TR EN

Dil Seçin

Ara

Kahramanım

Kahramanım

Geçtiğimiz yaz Katolik Kilisesi ilk Y kuşağı azizini ilan etme kararı aldı. Bu aziz, ne İncil’de ismi geçen, ne de Haçlı seferlerinde ölen biri değil.

Kilise erdemli, ahlaklı, kahramanca yaşanmış hayatları zaman zaman resmi olarak onaylar. Papa bazı istisnalar yapabilse de, aziz ilan edilme süreci aslında uzun ve zor. Fakat bu durum için hızlandırılmış görünüyor.

Aziz ilan edilecek kişi en az beş yıldır ölü olmak zorunda. Herhangi biri ile ilgili başvuru yapıldığında, bu kişi yazıları, inancı, ümitleri, iyilikleri, adaleti, cesareti açısından değerlendirilir. Eğer bunlar belli bir seviyede varsa ve doğrulanabiliyorsa Papa onaylar ve ilk aşamayı geçmiş olur.

Bundan sonra 4 tane mucize göstermesi gerekiyor. Mucizeler çoğunlukla şifa bulma ile ilgili. Eğer bir hastanın iyileşmesi ümit edilmiyor, fakat buna rağmen çok çabuk iyileşiyor ve bu bilimsel olarak açıklanamıyor ise, mucize olarak kabul ediliyor. İyileşen kişi veya akrabalarının sadece ve sadece bu azize dua etmiş olmaları gerekiyor. Bu noktada ne kadar şirk koşulduğunu bir tarafa bırakalım, böyle bir çağda bunları ispatlamak o kadar zor ki, 1983 yılında indirim yapılıp, iki mucize gösterene, iki bedava şekline getirilmiş.

Cennette bir azizin diğerlerinden farkı olacağına inanılmıyor. Fakat dünyada onların şerefine özel günler belirleniyor ve türbeler inşa ediliyor.

 

İlk Y Kuşağı Azizi Kim?

Carlo Acutis dindar bir Katolik. Harçlıkları ile evsizlere yardım edermiş. Bilgisayarları ve video oyunlarını çok sever, fakat oyunları haftada sadece 1 saat ile sınırlandırırmış. Çünkü bunun bağımlılık yapacağının farkında imiş. Küçük yaşta kendi kendine bilgisayar programlamayı ve grafik tasarımı yapmayı öğrenmiş. Bilgisayarla ilgili yeteneklerini eğlence için değil, kiliseye hizmet için kullanmış. Dini web siteleri tasarlamış ve mucizeleri kataloglayan bir veri tabanı oluşturmuş. Başka bir değişle, o modern bir aziz, internetin koruyucu azizi.

“Allah’ın ‘influencer’ı”, “cyber havari” olarak adlandırılan Acutis, 2006’da, 15 yaşında lösemiden ölmüş. 2019 yılında mezarından çıkarılmış ve naaşı Aziz Francis’in şehri olan Assisi’ye transfer edilmiş. Yüzüne ve ellerine bazı uygulamalar ile gerçeklik verilmiş. Şu anda cam bir kutuda, eşofmanı, kot pantolonu, ve spor ayakkabıları ile sanki uyuyor gibi yatıyor. Başka azizlere hiç benzemiyor. Hal dili ile mukaddesliğin geçmişte kalmış, ulaşılamayacak bir mertebe olmadığı dersini veriyor. 2020’de ilk olarak Vatikan tarafından aziz ilan edilme sürecine giren Acutis’in yeni mezarı, COVID sınırlamalarına rağmen 41,000 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Sürecin sonu olan asıl tören, 2025 yılında yapılacak. Tören için gelen çok sayıdaki gencin, güçlü bir mesaj göndereceği düşünülüyor.

 

Stratejik Hareket

Harvard Üniversitesi araştırmacıları Robert Barro ve Rachel McCleary bir bölgede Protestanların nüfusu ne kadar artarsa Katolik azizlerinin o kadar arttığını tespit etmişler. Kilise açısından ne kadar stratejik bir hareket olduğu ortada.

Birçok Katolik aile, çok fazla çocuk sahibi oluyorlar. Çoktan kastım 4, 5, 6 değil. 10, 15, hatta bazen 20’nin üstü. Bu noktada kesin bir sayıları olmasa da evlatlık edinme dahil, çocukla gelen yeni bir hayata her zaman açık olma, merkezi bir inançları. Bu, Hristiyanlığın önemli bir teması olan sevginin ve insanlara yardım etmenin en üstün formu olarak görülüyor.

Bu çok çocuklu aileler, genellikle çocuklarını okula göndermezler, oradaki kötü ahlakı almalarını ve eve taşımalarını istemezler. Durumları iyi olan ve daha az çocukları olanlar için özel Katolik okulları açılmış. Dünya çapında 200 bini aşkın Katolik okulu var. Anaokulundan başlayıp, üniversite seviyesine kadar eğitim veren bu okullar yaklaşık 70 milyon öğrenciye eğitim veriyor. Bu okullar, dinin okul sonrası aksesuar olarak yansıtıldığı yerler değil. Dua ile güne başlanan, ayinler yapılan ve ciddi İncil dersleri olan okullar.

Bunun dışında tüm dünyaya yayılmış 500 bine yakın misyoner var. Vatikan’ın web sitesi 9.703 yetimhane, 10.567 kreş, 10.604 evlilik danışma merkezi, 3.287 sosyal rehabilitasyon merkezi, 5.405 hastane, 15.276 yaşlı ve hasta evleri olduğu yazıyor.

Bu manzaraya bakılınca sayıca en fazla artan dinin Katolik dini olması gerek gibi düşünülüyor. Buna rağmen Katolik kilisesi çok büyük kayıplar yaşıyor. Hatta şu an cemaati en çok azalan din.

Elbette bu hazin sonucun pek çok sebebi var. En önemlilerinden biri Katoliklerde pek çok inancın sorgulanamaması. Kaç tane bina dikerseniz dikin, bu dönemde akla hitap edemeyen, sorgulamadan itaat etme üzerine kurulu bir dinin gençler tarafından akın akın terkedilmesi kaçınılmaz. İşte Acutis’in aziz ilan edilmesi bu noktadan önemli. Çünkü azizlerle birlikte dine karşı bir sevgi ve sempati oluşuyor, kahramanları herkes seviyor, herkes onlar gibi olmak istiyor, kendini onlarda görüyor.

 

Kahraman Hikayelerinin Problemi

Günümüzde tek kahramanlı hikayeler oldukça popüler. Toplumda yapılacak işler, gerçekleştirilmesi gerekli sosyal değişimler ile ilgili, bu hikayelerin, genel kültüre bir yansıması var:

Bir sorun varsa çok özel, olağan dışı, çok cesur, ekstra güçlü, ekstra zeki birine ihtiyacınız vardır. Kriz anında bu kişi gelir, her şeyi halleder, engelleri bertaraf eder ve her şey düzelir.

Tek kahramanlı hikayeleri içselleştirdiğimizde gündelik işler bazında yapacak pek önemli bir iş yok. Beklersiniz, beklersiniz, sonra biraz daha beklersiniz. Bir kriz çıkar. Bu sefer kahramanınızı beklersiniz. Bu kahraman tam o gerekli vakitte gelir ve her şeyi düzeltir. Siz de alkışlarsınız. Öylece bekleyip, seyredip, alkışlayarak dünyanın değişeceğine inanırız.

Sadece süper kahraman filmleri değil, bütün filmler, diziler, çizgi filmler, belgeseller hep bu senaryo üzerine kuruludur. Yetmezmiş gibi siyaset, tarih, ve din bile aynı şekilde önümüze sunulur. Dünya tarihinde ise böyle bir olay yok denecek kadar azdır.

Neyse ki bir başka olası yöntem daha var. Bu yöntem her ne kadar diğeri gibi popüler olmasa da ona göre bir artısı var: doğru olması. İnsanlık tarihinde olan değişimler hep bu şekilde olmuş. Yöntem şu: Her biri küçük işler yapan insanların, bir araya gelerek büyük işler başarması.

Tarihi süreç içerisinde meydana gelen sosyal değişimlere bu iki mercek ile de bakmak mümkün. Irkçılık ve insan hakları ile ilgili gerçek, tarihi bir olaya bu farklı bakış açıları ile bakmaya çalışalım:

Rosa Parks kısa boylu, zenci, yaşlı bir kadındı. Uzun bir günün sonunda otobüsün ön tarafında bir koltuğa oturmuş, yorgun halde eve dönüyordu. Zamanın kanunlarına göre kendisinden genç de olsa bir beyaz gelirse, yerini ona verip arkaya geçmeli idi. Bir süre sonra otobüse bir beyaz bindi. Rosa Parks öyle yorgundu ki, o an yerinden kalkmamaya karar verdi ve tutuklandı. Bu tutuklanma halk arasında genel bir huzursuzluğa sebep oldu. Eyalette boykot başladı. Sonuçta kanunlar, tüm bir millet, ve hatta dünya değişti.

Amerika’da okula giden her çocuk, olayı bu şekilde öğrenir. Bu, tek kahramanlı, birinci bakış açısıdır. Fakat ne yazık ki, birçok detayı atlar. Böyle önemli bir olayda bir sürü gerçekliği atladığınızda ise hikaye TAM doğru olmaz.

Olayın geri planı sandığımızdan çok daha derin. Öncelikle Rosa Parks sadece 42 yaşında idi. Pek de yaşlı sayılmazdı. Ve yorgun olduğu tek bir mesele vardı: eşitsizlik. Yaptığı hareket ise o anda verdiği fevri bir karar ile değildi; önceden düşünülmüş ve kararlaştırılmıştı. Ufacık tefecik bir kadının, hem de zenci bir kadının, beyazların zulmüne başkaldırabilmesini, bir dönem, insanlar ancak bu şekilde kafalarına sığdırabilmişler.

Rosa Parks terziydi, fakat aynı zamanda 1955 yılının Aralık ayında tutuklandığı o günün öncesinde insan hakları konusunda bir aktivist idi. 20 yılı aşkın bir süredir işin içinde aktif olarak çalışmaktaydı. NAACP adlı zenci kuruluşunda, 12 yıl sekreterlik yapmıştı. Üç ay önce işinden bir hafta izin alıp, yaşadığı Alabama eyaletinden kalkıp Tennessee’ye gitmiş, şiddet içermeyen aktivizm üzerine eğitim almıştı. Bu, o günlerde hayatını tehlikeye atması anlamına geliyordu.

Kadın Politik Konseyi de yine hikayenin pek anlatılmayan taraflarından biri. 200’ü aşkın kadından oluşan bu grup Montgomery, Alabama’da dokuz yıl boyunca insan haklarının nasıl iyileştirilebileceği konusunda düzenli olarak toplanıp çalışmışlardı. Boykottan 2 yıl öncesinde şehir yöneticileri ile temasa geçmiş, ve ayrımcılık kalkmaz ise bir boykot başlatılacağını haber vermişlerdi.

O sıralarda eğer beyaz iseniz, otobüse biner, biletinizi alır ve otururdunuz. Eğer zenci iseniz, biletinizi alır, otobüsten iner, arka kapıya gider, oradan tekrar binerdiniz. Bazı şoförler bu tekrar binme sırasında kapıyı kapatıp gider ve bunun komik olduğunu düşünürlerdi.

Tutuklanma Aralık ayında bir Perşembe günü saat 6:06’da olmuştu. O sırada otobüste bulunanların bazıları “Aman neme lazım, şahit yazarlar.” deyip, inip ortadan kaybolmuş, bu dram içerisine karışmak istememişlerdi. Bir kısmı ise o zamanki imkanları kullanarak bu haberi yaymışlardı. Haber Kadın Politik Konseyi Başkanı JoAnn Robinson’a ulaştı.

Robinson da telefonla haber vermesi gereken yerleri aradı ve boykotun başlaması için harekete geçti. Robinson aynı zamanda o sırada bir zenci okulu olan Alabama Eyalet Üniversitesi’nde hocaydı. Telefon ettiği yerlerden biri de okulun fotokopi odasını açmasını istediği bir görevliydi. Robinson güvendiği iki öğrencisi ile gece yarısı okula gitti. Üçü, 17.500 tane broşür bastılar. Bunu yaparken makineye 17.500 yazıp start’a basmamışlardı. 1955 yılıydı. Fotokopi makinası bir kol çevrilerek çalışıyordu. Robinson ve iki öğrencisi 4 saat bu kolu çevirmişler, çıkanları kesip, balya haline getirmişler, sonra da arabaya yükleyip bütün şehri dolaşarak Kadın Politik Konseyi üyelerinin evlerine tek tek bırakmışlardı. Üyeleri daha öncesinde, rutin toplantılar sırasında, karar almışlardı: Evlerine bırakılan desteleri herkes komşularına dağıtacaktı. Sabah yedi olduğunda bütün ev, kilise, iş yeri, ve okulların kapısında bir broşür vardı. Böylece dünyayı değiştirecek boykot başladı.

Montgomery otobüs boykotu bir gün değil, bir yılı aşkın süre devam etti ve oldukça etkili oldu. Evet boykot devlet idarecileri ve otobüs şirketi üzerinde büyük bir baskıydı ama insanlar bir yıldan fazla yine gidecekleri yere gitmeleri gerekiyordu. Birçok insan uzun mesafeleri bile yürüdü. Fakat herkes de yürüyemezdi. Bir telefon hattı kuruldu ve altı station araba satın alındı. İhtiyacı olanlar telefonla arayıp o zamanın Uber’ini yapmaya başladılar. Arabası olanlar fedakarlık edip, gidecekleri yerlere insanları götürdüler veya arabalarını verdiler. Bunların hepsi büyük çaplı bir organizasyon gerektiriyordu. Rosa Parks mı? Dünyanın en önemli dergilerine kapak olan bu kadın, günlerini nasıl geçiriyordu? O artık vazifesini yapma rahatlığı ile oturmuş kahvesini mi yudumluyordu? Hayır… İşinden atılmıştı ve bir gün içerisinde sayısız bombalama tehdidi alıyordu. Araba organizasyonu için kurulan telefon hattında gönüllü olarak telefonlara bakıyordu. Tutukluluğun hemen ardından, yine vazifesinin başına geçmişti.

İtfaiyeyi kurmak için yangının çıkmasını beklememişlerdi. Günlük işler, yıllarca süren uzun ve sıkıcı dediğimiz toplantılar, hareketin zeminini hazırlamış, daha sonrasında da etkili olmasına yardım edecek pek çok emek verilmişti. Boykot Kadın Politik Konseyi tarafından kararlaştırılmış, JoAnn Robinson tarafından başlatılmıştı. Fakat bu kadınların tamamı, hikayenin gizli kahramanlarıydı.

Böyle hareketlerin geri planındaki hikayeleri anlatmayı pek sevmeyiz. Kahraman hikayeleri hep daha ilginç ve eğlencelidir. Kesilen kısım ise aslında hikaye açısından çok ama çok önemlidir. Çünkü çoğu zaman hayatɩ hikayelerle anlamaya başlarız. Hikayelerden dersler alırız. Bilinçli ya da bilinçsiz… Sonra ona göre kararlar almaya başlarız. Hikaye öğretir bize hayatın nasıl işlediğini… Hikayeyi yanlış anlatınca yanlış ders alırız ve yanlış kararlar veririz.

Birinci mercekte, yani tek kahraman bakış açısı ile hikayelere bakarsak bize pek iş düşmez. Sizi bilmiyorum, ama ben her sabah kalktığımda kendimi kahraman gibi hissedemiyorum. Ben Rosa Parks, Ghandi, Yavuz Sultan Selim olamam. Ne yapabilirim ki? Aslında beynimin içinde benimle konuşan, işte bu kahraman mercekli hikayeler. Ne de olsa dünyayı bu çok zeki ve çok kabiliyetli, özel insanlar değiştirebilir. Yani sıradan insanlar değil… Yani ben değil…

İkinci mercek ile baktığımızda ise mutlaka bir vazifemiz olur. Önce dünyayı hangi noktadan değiştirmek istediğimizi buluruz. Sonra benzer düşünen insanlara katılırız. Bu her zaman kocaman bir grup olmaz. Birkaç kişi de bir araya gelebiliriz.

Evet dünyayı kurtaramayız, düzeltemeyiz de. Ama ister kabul edin ister etmeyin hepimiz, ne yapıyorsak yapalım, bir değişiklik meydana getiriyoruz. Dünyada olup da bir şeyi değiştirmemek mümkün değil. Sadece neyi nasıl değiştireceğimize karar vermeliyiz. Ve bizim gibi sıradanlar için değişim, küçük dediğimiz, sıkıcı dediğimiz, belki zor bulduğumuz işlerde saklı.

İslamiyet Hazreti Erkam’ın evindeki bir avuç fakir insanla başladı. Üstad Bediüzzaman’ın Barla’daki ilk talebeleri kendi evi, bağı ile uğraşan yine çok az sayıda mütevazi insanlardı. Fakat tüm dünyaya yayılan bir hizmetin çekirdeği oldular.

Daha sonraki talebelerinden Mustafa Sungur abi Kastamonu’nun mütevazi bir köyünde doğmuş, hizmetleri ile binlerce insanın hidayetine vesile olmuş bir kahraman. Fakat bu kahramanın arkasında onun yedi çocuğunu büyüten, hayvanlara bakan, tarlada çalışan, sabahlara kadar dikiş diken, Üstad hz’nin kendisine bir seferinde “Seni geçti.” dediği, eşi Emine teyze, benim için daha da büyük bir kahraman.

Kahramanlar sadece pelerin ve tight giyen, süper güçleri olanlar değil… Hatta illaki cesur olanlar da değil… Bu noktadan Kilisenin bu sefer, az da olsa, hakikatin bir ucundan tuttuğunu düşündüm. Bir ihtiyacı gören, kendini unutup, başkalarının yapamayacağı değil, yapmadığı bir işi sabırla yapan ve devam ettirenler… O yüzden de her yerdeler. Daha çok kahramanlarım var benim:

Çocuklarının karnını doyurmak, onlara iyi bir eğitim vermek için bir gün zarfında trafikten, aksi insanlara kadar sayısız zorluk içinde her gün işinin başındaki anne babalar,

Hatası ile kusuru ile sevip on yıllarca birbirine destek olan samimi arkadaşlar,

Zenginlikte, fakirlikte, hastalıkta, sağlıkta, iyi ve kötü günde hayat arkadaşını bırakmayan eşler,

Öğrencilerin bütün yaramazlık ve tembelliklerine rağmen her sabah aynı gayretle sınıfının başındaki öğretmenler,

Ergen oğlunun aşırılıklarına, kızının pabuç kadar diline rağmen her gün yemeği sevgiyle, güler yüzle hazırlayan anneler,

Ne kadar hızlı olursa olsun, asla yenemeyeceği, fethedemeyeceği tozu, çamaşırı, bulaşığı, yemeği her gün cesurca göğüsleyen ev hanımları…

Bir gün, iki gün, üç gün değil, birkaç yıl değil, on yıllarca, her Allah’ın günü, vazife aşk ve gayreti ile yola devam edenler. Ne iş yaparsa yapsın, ne olursa olsun, yaptığı işin en iyisini yapan, sabır ve sebat edenler…

Beş vakit namazla beraber, ebediyette geçer akçe olacak bu işler cihad değilse, sabır bu değilse nedir? Gerçek bir savaşta Allah Allah diyerek düşmanın önüne atlayıp birkaç dakikada canını teslim etmekten bile daha zor, daha kahramanca değil mi? “Her gördüğünü Hızır bilmek” bu insanlar nedeni ile olamaz mɩ?

Süpermen gibi olağanüstü özellikleri olan bir kahramanı bile bize bağlayan aslında Clark Kent kişiliği değil midir? Süper güçlerle süper işleri, bu sıradanlığı içerisinde yapabilmesi… Bizden birisi olması… Bize örnek için Allah peygamberleri gönderirken de “Sizin içinizden” demiyor mu?

Amerikalıların güzel bir sözü var: “Bir çocuğu yetiştirmek için bir köy gerek.” Şimdiki köy çok genişledi… İnternet de işin içine girdi. Fakat kimse çocuğunun kahramanını TikTok’tan veya ünlülerden seçmesini istemiyor. Yakın çevrede yaptığı işin en iyisini yapan, sözünün bir değeri olan, ağzından yalan çıkmayan, azimli kahramanların içinde güzel çocuklar yetişiyor. Sözün geldiği kaynağa göre söz kuvvet buluyor. Böylelerin topluma etkisi daha bir farklı oluyor.

Elbette ki tertemiz, güzel okullarımız da olsun ve okul ve çevre birbirini tamamlasın ve doğrulasın. Çocuklar birinden diğerine girdiğinde sudan çıkmış balığa dönmesinler, ikili bir kişilik yaşamasınlar. Hangisini seçecekleri konusunda kararsız kalmasınlar.

Bediüzzaman hz’nin hem dini ilimleri hem de fen ilimleri okutan bir okul hayalini yıllarca kurmasına ve bunun için çok çabalamasına rağmen, kader planında, bütün Anadolu, hatta şu anda dünya çapında Medresetüz-zehra şeklinde duasının kabul olmasında bizler için de farklı mesajlar olmalı.

Kim bilir, bir kralın kızı olmasak, süper güçlerimiz olmasa da, belki yine birilerinin isimsiz kahramanı olabiliriz.

 

Kaynaklar:

1. https://www.vaticannews.va/en/pope/news/2024-07/consistory-cardinals-carlo-acutis-martyrs-canonization.html

2. https://www.usccb.org/offices/public-affairs/saints

3. https://uscatholic.org/articles/201112/why-does-the-church-require-miracles-for-sainthood/

4. https://www.npr.org/2020/10/12/923040054/15-year-old-computer-whiz-who-died-in-2006-could-become-first-millennial-saint

5. https://www.americamagazine.org/faith/2020/11/20/blessed-carlo-acutis-saint-relics-millennial-miracle

6. https://www.npr.org/2024/05/24/nx-s1-4978768/london-born-teen-to-be-made-saint-for-spreading-church-teachings-on-internet

7. https://www.cnn.com/2024/05/25/europe/carlo-acutis-mother-sainthood-pope-francis-intl/index.html

8. https://www.britannica.com/biography/Carlo-Acutis

9. https://www.lisboa2023.org/en/bl-carlo-acutis

10. https://www.cnn.com/2024/05/24/europe/carlo-acutis-first-catholic-millennial-saint-intl-scli/index.html

11. https://www.npr.org/2024/07/01/nx-s1-5024766/carlo-acutis-first-millennial-saint-pope-canonization

12. Barro, R. J., & McCleary, R. M. (2016). Saints Marching In, 1590-2012. Economica , 83 (331), 385-415.

13. https://todayscatholic.org/large-catholic-families-live-against-the-grain/

14. https://www.ncregister.com/news/how-1-family-with-14-kids-lives-debt-free

15. https://www.ncregister.com/cna/carlo-acutis-what-did-he-die-of-and-where-is-he-buried

16. http://www.miracolieucaristici.org/en/Liste/scheda_c.html?nat=argentina&wh=buenosaires&ct=Buenos Aires, 1992-1994-1996

17. https://www.bbc.com/news/articles/cd11kyy58dgo

18. https://catholicherald.co.uk/pope-francis-blesses-carlo-acutis-statue-for-orphanage-in-egypt/

19. https://www.vaticannews.va/en/vatican-city/news/2021-11/congregation-for-catholic-education.html

20. http://oiecinternational.com/wp-content/uploads/2020/06/GCE-Report-2020.pdf

21. https://www.romereports.com/en/2021/10/21/the-state-of-catholic-lay-missionaries-worldwide/#:~:text=The Vatican has published the,figure has increased by 34,252.

22. https://catholicworldmission.org/online-guides/what-do-missionaries-do/chapter-1-who-are-missionaries-and-what-do-they-do/

23. https://nationsoutreach.org/blog/christian-missionary-statistics/

24. https://www.romereports.com/en/2021/10/21/the-state-of-catholic-lay-missionaries-worldwide/#:~:text=The Vatican has published the,figure has increased by 34,252.

25. https://catholicworldmission.org/online-guides/what-do-missionaries-do/chapter-1-who-are-missionaries-and-what-do-they-do/

26. https://nationsoutreach.org/blog/christian-missionary-statistics/

27. https://www.vaticannews.va/en/church/news/2023-10/fides-catholic-church-statistics-world-mission-sunday.html

28. https://news.gallup.com/poll/642548/church-attendance-declined-religious-groups.aspx

29. https://www.statista.com/chart/31992/us-christians-who-attend-religious-services/

30. https://www.graphsaboutreligion.com/p/the-catholic-church-is-in-trouble

31. https://www.prri.org/research/religious-change-in-america/#:~:text=Catholic loss continues to be,for white Catholics (62%).

32. https://www.pbs.org/video/is-the-rosa-parks-story-true-zw9irm/

33. https://www.youtube.com/watch?v=ZkdJGcffe9I

34. https://www.nytimes.com/2021/02/01/opinion/rosa-parks.html

35. https://www.womenshistory.org/education-resources/biographies/rosa-parks

36. https://www.history.com/topics/black-history/rosa-parks

37. https://kinginstitute.stanford.edu/womens-political-council-wpc-montgomery

38. https://aleteia.org/2023/10/09/is-the-body-of-bl-carlo-acutis-incorrupt

39. https://nypost.com/2020/11/28/carlo-acutis-rushed-to-sainthood-while-others-wait-centuries/

40. Tevbe Suresi, 128.