ARAMA SAYFASI

Kangurular

Kangurular

Kangurular, hayvanlar aleminin memeliler kategorisinde “keseliler” diye bilinen sınıfına mensup sempatik hayvanlardır.

 

KANGURULAR, hayvanlar aleminin memeliler kategorisinde “keseliler” diye bilinen sınıfına mensup sempatik hayvanlardır.

Kangurugiller birbirinden farklı habitatlarda yaşar. Çalılık bölgelerde yaşayanlar, dağlık bölgelerde yaşayanlar ve hatta ağaçlarda yaşayanları bile vardır. Genelde geceleri hareketli olurlar, ancak bazı zamanlarda gündüzleri de görünebilirler. 50’den fazla kanguru türü vardır. Ağırlıkları ise, 0,5 ile 90 kilo arasında değişir. Genelde Avustralya’da yaşarlar.

 

HAREKET ETME

 

Kanguruların vücutlarının ön yanları, arka yanlarından daha zayıf yapıdadır. İnce ve oynak olan ön ayakları, el görevi yapar. Kangurular gereken hıza göre iki farklı ilerleme yöntemi uygular:

Yüksek süratte arka bacakları ile hoplayarak ilerlerler. Kuyruk havada kalır ve dengeyi sağlamak için kullanılır. Bu şekilde saatte 50 km hıza ulaşabilirler. Dev kangurular her hoplayışlarında 3 metre atlayabilirler. Hatta hızlarını artırırlarsa, bu sıçrayışın 9 metreye kadar çıktığı söylenir. Yavaş ilerlerken dört ayaklarının tümünü ve kuyruklarını kullanırlar.

Ağaç kanguruları hoplamaz ama çok iyi tırmanır. Kısa kuyruklu olan türlerden Quokka’lar ve Filander’ler daima dört ayak üzerinde gider.

Asya’da, doğada çift toynaklıların doldurduğu yeri Avustralya’da kangurugiller doldurur. Hatta sindirim sistemleri bile onlarınki gibi, özel mikroorganizmaların yardımı ile zor sindirilen bitkileri, bölünmüş mide odalarında sindirmeye uygun yaratılmışlardır. Hatta bazen geviş getirirler. Bu güçlü sindirim sistemi verimsiz bölgelerde de yaşayabilmelerini sağlar.

 

ÜREME

 

Kanguru dışındaki memelilerin yavruları, doğar ve dış dünyayla karşı karşıya kalırlar. Oysa kanguru yavrusu, kundaktaki bebek gibi, adeta bir cep hükmünde olan kesede aylarca kalır. Anne kucağına hasret kalmaz yani.

Dişi kanguruların, keseleri içinde dört memeleri vardır. Dişi, sadece tek bir yavru doğurur, nadiren de iki.

Bütün keselilerde olduğu gibi kangurugillerde de gebelik kısa sürer, 20 ila 40 gün. Yeni doğan yavrular, henüz dış dünyada yaşamaya hazır değillerdir. Yavru, doğduğunda ancak 2 cm büyüklüğünde ve yaklaşık 1 gram ağırlığındadır. Hatta kör, sağır ve kılsızdır. Ciğerleri, beyni, böbrekleri, duyu ve üreme organları henüz tamamlanmamıştır. Ancak kendisine acilen lazım olacak şeyler, kusursuz olarak iş görecek şekilde verilmektedir. Mesela ön ayak kasları ve parmaklarının tırnakları, annesinin postunu yakalayacak ve keseye tırmanarak kendisini keseye yerleştirebilecek güçtedir.

Yavru doğduğunda içi sıvı dolu bir zarın içindedir. Daha sonra bu zarı yırtar ve annesinin tüylerine tutunarak kesenin içine tırmanır. Annesinin memelerinden birine asılır. O memeyi 2-3 ay boyunca ağzından bırakmaz. Yaklaşık 6 ay sonra ilk kez keseden dışarı çıkar. 8 aylık olunca artık keseye sığmayacak kadar büyümüş olur. Bundan sonra süt emebilmek için artık kafasını kesenin içine sokması gerekir, çünkü kanguru yavruları 1 yaşına kadar süt ile beslenir.

 

NABZA GÖRE ŞERBET

 

Şimdi size inanılmaz gelecek bir gerçek: Devamlı olarak gebe kalan anne kanguruların süt bileşimi, insanlarda da olduğu gibi, emzirme süresi boyunca sürekli olarak değişir.

Doğumdan sonraki ilk zamanlarda renksiz ve berrak bir sıvı iken, giderek beyazlaşmaya ve gerçek süt görünümü almaya başlar. Önceleri çok az olan yağ oranı yavaş yavaş artar. Bu zaten düşünen bir insan için yeterince mucizevi bir durumdur. Ama daha fazlası vardır, bir mucize daha selamlar bizi. Bu noktada son derece ilginç bir hadise ile karşılaşılır.

Anne kanguru daima gebe olduğundan, bazen birkaç aylık yavruları süt emerken tekrar doğum yaparlar.

Peki, bu durumda ne olacaktır?

Daha büyük yavruların içtikleri sütün terkibi, küçüklerin içtiğinden farklı olduğuna göre, aynı memeden en son doğmuş olan yavrunun süt içmesi, onun bünyesine ağır gelecektir. Bütün memelerden gelen süt, eğer yeni doğan yavruya göre olsa, bu sefer de büyük yavruların vücutlarına uygun olan yağlar bu sütte bulunmadığından, onları zayıf düşürecektir.

İşte bu noktada, yarattıklarına sonsuz bir merhametle muamele eden bir kudretin ve rahmetin tecellisi açıkça görülür: Kangurunun memelerinden eski yavrular için ayrı, yeni yavrular için ayrı terkiplerde süt akmaya başlar.

Bu “nabza göre şerbet verme” olayını bir kangurunun düşünebilme imkânı var mıdır? Anne kanguru bu işlerde fail midir, yapılan işlere seyirci midir? Düşünebilse bile, vücudundan süzülüp gelen farklı terkiplerdeki sütlerin hangi özelliklerde olacağını nasıl ayarlayacaktır?

Bu arada, yeni doğmuş olan 1,5 gramlık kör ve sağır kanguru yavrusuna, hangi memenin ona ait olduğu da ilham edilir ve o yavru, daha doğar doğmaz, insana göre bir dağ hükmünde olan keseye, o kör, sağır ve aciz haliyle tırmanıp gider ve kendisi için hazır edilen özel terkipteki süte kavuşur.

Kâinattaki rahmet tecellilerinin bu akıl almaz örneği, mahlukatı şuursuz tabiata havale edenlerin de yüzüne vurulan bir tokattır. 

 

 

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kangurugiller.

 

SPOT:

Yeni doğmuş olan 1,5 gramlık kör ve sağır kanguru yavrusuna, hangi memenin ona ait olduğu ilham edilir ve daha doğar doğmaz, insana göre bir dağ hükmünde olan keseye o kör, sağır ve aciz haliyle tırmanıp giderek kendisi için ihsan edilen özel süt terkibine kavuşur.