ARAMA SAYFASI

Şubat 2015

post-title

Şubat 2015, 458

Abone Olun

 

Merhaba değerli Zafer okuyucuları ve sevgili dostlar…

Rabbimize hamd ederiz; bir Şubat sayısıyla yine beraberiz. Gündem belli... Peygamber Efendimiz (asm) ile alâkalı. Biz de sayfalarımızdan bir kısmını bu konuya ayırdık.

Dünyada her insan için onu sevebilmek en yüce bir mertebe, en yüksek bir saadettir. 

Ona gönül verebilmek, o nur ile aydınlanabilmek, onun izinden gitmek, servetlerin en büyüğüdür. Onu sevebilmek, sonsuz bir mutluluğun da kaynağıdır. 

Çünkü onu sevebilmek, kâinatın yaratanının habibini, en sevgilisini sevmek demektir.

O ki; bu görünen varlık o yüzden var, biz o yüzden varız. 

Yaratılışın mayası olan muhabbet, sevgi, Onun nurundan alınmıştır. 

Yaratılış incisinin adı Muhammed’se, soyadı muhabbettir. 

Kâinatın hamuru olan muhabbet onun nuruyla yoğrulmuştur. Kâinat ağacı, o meyvenin en son ve en mükemmelini yetiştirmek üzere kurulmuştur. Onun içindir ki bütün varlıklar, onun gelişini beklemiş; o gelişle, o şanlı şerefli teşrifle kâinat nura ve rahmete gark olmuş, gerçek manasına kavuşmuştur. 

Onsuz sevgiler, azaptır, hüsrandır. Onun muhabbet nurundan mahrum bir bakış kâinatı birbirine düşman eder, kâinatın varlıklarını birbirine ecnebi ve yabancı görür ve gösterir. Ölümü, hayatı anlamlandıramaz. 

Efendimiz Muhammed’in muhabbetiyle dolu olan kalpler, sevgisiyle sürmelenmiş olan gözler, kâinatı ibadet eden, nurlar içinde bir mescit gibi görürler. 

Orada her şey uyumludur, sürurludur, birbirini anlayan kardeşler topluluğudur. O bakışta, sahipsizlerin, yetimlerin acıklı manzarası yoktur. 

Onu sevebilmek, ondan ümit kesmemektir. 

Onun engin şefkatine iman etmektir. Onu sevmek, onun nübüvvet şerefiyle şereflenmiş eliyle bir nevi biat etmek, bir nevi bağlanmaktır. O ele sıkıca sarılmaktır, Ondan gayrısından da yüz çevirmektir.

Onu sevebilmek, o sevgiyi gönüle taç yapabilmektir, yalnız o sevgi için sevmektir. Onu sevmek, “Anam babam sana feda olsun yâ Rasulallah” demektir. Onu sevmek, “Kıtmiri olmak, bence şahlıktan daha yüce” diyenleri sevebilmektir.

Onu sevebilmek, Sultan I. Ahmed gibi: 

“N’ola tacım gibi başımda götürsem daim,

Kadem-i pâkini ol hazret-i şâh-ı Rüsûl’ün.” diyebilenleri sevmektir.

Hiç muhabbetle Muhammed’i (asm) ayrı düşünmek mümkün mü? 

Evet, ayrılamaz onlar birbirinden. Allah sevgisine, Allah rızasına giden yolun ilk ve son durağı, Efendimiz Muhammed’in (asm) sevgisinden geçer. Kur’an’ın lisanıyla ifade buyrulan gerçek, şöyledir:

“Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.” (Âl-i İmran, 31)

Sevgili Peygamberimize kesin olarak uymak, doğrudan doğruya ilahi muhabbetin sırrına ermektir. Evet, madem ki muhabbetullah ona uymaktan geçiyor, öyleyse her şeyden önce Onun muhabbetini gönüle tac, Onun sünnetini hayatımıza minhac yani yol etmek gerekmez mi? Gerçek imanın yolu bu sevgiden geçer. Ki, Sevgili Peygamberimiz (asm.) da aynen şöyle buyuruyor: 

“Hiçbiriniz ben kendisine çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olmaz.” (Müslim, İman: 69.)

Sevgi bir kalp işidir denilebilir. Evet, ama iradesiyle, Onun sevdiği tarzı, sünneti, sair sevdiklerine tercih edebilmek, Ona karşı sevgiyi de böyle göstermekle ispat edebilmektir. Gerçek sevgi, sevilene benzemeyi, ona uymayı, sair sevgilileri ona tercih etmemeyi gerektirir. 

Öyleyse Onun sünnetini nefsimizin arzuları üstüne çıkarıp, onu her şeyden çok sevdiğimizi bu iman ile de ispat etmeliyiz. Evet, Onun sevdiklerini, Onun tarzını benimsemek ve bu sevgiyle dolmak gerçek imanın gereğidir, mutluluğun caddesidir. 

Şu felâket ve helâket asrının karanlıklarında kalmış insanlığın gönlüne o sevgiyi, ruhuna o muhabbeti duyur ey Rabbimiz. O manevi cemallerin cemaliyle de gönüllerimizi ferahlat ey Rabbimiz... Bizi bu sevgiyle yaşat, bu sevgiyle dirilt, bu sevgiyle haşreyle. Onun şefaatine nail, sevgisini cümlemize nasip eyle Allah’ım. 

...

Sevgili dostlar, Peygamber Efendimiz Resul-i Ekrem’e (asm.) gönüller dolusu, alıp verdiğimiz nefesler adedince, kâinattaki mahlûkat adedince, zerreler adedince salât-u selam olsun.

Onun sevgisi ve nuru kalblerde ebediyen parlayacak ve Allah nurunu tamamlayacaktır.

...

Zaferimizin abone mevsimi bütün heyecanıyla devam ediyor. Sizlerden ricamız, bu güzel sayıları, bilhassa Peygamber Efendimiz (asm.) ile ilgili yazıların yer aldığı Şubat sayımızı ihtiyaç duyulan yerlere ve gönüllere ulaştırmanızdır. Bu sevgiden mahrum kalanları haberdar etmenizdir.

Çoğalalım, büyüyelim. Allah rızasına birlikte erelim inşaallah. 

Evet, her daim davetimize kulak verdiniz, bizi hiç yalnız bırakmadınız. Bu yıl da bir ve beraber olacağımıza inanıyoruz. Size kalbî teşekkürlerimizi arz ediyoruz ve dualarınızı bekliyoruz. İnşaallah bu yıl da yeni aboneler yaparak Zaferimizin bayrağını burca taşıyacağınıza gönülden inanıyoruz. 

Severek okuyacağınız bir Zafer sayısı var elinizde.

Hem eski dostlarımıza, hem gençlerimize ve hem de öğretmenlerimize görevler düşüyor. El birliğiyle gayret edelim inşallah. 

Haydi… Sevgi ve rahmet sağanağı altında el ele, gönül gönüle yeni kalplerin fethine çıkalım. 

Bizden hareket, Mevla’dan bereket…

Allah’a emanet olun…

 

 

Dergideki Yazılar