82 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Ya Zalimler?

Ağustos 2013, 440 121 Görüntülenme Eklenme Tarih: 08 Mayıs 2020 09:20 Ömer Sevinçgül

 

“Bazı kötü insanlar nice masumların kanını akıtıyorlar. Kimilerinin malları ellerinden alınıyor. Kimileri eziyor, kimileri eziliyor... Sonra hepsi ölüp gidiyorlar...”

 

Evet, dıştan bakılınca bir aksaklık var gibi görünüyor. Fakat tek yönlü bir düşünme biçimi bu, hayatı sadece dünyadakinden ibaret sanma yanılgısı. Halbuki yaratıcı irade, bir imtihan sahnesi olan dünya sahnesini kapadıktan sonra, herkesi ameline göre yargılar, zalimlere ceza, mazlumlara mükâfat verir. Zalimleri “ateş azabı” bekliyor. Mazlumlara, zulüm görenlere, haksızlıklara maruz kalanlara, şu fani dünyalarına bedel ebedi bir cennet var. Orada öyle ödüller hazırlamış ki hayal etmek bile mümkün değil. 

Eğer bir masum için hazırlanan nimetler ve sonsuz saadetler gösterilmiş olsaydı, her insan, “Keşke ben de bu musibete uğrasaydım da bu nimetlere erişseydim!” diyecekti. 

Bir felaket sonucu ölen mümin hükmen şehit sayılıyor. Şehitlik ise en büyük nimetlerden biridir. Mümini bir dakikada evliyalık makamına çıkarır. Zulme maruz kalan kişi günahkâr bir mümin ise gelen musibetten dolayı arınır da gider bu dünyadan.

Bir zulüm sonucu öldürülen masum kişi, fani bir hayatı kaybeder ama ebedi bir hayat kazanır. Bir altın harcayıp milyar altın kazanana yazık denilmez. Bu vesileyle verilen mükâfat sonsuzdur. 

Mesela, zalimler tarafından öldürülen çocuklar var. Zahiren şer görünür, pek çirkindir. Oysa perde arkasında nice güzellikler saklı. O çocuklar büyüyünce kim bilir ne hale gelecekti, bunu bilmiyoruz. Fakat masum zamanlarında ölmekle büyükler gibi ebedi bir cenneti kazandılar, bundan büyük lütuf mu olur! 

O çocuk bir anne babanın evladıdır ama aynı zamanda Rahmanın kuludur. Allah onu yoktan yaratmış, hayat vermiş, ömrü boyunca nimetlerle beslemiş. Benim, senin, hatta anne babasının ona olan merhameti bir ise Rabbininki bindir. Takdir onundur, verir de, alır da. 

Annesi ve babası, sabretmek şartıyla, dünyadaki geçici ıstıraplarına bedel, ebediyen rahat edecekler. Faniyi verip bakiyi alan, azı verip çoğu kazanan elbette kârdadır.  

Kötülükler yapan zalimler ise öyle cezalar görecekler ki, adalet hissimiz tam tatmin olacak. İmanı kâmil olan kişi bunu bildiği için daha dünyadayken rahat eder, çünkü kabir ve cehennem azabını düşünür, düşmanından intikamını almış gibi olur.

Dünyada da ceza olsun elbette, bin can ile isterim, ama cehennem azabının yanında insanın verdiği ceza nedir ki!

 

 


Ağustos 2013, 440 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Heme Ez Ost!

Diyorsun ki: “Tümtanrıcılık diye bir terim var. ‘Tanrı evrende içkindir’ falan diyorlar. Her varlık onun parçasıymış sanırım. Edebiyat dersinde bir şeyler anlatmıştı hoca. ‘Dalga ayrı görünür ama denizdendir’ falan gibi bir laf etmişti. Düşündüm, içinden çıkamadım. Ne demek istiyorlar?”

Devamı »

Keşke!

Keşke her şey güzel olsaydı! Kötülük hiç olmasaydı! Şeytan geberseydi. Hayat ne güzel olurdu! Madem yaratıcının bütün isimleri güzel, eserlerinin de tamamen güzel olması gerekmez mi?

Devamı »

Alzaymır

Bir Almanya dönüşü yolda tanışmış, sohbet etmiş, samimi olmuştuk. Yaşı yetmişin üzerindeydi. Bir ömür Almanya’da çalışmış. Karısı ‘alzaymır’ hastasıymış. Hafızasını kaybetmiş. “Ne zaman başladı?” diye sordum.

Devamı »

Tesettür Farz Mı?

Her Müslüman kadın bilmeli ki, başı ve bedeni örtmek farzdır.

Devamı »