ARAMA SAYFASI

Samanyolu Galaksimiz

Samanyolu Galaksimiz

Galaksi kelimesi, Yunanca “sütlü çember” anlamına gelen bir kelimeden geliyor.

 

Galaksi kelimesi, Yunanca “sütlü çember” anlamına gelen bir kelimeden geliyor.

***

Galaksimizin merkezinde, Güneş’in kütlesinin 4 milyon katına eşit, devasa kütleye sahip bir karadeliği barındıran çubuk şeklinde bir galaksi tümseği vardır.

 

Merkezdeki bu tümseği ise, nispeten daha ince bir yıldız diski çevreler. Nispeten ince dediğimiz bu disk, 2000 ışık yılı kalınlığında ve 100.000 ışık yılı genişliğindedir!

 

Bu kalın galaksi diskini, Galaksi’deki en yaşlı yıldızları ihtiva eden, son derece zayıf bir hale çevreler. Bu yıldızlar, 100.000 civarı yıldızdan oluşan yoğun, küresel kümelerde yer alır.

 

Bugün hâlâ devam etmekte olan ard arda birleşme süreciyle, galaksimizin farklı unsurlarının 12 milyar yıl önce yaratılıp bir araya getirilmeye başladığı düşünülüyor.

 

Gaz bulutlarının galaksimize düşmekte olduğu gözlemleniyor. Ayrıca son bulgular şunu gösteriyor ki, Samanyolu Galaksisi’nin uzak bir köşesindeki küçük bir galaksi, imha ediliyor; yani Samanyolu’nun içine alınıp asimile ediliyor.

 

Ayrıca Samanyolu, kendi başına bir ada evren değil. Samanyolu Galaksimiz, Yerel Grup denen bir galaksiler kümesinin minik bir üyesi.

 

Gidişata göre milyarlarca yıl içinde muhtemelen, Samanyolu ve Andromeda Galaksileri çarpışıp bir araya gelerek kaynaşacak ve elips şeklinde büyük bir galaksi oluşturacaklar. Elbette, en doğrusunu bunları yaratan ve idare eden Allah (cc.) bilir.

 

Güneş ve etrafındaki gezegenlerden oluşan Güneş sistemi, 4,5 milyar yıl önce, Samanyolu’nun dışa yakın tarafında şekillendirilip yaratıldı.

 

Kaynak: http://chandra.si.edu

***

Hayal bile edemeyeceğimiz büyüklükte bir kâinatın bizim tayin edemediğimiz bir yerinde, Yerel Grup denilen bir galaksi kümesinin içinde, minik bir galaksi olan Samanyolu Galaksisinin yedi kolundan bir kolunun uç kısımlarında güneş dediğimiz yıldızın etrafında dönen küçük bir gezegen olan Dünya’da yaratıldık ve yaşatılıyoruz.

Belki ne yaşadığımız zaman diliminin, ne de kâinatta kapladığımız yerin pek bir önemi görünmüyor. Fakat kâinatta bu kadar küçücük yer kaplayan insan, kâinatı anlamada ve onun yaratıcısına muhatap olmakta büyük önem taşıyor.

Kâinatı kudretiyle bu kadar büyük yaratan Allah (cc.), insanı da hikmetiyle kâinatın hakikatini anlayacak, Kâinatın Hâlıkına muhatap olacak kadar büyük yapmıştır.

Öyle ya, insan kâinata bakar, Allah’ın bütün ‘Güzel İsimler’inin tecellilerini onda temaşa eder. Sonra da, yerdeki çiçekler adedince, semanın çiçekleri olan yıldızlar adedince Âlemler Rabbine hamd eder, Onu tesbih eder…

Allah ne yücedir ki, kâinatı ve dünyayı yaratıp idare eder de onların işleyişinde bir karışıklık çıkmaz. Bunların idaresi Allah’a hiç ağır gelmez…