TR EN

Dil Seçin

Ara

Rahman’ın Rahmet Soruları

Rahman’ın Rahmet Soruları

Soru, bilginin başlangıç noktasıdır. Her yeni bilgi de yeni sorulara kapılar açar. Yüce Allah, Kerim Kitab’ında yüzlerce soruyla adeta muhatabı bir düşünce okuluna alır; eğitir, öğretir, selim bir akıl inşa eder. Dikkat çekmek, düşündürmek, tefekküre sevk etmek amacıyla sorulan soruların her biri başlı başına bir öğüt değeri taşır.

- Tekvir, 26; “O hâlde, nereye gidiyorsunuz?”

Yüce Allah; Kur’an’ın, kovulmuş şeytanın sözü olmadığını vurgulayarak Resûlü Muhammed’in (as) çağrısına dikkat kesilmemizi ister. Vahyin aydınlık yoluna çağrılan insanların, davete sırt çevirmeleri, âdeta “aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi” yüz çevirip uzaklaşmaları üzerine “Nereye gidiyorsunuz?” sorusuyla akıbetleri hususundaki endişelerini dile getirir. Hiçbir pişmanlığın fayda vermeyeceği günden önce insanın, bir kez daha düşünmeye davet edilmesi ne büyük bir merhamet, ne güzel bir nasihattir. Öyle ki bu Kur’an; bütün insanlık için bir öğüt, bir zikir, bir hatırlatmadır.

…

- Kıyamet, 36; “İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanır? O, atılmış meniden bir nutfe/sperm değil miydi?”

İnsanın, bir meniden embriyona, sonra da bir oluş süreciyle güzel bir biçime kavuşturulması hatırlatılarak asıl can yakıcı soruya geçiliyor: “Peki, bütün bunları yapan, ölüleri diriltmeye güç getiren değil midir?”

Yüce Allah, her türlü yaşam şartlarının oluşturulduğu yeryüzüne, âdeta dayalı döşeli arza, hiçbir sorumluluk yüklenmeden öylece başıboş bırakılıverileceğimizi sanmanın çok büyük bir yanılgı olacağını hatırlatmaktadır. Yeniden dirilişin hakikati üzerinden bütün insanlığı bu bilinçle sorumluluklarını kuşanarak yaşamaya çağırmaktadır. Bu uyarı, çağın her döneminde ve her coğrafyasında tazeliğini korumaktadır.

…

- Fecr, 6; “Rabbinin Âd kavmine ne yaptığını görmedin mi?”

Gözlem, öğrenme yöntemlerinden biridir. Göz, kulak ve de fuad denilen duygu dünyası; anlama ve akletmenin üç önemli öğesidir. Yüce Allah, zaman zaman geçmiş toplulukların yaşamlarına, zulümlerine, akıbetlerine işaret ederek ders çıkarmamızı, ibret almamızı öğütlemektedir. Benzer hatalara düşmememiz için yapılan bu uyarı büyük bir merhamet göstergesidir.

…

- Nâzi’ât, 27; “Sizler mi yaradılış itibariyle daha çetinsiniz, yoksa gök mü; ki onu binâ etti?”

Yeniden yaratılışla dirilişi ısrarla inkar eden insanın, her seferinde Yüce Allah’ın engin merhameti ile karşılaşması Rahman ve Rahim Esma’nın tecellilerindendir. Müşahede edilemeyen bir bilginin bilinen üzerinden mukayesesiyle doğru sonuca ulaşma bir tefekkür yöntemidir. Hele de bugünkü teknolojik araçlarla gökyüzü hakkında bildiklerimiz, milyarlar ile ifade edilen mesafe ve galaksilerin varlığı bilgisi bu soruyu anlamlandırmamızı daha da kolay hale getirmektedir.

…

- Enam, 50; “Hiç kör ile gören bir olur mu?”

Bu kadar basit bir mukayesenin sonucunu kestirebilen insan nasıl oluyor da hakikate karşı kör ve sağır kesilebiliyor. İnsanı; kısa, basit anlatım ve misallerle düşünce yolculuğuna çıkararak doğru sonuca ulaşmasına rehberlik eden Kitab’ın bu apaçık nasihati nasıl göz ardı edilebilir.

…

- İnfitar, 6; “Ey insan, kerem sahibi Rabbine karşı seni mağrur eden nedir? O ki seni var etti, yarattı. Sana mükemmel bir şekil verip, düzene koyup, dengeli kıldı.”

Ey insan; seni var eden, mükemmel bir yaratılışla biçim veren, itidal ve denge bahşeden, pek lütufkâr Rabbine karşı seni mağrur kılan, aldatan nedir? Dilese kudretiyle yok edebileceği nankörce inkar eden kuluna Yüce Allah’ın bu suali, büyük bir merhametin göstergesidir.

…

- Vakıa, 65; “İçtiğiniz suyu gördünüz mü? Siz mi onu bulutlardan indirdiniz yoksa biz miyiz?”

İnsanın olmazsa olmaz yaşam kaynağı olan su üzerinden oluşturulan farkındalık ile hidayete taşınmak isteyen bir tefekkür yolculuğuna daha şahit oluyoruz. Soruya cevap olarak, mutlak bir teslimiyeti zorunlu kılan bu tablo yüce Allah’ın hikmet dolu uyarılarındandır.

…

- Gaşiye, 17; “Devenin yaratılışına bakmazlar mı? Nasıl yaratılmıştır?”

Vahyin ilk muhataplarının bütün özellikleriyle gayet iyi bildikleri deveye işaret edilerek, düşünmeye davet edilir insan: “Devenin yaratılışına bakmazlar mı?” Hörgücü ile su ihtiyacını karşılayıp kilometrelerce yol katedebilen, kirpik yapısıyla şiddetli kum fırtınalarından etkilenmeyen, çölün yakıcı, sıcak kum zemininde ayak yapısıyla rahatça seyredebilen, kocaman yapısına rağmen bir uysal koyun gibi kontrol edilebilen deveye bir bak, Yüce Yaratıcı’nın rahmet ve kudretini görebiliyor musun?

…

- Tekvir, 8-9; “Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda, hangi suçtan dolayı öldürüldü?”

Sosyal sorumluluğu böylesine vurgulayan bir soruya verilecek en güzel cevap, bu soruya muhatap olunmayacak şekilde toplumsal duyarlılıkla yaşamaktır. Masum, suçsuz, savunmasız bir insanın en doğal hakkı olan yaşamına yönelik kalkabilecek her ele engel olmak, her türlü zulme ve haksızlığa karşı durmak bir mü’minin asli görevlerindendir.

…

- Hud, 13-14; “Yoksa; ‘Kur’an’ı kendisi uydurup sonra da Allah’a mal ediyor’ mu diyorlar. De ki: “Eğer iddianızda samimi iseniz, haydi onun benzeri, uydurulmuş on sûre getirin de görelim. Hatta bunu yapmak için Allah’tan başka gücünüzün yettiği herkesi de yardıma çağırın! Yok eğer bunun üzerine size cevap veremedilerse artık bilin ki o ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve ondan başka ilâh yoktur. Nasıl, artık hakka teslim olup, Müslüman oluyorsunuz değil mi?”