3 Yazı Mehmet Tüzün
Psikiyatrist

Yazar Profili »

Cinlerden Korkmak

Şubat 2015, 458 918 Görüntülenme Eklenme Tarih: 04 Ekim 2018 15:05 Mehmet Tüzün

 

Soru: Cinlerin varlığı Kuran’da açıkça ifade ediliyor. Peki ama bunun bize bildirilmesinde bir gariplik yok mu? Cinleri Allah bize neden haber veriyor? Cin korkusu yüzünden psikolojik problem yaşayan onca insan var. Hem biz cinleri görmediğimiz halde, onların bizi görmeleri, adaletsiz bir durum değil mi?

Cevap:

1: Kuran hem insanlara, hem de cinlere hitaben inmiş bir kitap olduğu için, cinlerden de bahsetmesi ve onlara da seslenmesi gayet doğaldır.

2: Cinlerin de (insanlar gibi) iyisi de vardır, kötüsü de. Hepsini şeytan gibi görmek hatadır. Hatta bazı cinler, sevdikleri insana yardım edip onu korurlar bile.

3: Cinlerin ‘ifrit’ gibi pek az bir kısmı insana zarar verebilecek güce sahiptir. Çok büyük bir çoğunluğu, bizim için risk teşkil etmez. Evde beslenen bir kedi gibi bile farz edebilirsiniz.

4: Zaten onların bizi görmeleri de genel bir kural değildir. Faraza öyle olsa bile, bir önceki maddeyi hatırlarsak, sıradan bir cin, sizi istese de öldüremez. Ama bir insan istemeden bir cinin ölümüne yol açabilir. O yüzdendir ki “Sizin onlardan korktuğunuzdan daha fazla, onlar sizden korkarlar.” denilmiştir.

Hatta bazı insanlar onların adını anmamak için “3 harfliler” deyince, hep şu espriyi yaparım: “Belki de cinler de bizden korkmalarından dolayı bize ‘5 harfliler’ diyorlardır.”

İşte biz, güç farkı sebebiyle bilmeden onlara zarar verebildiğimiz için, Allah onlara bizi bazen görebilme yeteneği vermiştir ki, kendilerini korusunlar.

Mesela bir filin bir kertenkeleyi görmesi zordur. Zaten pek gerekmez de. Zira o ufak hayvanın file zarar vermesi imkansız gibidir. Ama bir kertenkele, fili mutlaka görür. Zira fil fark etmeden onu ezebilir.

Benzer biçimde, insan en son yaratılan ve manevi potansiyeli en yüksek canlı olduğu, cinler ise insana kıyasla daha basit ve zayıf oldukları için, biz genellikle onları görmeyiz, ama onlar bazen bizi görebilirler. Bu da Allah’ın rahmet ve hikmetinin bir diğer tecellisidir.

Ama farz edelim ki konumuz, ‘ifrit’ denilen tehlikeli kısım için olsun; korkmakta haklı olalım. Unutmayalım ki, bu dünya Cennet değil, bir sınav meydanıdır. Burada hiç bir sorun olmasaydı, ne sınav olurdu, ne de kimse Cennet’i isterdi. Tabii ki sınav meydanında bazı sıkıntılar, tatsızlıklar, korkutucu veya üzücü şeyler olacak.

İnsan ise, maddi ve manevi yönden kırılgan ve hassas bir varlık. Buna karşılık, birçok şey onu üzüyor, korkutuyor. İşte bu halden tek çıkış yolu var: Zayıflığını ve muhtaçlığını kabullenip, sonsuz kudret ve rahmet sahibi Rabbine sığınmak.

Bu amaçla da Allah bu dünyada insanı tedirgin edecek, korkutacak nice şeyler yaratmış; depremler, yangınlar, hastalıklar gibi. Ta ki insan, Rabbine sığınsın, küçük bir firavun gibi değil, gerçek bir kul gibi yaşasın.

Örneğin bir hadiste Peygamberimiz (asm) dünyanın sonuna doğru, yani ahirzamanda, eski devirlerde olmayan yeni hastalıkların çıkacağını haber vermiş. Nitekim AIDS, Domuz Gribi.. gibi yeni hastalıkları görüyoruz. İşte bunun bir sebebi de şu olsa gerektir ki, tıp ilerleyip, bilinen hastalıklara çözüm bulunduğunda, insanlar gevşekliğe kapılmasınlar ve etraflarında daima Allah’a sığınmalarını netice verecek, tedirgin edici hastalıklar bulunsun.

Cin konusu da aynen bunun gibidir. Normalde bizim görmediğimiz, ama bazen bizi görebilen ve nadir de olsa bize zarar verebilen cinlerin Kuran’da haber verilmesi de, insanı gevşeklikten kurtarıp Rabbine yöneltmeye yarar diyebiliriz.

Hatta şeytanın yaratılması bile, benzer bir hikmet içerir. Allah şeytanı, insan ondan Allah’a sığınsın diye yaratmıştır bile denilebilir.

Bir de tersini düşünelim. Farz edelim ki şeytan yaratılmamış, cinler yok, hastalıklar yok, felaketler yok, herkesin keyfi yerinde. Bu konumdaki insanlar Allah’a yönelir miydi acaba? Yoksa “Her şey yolunda, sorun yok, yardım gerekmez. Ben kendi işimi hallederim.” gibisinden bir küstahlığa mı düşerlerdi?

Kısacası, Allah her işini hikmetle yapar. İlk anda kötü gibi görünen olaylarda bile sonsuz rahmeti tecelli eder. Ve onun korumasına sığındıktan sonra, ne cinler, ne şeytanlar insana bir zarar veremezler.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Beynimizin ne kadarını kullanıyoruz?

Yaygın bir söylenti vardır, bilirsiniz: “İnsanlar beyinlerinin çok az bir kısmını kullanıyormuş. Einstein bile ancak %5’ini kullanmış. %100’ünü kullansak, kim bilir neler yapardık?” Acaba bu doğru mu?

Devamı »

Cinlerden Korkmak

İnsan, maddi ve manevi yönden kırılgan ve hassas bir varlık. Buna karşılık, birçok şey onu üzüyor, korkutuyor. İşte bu halden tek çıkış yolu var...

Devamı »

Her Şakada Bir Gerçek Vardır

Mizah, ruhsal savunma mekanizmalarından biridir. Yani kişi, kendisinde gerilim oluşturan ve açıkça ifade etmesi de uygun olmayan bazı düşüncelerini, şaka görüntüsü altında ifade edip, kısmen rahatlamaya çalışır. Tabii bu süreç genellikle bilinç dışı olarak gerçekleşir. Yani şahıs, neden öyle bir şaka yaptığının, bu şakayla hangi saklı düşüncesini dile getirerek rahatladığının farkında değildir çoğunlukla.

Devamı »