12 Yazı Muhiddin Yenigün

Yazar Profili »

Kulaktan Kulağa

Nisan 2015, 460 89 Görüntülenme Eklenme Tarih: 14 Şubat 2018 13:03 Muhiddin Yenigün

Ey iman edenler. Zandan çok sakının. Çünkü zannın bazısı ağır günahtır. (Hücurât,49/12)

Genç kız okula gitmek için evden çıktı. Sınav haftası olduğundan uykusuzluğu gözlerinden okunuyordu. O gün de çok önemli bir sınavı vardı.

Otobüs durağına geldiğinde kendisi ile aynı bölümde okuyan bir arkadaşı ile karşılaştı. O da aynı sınava girecekti.

“Günaydın! Çalıştın mı?..”

Arkadaşı kafasıyla selâmını alıp gülümsedi fakat konuşmadı. Buna rağmen ağzı hareket ediyor, sanki sessizce bir şeyler söylüyordu. Biraz sonra arkadaşının elindeki tesbihi fark etti. Sessizce arkadaşının zikrinin bitmesini bekledi. Fakat sessizlik sadece dışındaydı. İçinde fırtınalar kopuyordu.

“Şuna bak! Bir karış etek giymiş; kafa, kollar açık elinde de tesbih. Oh valla be! Canının istediği gibi her bir haltı işle, sonra sınava giderken çık-çık-çık tesbih. Oldu canım! Başka bir arzun?..”

Bu durum okula gidene kadar devam etti. Hiç konuşamadan sınava girdiler.

Akşam eve döndüğünde gördüklerini ailesiyle paylaştı. Onların da kendisi gibi düşüneceğinden emindi. Zîrâ manzara açıktı.

Babası da kızıyla aynı fikirdeydi. Böyle saçmalık olmazdı.

Ertesi gün babası iş yerinde dini bilgisi kendinden daha fazla olan birine anlattı mevzuyu. Tepkisini dile getirdi.

“Benim kızın arkadaşıymış. Üstünde diz üstü etek, kısa kollu kıyafet, elinde tesbih… Sınav zamanı ya! Sıkıya gelince hatırlıyorlar Allah’ı. Kabul olur mu o dualar? Peh!..”

Arkadaşı başını öne eğip biraz düşündü. Sonra kafasını kaldırıp:

“Kabul olup olmayacağını biz bilemeyiz. O iş, kendisiyle rabbi arasındaki bir meseledir. Rabbi ona hayat vermiş, her an rızık vermeye devam ediyor. Eğer fiilî duasını da iyi yaptıysa sınavda başarı vermemesi için bir sebep yok. Onun rahmeti sonsuzdur. Yargılayan da yarlığayan da odur. Sadece bizim affa lâyık gördüklerimizi affedecek de değildir elbette. Bizim bu şekilde, Onun yerine hüküm vermeye kalkmamız da son derece yanlış olur. Bununla birlikte şu söylenebilir: İnsan muhatabına göre tavır takınır. İlkokuldan beri samimi olduğu arkadaşıyla başka konuşur, amiriyle başka konuşur, çocuğuyla başka konuşur. Bunun gibi kendisini ve tüm âlemi yaratan Rabbi ile irtibata geçecekse—ki Rabbi her zaman zaten onunla irtibatlıdır—Ondan hususi bir isteği olacaksa, bir sıkıntısını arz edecekse, iç ve dış âleminde ona uygun bir hal sergilemek edebe daha uygundur.”

Kızın babası arkadaşını dinledikten sonra düşünceye daldı. Demek insanları bir görüşle yargılamamak lâzımdı. Bununla birlikte o kızın tavrı da doğru değildi.

Akşam eve geldiğinde arkadaşından duyduklarını, sonradan kendi düşündükleriyle de harmanlayıp kızına konuyu açtı.

“Aslında bizim, arkadaşının duasının kabul olmayacağını söylememiz pek de doğru bir davranış olmaz. Neticede Allah’la kul arasına girilmez. Lâkin o kılıkla sokakta tesbih çekmek de edebe pek uymuyor. Her şeyin bir yeri var.”

Kız ertesi gün okul yolunda yine arkadaşı ile birlikteydi. Babasının söylediklerini, öncesinde ve sonrasında kendi düşündüklerini kafasında birleştirmiş, ölçmüş, tartmış bir neticeye varmıştı.

“Geçen gün okula giderken tesbih çekiyordun herhalde. Allah kabul etsin… De! Eder inşallah. Bütün sene Allah’ı aklına getirmeyip de, böyle yumurta kapıya gelince baldır bacak, kol kafa açık, Ondan yardım istemek biraz edepsizlik olmuyor mu?..”

“Haklısın arkadaşım, hem de büyük edepsizlik oluyor. Gel gör ki bu benim tercihim değil. Ailem başka türlü bir hayat tarzına çok sert tepki gösteriyor. Biraz kapalı kıyafetler alsam parçalayıp atıyorlar. Çevremizde inanan insanların artıyor olmasından son derece rahatsızlar ve onlara bir tepki olarak bu şekilde davranmamız gerektiğini düşünüyorlar. Ben ise Allah’a inanıyorum. Onların göremeyeceği her fırsatta namazımı kılmaya gayret ediyorum. Evde durum müsait olmayınca namaz tesbihatı da bazen böyle dışarıya kalıyor maalesef.

Aslında ailemi çok seviyorum ve bu durumlarına çok üzülüyorum. Biliyorum ki, Rabbimin her şeye gücü yeter. Bu yüzden onlara da hidayet vermesi için Rabbime her fırsatta dua ediyorum. Seninle karşılaştığımızda da namaz tesbihatını yapıyor ve aileme hidayet vermesi için Rabbime dua ediyordum.

Anlayacağın, o yaptıklarım sınav için değildi ve evde yapmama imkân yoktu.”

Arkadaşı önüne baktı. Bu hayatı boyu unutamayacağı bir ders olmuştu.

Akşam eve gelince bunu babasına da anlatmak istedi.

Sonra düşündü ve vazgeçti.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Allah Nerededir?

Çocukluğumuzdan itibaren aklımıza gelen ve sorduğumuzda da şu cevabı aldığımız bir sorudur bu: Allah her yerdedir! Elbette çocuk yaşlarda bunun ne demek olduğunu anlamayız ama çoğu şeyde olduğu gibi “Nasıl olsa büyüyünce anlarım.” der biraz sonra oynayacağımız oyunun derdine düşeriz. Fakat büyüdükçe düşüncelerimize ve hayal gücümüze getirdiğimiz sınırlamalar yüzünden, Allah’ın her an her yerde olabilmesi bizim için hâlâ çok kolay anlaşılabilir şeyler arasında değildir.

Devamı »

Annem Bana Kıyamazken Yaratan Allah Beni Ateşte Yakar Mı?

İbadetlere uzak yaşayıp Allah’ın yasak ettiklerini pek umursamayanların kurduğu savunma cümlesidir bu. Şahsen defalarca kulaklarımla işitmişliğim de vardır...

Devamı »

Müslüman aile ve çevrelerde doğup büyümeyenler baştan kaybetmiş olmuyor mu?

Kimin Cennet’e, kimin Cehenneme gideceğini ancak Allah (cc) bilir. Kişi, Müslüman bir toplumda yaşayıp Cehenneme gidebileceği gibi, gayrimüslim bir toplumda yaşayıp sonunda Cennet’e gidebilir. Sonuçta dünya, herkesin sınandığı bir imtihan yeri...

Devamı »

Sudan Öte Bir Su: Zemzem

Yazın sıcağında kana kana su içmenin zevkini herkes yakından bilir. Su yaşamımız için vazgeçilmezdir ve bu sebeple de çok değerlidir. Bu yazımızda dünyanın en özel ve en değerli suyundan bahsedeceğiz.

Devamı »