2 Yazı Dr. Şahin Bey

Yazar Profili »

Yeniden Dirilişi Bekleyen Tohumlar

Şubat 2015, 458 189 Görüntülenme Eklenme Tarih: 04 Ekim 2018 14:37 Dr. Şahin Bey

 

Kış soğuklarında toprağın altında kalan tohumlar acaba bu şiddetli soğuklardan nasıl korunuyorlar?

Bitkiler, zor koşullarda yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayacak uyku ya da dinlenme (dormansi) durumu denilen özel bir mekanizmaya sahiptirler. İçinde koca bir ağacı saklayan tohumlar da, zor şartların oluştuğu dönemlerde metabolizma faaliyetlerini azaltarak yani bir anlamda uykuya geçerek daha dayanıklı bir hal alırlar.

İnsan düşünmeden edemiyor: Toprak altında yarı ölü vaziyette bekleyen tohumlar, şartların kötüye gittiğinden nasıl olup da haberdar olmakta ve önlem almaktadırlar? Saati ve duyu organları olmayan toprak altındaki bu tohumlar uyanma vaktinin geldiğini nasıl hesaplamaktadır? Evrimciler, bitkilerin zor koşullarda yaşamalarını sağlayan bu özelliklere sahip olmalarına “Bitkiler istenilmeyen dönemlerde yaşamlarını garantiye almak için mekanizmalar geliştirmişlerdir” gibi gülünç bir açıklama getirmektedirler.

 

Dormansinin bilimsel açıklaması

Dormansi denilen bu olayın gerçekleştirilmesinde absisik asit (ABA) adlı bir hormon rol alır. Allah’ın bitkilere bahşetmiş olduğu bu hormonun varlığı sayesinde tohum içinde fonksiyonlar yavaşlar; tohumun dokularındaki su miktarı azalır, hücrelerinde solunum minimum seviyeye çekilir. Bu aşamada ne beslenme ne de büyüme olmaz. Öyle ki on yıllarca hatta yüz yıllarca uyku durumunda kalan ve sonra filizlenen tohumlar vardır.

 

Derin bir uyku mu yoksa sırlı bir hazırlık mı?

Uyku durumundaki tohumlarda canlılık faaliyetleri tamamen durmamıştır aslında. Bu evrede, sonbaharda ekilen tohumların baharda çimlenip yeşermesi için uzun kış mevsimi boyunca toprak altında olağanüstü gizli bir hazırlıklar yapılmaktadır. Dormansi, tohumun toprak altına girip zahiren ölüp çürüdüğü; gerçekte ise bir sümbülün hayatına yoğrulduğu bir süreçtir.

Bu kış şartları tohum kabuklarını zayıflatıp çatlatmakta ve filizlenmeye hazır hale getirmektedir. Kışın zahirî yüzü soğuktur, ama batinî yüzü rahmet ve büyük nimetlere hazırlıktır. Çünkü kış olmadan toprak altında bulunan tohumlar çatlayıp sümbüllenemezler; dolayısıyla bahar da olmaz.

İnsanoğlu tabiatı gözlemleyerek tohumlardan ders çıkarmış olmalı ki, kendisi de tabiatı taklit ederek soğuk (ıslak) katlama denilen yöntemi keşfetmiştir: Genellikle uyku ihtiyacı gösteren tohumlarda, tohum kabuğunun geçirgensizliğinden kaynaklanan engelleri aşmak amacıyla tohumlar; soğukta (1-40C) ve rutubetli, fakat iyi havalanabilen kum, turba, yosun gibi ortamlarda tutulur. Böylece tohumlar çimlenmeye hazır hale getirilmiş olur.

İnsanoğlu bu bilgiyi keşfederken Allah’ın verdiği akıl nimetinden istifade etmişler. Peki beyni ve aklı olmayan tohumların, uykuya geçmesini sağlayacak bir sistemi keşfetmesi, bu mekanizmayı kendi içinde kurması, sonra da bunun için gerekli olan genetik bilgiyi kodlayarak bunu hücrelerine yerleştirmesi ve bu bilgiyi gelecek nesillere aktarması nasıl mümkün olur? O halde tohumlardaki tüm bu işlerin, sonsuz bir ilim sahibi, Hakîm ve Müdebbir bir zat tarafından yapıldığını kabul etmek aklın gereğidir.

Bu noktada son söz olarak Kur’an’ı dinleyelim ne diyor: “Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.” (Vakıa Suresi, 63-65)

 

***

 

SPOT:

Bediüzzaman Hazretleri çekirdeğe verilen “manevi cihazattan” söz eder ve o cihazlarını toprak altında bazı pis maddelerle uğraşarak zayi etmediği takdirde hava âleminde bir ağaç olacağını nazara verir. “Evet, insan bir çekirdeğe benzer. Nasıl ki o çekirdeğe kudretten mânevî ve ehemmiyetli cihazat ve kaderden ince ve kıymetli program verilmiş; tâ ki toprak altında çalışıp, tâ o dar âlemden çıkıp, geniş olan hava âlemine girip, Hâlıkından istidat lisanıyla bir ağaç olmasını isteyip, kendine lâyık bir kemâl bulsun… Eğer o istidad çekirdeğini İslâmiyet suyu ile, imanın ziyasıyla ubudiyet toprağı altında terbiye ederek, evamir-i Kur’aniyeyi (Kur’anın emirlerini) imtisal edip (yerine getirme) cihazat-ı maneviyesini hakikî gayelerine tevcih etse (yönlendirse), elbette âlem-i misal ve berzahta dal ve budak verecek ve âlem-i âhiret ve Cennet’te hadsiz kemalât ve nimetlere medar olacak bir şecere-i bâkiyenin (baki bir ağacın) ve bir hakikat-ı daimenin (devamlı hakikat) cihazatına câmi’ (kapsayan) kıymettar bir çekirdek ve revnakdar (parlak) bir makine ve bu şecere-i kâinatın mübarek ve münevver bir meyvesi olacaktır.”

***

“Kış geldi; bitkilerin kıyameti koptu. Havalar soğuyunca İsrafil’in suru öttü. Ağaçlar yapraklarını döktü. Bu bitkiler ilkbaharda neşrolacaklar. Bahar gelince yaprak yaprak, çiçek çiçek dirilecekler.”

— Hekimoğlu İsmail



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yeniden Dirilişi Bekleyen Tohumlar

Kış soğuklarında toprağın altında kalan tohumlar acaba bu şiddetli soğuklardan nasıl korunuyorlar?

Devamı »

Dünya’nın En Büyük Böcekleri: Titan ve Golyat

Yeryüzüne bir sergi olarak baktığınızda, buradaki her canlının pekçok ilginç ve sanatlı özelliklerini fark edersiniz.  Ancak bu özel sanatları görebilmek ve hayran olmak için onlara “Allah’ın eserleri” olarak bakmak gerekir. Yoksa ne kadar sanatlı olursa olsun bir şeyi “kendi kendine olmuş” ya da “tesadüfen ortaya çıkmış” bir şey olarak görmek, o şeyi değersizleştirir, ondaki ince sanatları görmeye ve sanatkârını tanımaya engel olur. 

Devamı »