19 Yazı Abdülkadir Dinç

Yazar Profili »

Neredeyse Gök Yarılacaktı

Kasım 2015, 467 139 Görüntülenme Eklenme Tarih: 26 Mart 2020 18:51 Abdülkadir Dinç

 

Ezan okunması yakındı. Bu süreyi, caminin çarşıya dönük banklarına oturup, kendini baharın ılık esintisine bırakarak değerlendirmeyi düşündü.

Etrafını saran bütün hareketliliğe rağmen caminin avlusunda sükûn bulmaya çalışıyordu. Peyzaj mimarlarının ellerinden kurtulabilen birkaç yıllanmış çınarın yapraksız halleriyle bile heybetleri hissediliyordu.

İyice alçalan güneşin huzmeleri ile parlayan tabela dikkatini dağıttı: Pegasus. Bir acentenin tabelasını uçan at figürüyle süsleyen bu isim, yunan mitolojisinin denizler tanrısıydı! Tabela, büyüklüğüyle adeta camiye nazire yapıyordu.

Ardından yandaki mağazanın vitrinindeki markaya yoğunlaştı: eros çamaşırları / aşk tanrıçası.

“Pes doğrusu!” diye mırıldandı.

Ortaokul sıralarında gökyüzüne olan merakıyla gezegenlerin isimlerinin ilginç anlamlarını fark etmişti: Uranüs, gök tanrıçasısı; Mars, savaş tanrısı; Jupiter, yağmur tanrısı…

Okulun iri yarı, güçlü delikanlısını ‘Herkül,’ ‘kuvvet tanrısı’ lâkabıyla çağırıyorlardı…

Karşı köşedeki büfede, “serinleten lezzet” elma nektarının afişi ilişti gözüne. Nektar, tanrıçaların ölümsüzlük iksiri!

Az ötede, önünden her geçtiğinde renk ve kokularına duyduğu hayranlığı, tesbihâta dönüştüren çiçekçi dükkânının, isim olarak ‘flora,’ ‘bitkiler âlemi tanrıçası,’ ibaresini tabelasına yakıştırması ne kadar safiyane!..

Dikkatini toplama, belki de dağıtma düşüncesiyle başını diğer cepheye çevirdiğinde, birkaç yüz metreden seçilebilen totemi fark edebiliyordu: Bellona, zafer tanrıçası.

Juventus armalı forma tasarımıyla bir delikanlının üzerindeki t-shirt, spora ilgisinin ötesinde ne anlam ifade edebilir ki! Juventus: gençlik tanrısı. Nike, ‘zafer tanrısı’ marka spor ayakkabılarıyla nasıl da çalımlı adımlıyor camii avlusunu…

Rahman’ın tasviriyle, “Neredeyse gök çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp gidecekti!” ayet mealinde karşılığını bulan, zihnini alt üst eden, göğsünü daraltan bütün bu yakıştırmalardan, müezzinin çağrısındaki son cümleyle sıyrılarak kurtuldu. “…lâ ilâhe illallah.”

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

İnsanlığın Su İle Sınavı

Kur'an'da su

Devamı »

Yüreğine Sığmayan Adam!

Devamı »

Bahar Lisanı

Bahar gibi lâtif bir konuda konuşmak ne de büyük bir zerafet istiyor. Zira Karacaoğlan’a sorsaydık, Aşık Veysel’e sorsaydık, Ya Fuzulî ne der diye kulak verseydik neler duyardık?..

Devamı »

Modern Aklın Çözüm Yöntemi!

Bir Hatıra

Devamı »