Hangi aynanın kusuru güneşi lekeleyebilir ki?..
Kirli olan güneş değil, baktığın aynadır.
Kendine ayna seçerken en güzelini, en parlağını ararsın da Allah’ın dinine neden en kirli, en döküntü aynalardan bakarsın? İnsanlar tarih boyu hep yapmışlar bunu…
Allah’ın dini bir güneştir, Kur’an bir güneştir, Allah’ın Elçisi (asm) canlı bir güneştir.
Allah’ın dinini kimse lekeleyemez. Güneşe gölge düşmez…
O Allah’tır, O Subhan’dır, bütün güzellikler Ondandır. Kâinatta güzellik, kemâl, iyilik, hayır, ne kadar övgüye layık şeyler varsa, sahibi Allah’tır. Çünkü yaratanı Allah’tır (cc).
Güneşle ışığı gönderdiği gibi, topraktan sebzeleri, buluttan yağmuru, ağaçtan meyveyi, anneden yavruyu, yumurtadan kuşu o yaratıp çıkarır. Öyleyse “…bütün mevcudatta sebeb-i medih ve senâ olan kemâlât Onundur. Öyleyse, hamd dahi Ona aittir. Ezelden ebede kadar her kimden her kime karşı gelen ve gelecek medh ü senâ Ona aittir. Çünkü sebeb-i medih olan nimet ve ihsan ve kemâl ve cemâl ve medar-ı hamd olan her şey Onundur, Ona aittir.” (Bediüzzaman)
…
İnsan beşer bazen şaşar demişler ya. İnsan kusurludur. İnsanların yanlışları, hataları, suistimalleri vb ne varsa kendilerine aittir. Hüküm, ceza ve mükâfat ise Allah’a aittir. Zerre kadar iyilik de zerre kadar kötülük de karşılığını bulmayacak mı!.. Ayet var, herkes yaptığı neyse karşılığını görecek. Rahat ol, kimsenin hakkı kimsede kalmayacak. Allah (cc) gizliyi de açığı da biliyor…
Bir hasta, sahtekârlık yapan bir doktor yüzünden tedaviden vazgeçer mi, hastaneyi terkeder mi, tıp ilmine düşman olur mu? Kötülük sahibine aittir, başkasını bağlamaz.
Fırıncıya kızıp ekmeğe küsülür mü?
Öğretmene darılıp eğitim bırakılır mı?
Kusurlu olmak, cahil olmak, hata etmek, yanlış yapmak, kötülük etmek, sorumluluğunun hakkını vermemek… Bunlar hep insanların sıfatları. Kim ne yaptıysa kendisini bağlar. Babanın hatası yüzünden çocuğu suçlanmaz; çocuğun yanlışı sebebiyle babasına hesap sorulmaz. Herkes kendi yanlışının mahkumudur.
İblis, Hz. Âdem’e kızdı, onu çekemedi de şeytan oldu, cennetten kovuldu… Şimdi de aynı tuzağa Âdemoğullarını düşürüp cennete girmelerine mani olmak istiyor…
“Birisi şöyle yapmış, o böyle yapmamış, şu öyle demiş, bu bunu söylemiş… Bunun için namaz kılmıyorum… Bunların yüzünden inanmıyorum…”
Bu tutumun sana ne kazandırdı? Hiç. Onlar düzeldi mi? Hayır…
Öyleyse sen kendini cezalandırıyorsun, başkasının suçunun bedelini kendine ödetiyorsun… Kısacık bir fıkra vardı: Temel yolda senet bulmuş, hemen koşup ödemiş… Sen neden başkasının vebaliyle kendine ceza veriyorsun; onun borcunu neden sen ödüyorsun?..
Pireye kızıp da yorgan yakma. Yaktığın yorgan senin dinin, senin ebedi hayatın, senin ebedi mutluluğun, ebedi huzurun… Sen, başkasına kızıp seni ebedi kurtuluşa götürecek köprüyü yıkıyorsun. Sen ölümcül hastalığının tek devası olan ilacı atıyorsun. Sen kalbinin açlığını dindirecek tek gıdanı bozuyorsun… Sen tek sermayen olan ömrünü, bir hiç uğruna heba ediyorsun… Etme…
Bahane ettiklerinin ise bundan haberleri bile yok.
İnsana en büyük zararı yine kendisi verir. Yapma. Kendini kendi ellerinle yakma. Değerli ömrünü, duygularını böyle değersiz şeylerle heba etme…
Allah, insanı seçti; yarattıklarından hiçbirine vermediklerini insana verdi. Sen kalbindeki imanla, muhabbetinle, tefekkürünle kâinattan daha büyük, daha değerlisin. Rabbimiz buyuruyor: “O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı.” (Bakara, 29)
Âlemlerin Rabbi, senin de Rabbin olan Allah (cc), seni büyük yapmış, böyle küçültme kendini…
