir dergiye doğru yolculuğumuz. Sevinçler, hüzünler; çıkışlar, inişler; başarılar, hayal kırıklıkları; ümitler, endişeler... Ama sevincin, yükselişin, başarma azminin ve ümidin hep bir adım önde olduğu bir yürüyüş. Zorluklar karşısında sabır, metanet ve her ay çıkmaya ısrarla devam. Metanet ve sabır; zira, başlıkta zikrettiğimiz üzere, “Sabreden zafere erişir.” buyuran Hz. Peygamberin bu kudsî müjdesine olan itimadımız...
Ve bugün, şöyle dönüp geriye baktığında, ‘sabredenlerin zaferi’ne dair bir numuneyi, Zafer’in hayat yolculuğunda görebiliyor insan. Yola koyulurken hedefimiz neydi; bugün o hedeften kaç fersah ileride kaç kat büyük hedeflerin izini sürüyoruz. O yirmi beş yılda neler yaşadı dünya? Kaç dergi başlayıp devam edemedi, kaç dergi sayfalarını yumdu hayata, kaç izm silindi, kaç holding çöktü, kaç devlet yıkıldı, kaç teori geçersiz hâle geldi; ve şükür ki, Zafer yirmi beş yıldır ayakta...
Hem, hâlen ayakta olan kaç insan, kaç şirket, kaç ülke, kaç toplum geçmişini mumla ararken, geçmişine şükürle, geleceğine umutla bakıyor Zafer. Şükür ki, milyonlar şükür...
Sabredenlerin zaferine dair binbir numune yüklü daha nice yirmi beş yılları Zafer’e nasip etmesini Rabbimizden dilerken, geçen yirmi beş yılın isimli isimsiz kahramanlarını teşekkürle, hayırla yâd etmemiz gerekiyor muhakkak. Vefatına kadar, on sekiz yıl boyu geceyarısı uyandırılma dahil her türlü kahrımızı çeken ve hiçbir yazı talebimizi geri çevirmeyen merhum Haluk Nurbaki, vefat vaktine kadar hikmet ve deha yüklü vecizeleriyle dergimizi süsleyen rahmetli M. Selahaddin Şimşek, dergimiz üzerinde evladı gibi titreyen yüzlerce, belki binlerce isimsiz kahraman, yirmi yıldır yazılarını dergimizden esirgemeyen Cüneyd Suavi, Alâaddin Başar, isimlerini tek tek saymaya sayfamızın yetmeyeceği, her birinin dergimize olan katkısını ‘nisyan’la malûl biz insanlar unutsak dahi meleklerin unutmayacağı nice büyüğümüz, arkadaşımız, kardeşimiz... Bir bayrak yarışı hassasiyeti içinde yeni kalemler yetişmesine vesile olan tecrübeli kalemler, ve bayrağı bir adım daha ileri götürmemize yardımcı olmak üzere aramıza katılan genç kalemler... Ve, dergimiz bugünlere gelmişse, bütün bu kalem erbabının ‘marifet’ini dergiyi alıp okuma gibi bir ‘iltifat’la karşılayan, takdirini, teşvikini ve gerektiğinde tenkidini bizden esirgemeyen okuyucularımız...
Ama yazarak, ama tanıtarak, ama okuyarak, ama hakkımızda duacı olarak, bir şekilde dergimize emeği geçen herkese, hepinize çok çok teşekkür ediyoruz.
Selam ve sevgiyle...
SELİM GÜNDÜZALP
Evet, sayfayı çevirmeyin ve iki dakika bekleyin lütfen. İki dakika, Zafer’le beraberliğiniz…
“Küçük Ev” başlıklı sekiz kitabın yazarı Laura Ingalls Wilder 1932’de dizinin ilk…
KİM YALNIZ? Prof. Dr. Kaya Bilgegil’e bir bayram ziyaretine gelen öğrencileri; ‘İnsan…
Koskocaman bir yüz liraydı... Kâğıt bir yüz lira.. Bir avuç dolusu doksan…
Çoğumuz, bilhassa yaşı ilerlemiş insanlarda ‘bunama’ belirtileri görülebildiğini ya görmüş, yahut duymuşuzdur.…
İslâm’ın mesajı kendisine hiçbir şekilde ulaşmamış veya ulaşmış olsa da, yanlış bir…
Kış aylarında en ziyade aranan dostlar belki de onlardır ama, neden kendilerine…
Fahr-i Kâinat Efendimiz (asm) bir dizine Hz. Hüseyin’i, diğerine de oğlu İbrahim’i…
Nur Külliyatından bir hikmet dersi: “Halk-ı şer; şer değil, belki kesb-i şer…
“İçinizden bekâr olanları evlendirin.” mealindeki âyeti bizim arkadaşlar “Evlenmeyi düşünenlere yol gösterecek…
Yıllar önce, Seattle’da düzenlenen Engelliler Olimpiyatında, sıra 100 metre finallerine gelmişti. Finale…
Geçen yaz, çocukluk ve delikanlılık zamanımda her yılın yaz aylarında kısa tatiller…
BİR İNSAN KAZANMAK Öyle bir zaman gelecek ki, bir insanı kazanmak, bir…
Dünya hayatına gömülü her bakış, yabancılaşma ve dolayısıyla depresyonla sınırdaştır. Bilindiği gibi,…
Bir bebek... Dünyadaki ilk çığlığının ardından nefes nefese tutunacak bir yer arıyor.…
“Başkalarının savaşıyla uğraşayım derken, kendindeki yaman savaşı gözden kaçırma.” — Hz. Mevlana…
Delikanlı, çalıştığı ayakkabı atölyesinde bölüm şefi olmuş ve aylığına yüklü bir zam…
Eskilerin eskimez bir sözü vardır; “Kâmus namustur.” diye. Öyledir gerçekten. Zira, düşüncenin…
Gerektiğinde ‘hayır’ demesine izin verilmeyen çocuklarda bağımsız bir kişilik gelişmediği için sorumluluk…
Bakterilerin bir kısmı görünmeyen dostlarımızdır; bazıları sindirim sistemimize yardım ederken, bazıları vücudumuzdaki…
O yaşanan gelişmelerin gerisinde kalmayanlardandı. Hatta, fazla ilerisine gidenlerden biri olduğu dahi…
Salyangozlar ve sümüklüböcekler. Sümüklüböcekler ve salyangozlar. Çok yakın akraba olmakla birlikte, yine…
Benî İsrail’den üç kişi vardı: biri ala tenli, biri kel, biri de…
Gece, neye gebeyse onu doğurur. — HZ. MEVLANA (KS) *** Görmediğine inanmayanın,…