ARAMA SAYFASI

Galaksimizi Tanıyalım

Galaksimizi Tanıyalım

Galaksimizi tanıyalım...

 

ŞU RESMİN, bir teleskopla uzayın rastgele herhangi bir bölgesinden alındığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu resim, gökyüzünde parmak ucu kadar bir bölgeye aittir.

Evet, yanlış duymadınız uzayın parmak ucu kadar bir bölgesi.

Bu resmin Hubble Uzay Teleskobu tarafından ancak dört ayda çekilebildiğini hatırlatırsak bu işin ne kadar yorucu ve ince bir teknoloji kullanarak yapıldığını bir derece anlatmış oluruz. Bu resimde on bin kadar galaksi sayılabiliyor. Onlardan her birinin içinde de, milyonlarca, hatta milyarlarca yıldız sistemleri var.

Bu resim, gökyüzünde sadece parmak ucu kadar bir yeri gösterdiğine göre, bütün semanın aynen bu resim gibi milyonlarca resimle baştanbaşa kaplandığını hayal edelim ve gördüğümüz uzay perdesinin arkasında görünmeyen nice yıldızlar olduğunu hayal edelim.

“Biz gökyüzünde burçlar yaptık ve seyredenler için onu süsledik” (Hicr, 16) ayetinin muhteşem tecellilerini muhakkak ki gelişen astronomi penceresinden çok daha iyi anlıyoruz.

Ayetlerde geçen “burç” kelimesinin bir anlamının “yıldız toplulukları” olduğunu söyleyebiliriz. Her biri yüz milyarlarca yıldız barındıran galaksiler, fezanın en büyük ve en muhteşem burçlarıdır.

Feza, milyarlarca galaksilere, yıldızların etrafında dönen gezegenlere, birbiri etrafında dönen yıldızlara ve yıldız kümelerine, galaksi merkezi etrafında dönüp duran sayısız yıldızlara ev sahipliği yapıyor. Hatta birbiri etrafında dönen galaksiler de var.

Kendi galaksimiz olan Samanyolu’na gelince, onu gökyüzünde yıldızlardan oluşmuş bir bant şeklinde görürüz. Hâlbuki gördüğümüz Samanyolu’nun tamamı değil, sadece bir kolunun bir bölümüdür. Samanyolu, spiral yay şeklinde iç içe 7 kollu, 200 bin ışık yılı çapında dev bir uzay çarkıdır ve bu çark kendi ekseni etrafında dönmektedir. Galaksimiz dönerken etrafındaki 10 adet uydu galaksi de onun etrafında döner.

Üstelik bizim galaksimiz diğer galaksilerle bir küme teşkil eder. Yıldız sistemleri galaksi içinde birbirine bağlandığı gibi, galaksimiz de çevresindeki galaksilerden bağımsız olmayıp, çekim ipleri ile birbirine bağlanmıştır ve üstelik onlarla alışverişleri bulunmaktadır.

 

Samanyolu galaksimiz, 30’u aşkın küçüklü büyüklü galaksi ile bir grup oluşturmak üzere bir araya getirilmiştir. Yerel Grup adı verilen bu birliğin üyeleri arasında Küçük Macellan Bulutu, Büyük Macellan Bulutu ve Andromeda gibi bildiğimiz galaksiler bulunur. Büyük Macellan Bulutu bize en yakınıdır. Yerel Grupta da galaksiler birbirine göre hareket halindedir. Örneğin; Andromeda (alttaki fotoğraf) bize doğru hızla yaklaşmaktadır.

Galaksilerle ilgili hala cevaplandırılmayı bekleyen önemli sırlar var. Kainat başlangıçta bir bütündü ve bitişikti. Nasıl oldu da “galaksi” halinde “evren adaları” şekline dönüştü? Galaksiler neden “süper kümeler” halinde bir toplanma gösterirler? Galaksilerin niçin farklı tip ve şekilleri vardır? Galaksilerin merkezlerinde ne bulunuyor? Merkeze yakın yıldızlar neden daha hızlı bir dönmeye sahiptir? Samanyolu Galaksisinin sonu nasıl olacak? Evet, bunun gibi birçok soru hala cevap bekliyor.

 

GALAKSİ KÜMEMİZ

 

Galaksilerin uydu galaksileri de vardır. Bizim galaksimizin çevresinde dolanıp duran Macellan Bulutsuları tahmine göre bir gün Samanyolu galaksisine katılacak ve iştirak neticesinde galaksimiz daha da büyüyecektir.

10 adet galaksinin “uydu” galaksi halinde galaksimizin etrafında uydu haline getirildiğini hatırlayınca galaksimizin diğerlerinden ne kadar büyük bir çapa, daha parlak ve daha büyük bir yoğunluğa sahip olduğunu bir derece tahmin edebiliyoruz.

Galaksilerin hayal dahi edemeyeceğimiz devasa alanlarını bir derece anlamak için ışık yılı yerine kiloparsek birimini kullanabiliriz (1 kpc = 3260 ışık yılı) ve böylece Samanyolu ve çevresindeki mesafeler konusunda daha kolay fikir edinebiliriz. Örneğin; Güneşin, Galaksi merkezine olan uzaklığı 8,5 kpc; Galaksi diskinin çapı 35 kpc; Samanyolu’na en yakın uydu galaksi 50 kpc ve en uzak uydu galaksi ise 250 kpc uzaklığındadır. Samanyolu’na benzeyen en yakın büyük spiral galaksi ise 700 kpc uzaklığındaki Andromeda galaksisidir.

 

GALAKSİMİZİN KOLLARI

 

1960’lar astronomide yeni sıçramanın yapıldığı yıllardı. Galaksi yıldızları ve toz ve gaz bulutlarının dağılımı üzerinde dikkatli araştırmalar yapıldı ve galaksi diskinin spiral kollara sahip olduğu görüldü. Spiral kollar, genç yıldızlar ve parlak gaz bulutlarından ibaretti. Önceki yanlış bilgiler şöyleydi: Spiral kollar daima aynı yıldızlardan meydana geliyor ve spiral kolların diskleri hep birlikte aynı hızda dönüyorlardı.

Merkezden dışa doğru hızın yavaşladığı; merkeze yakın yıldızların daha hızlı, dıştaki yıldızların ise daha yavaş döndükleri yapılan ince hesaplamalarla ortaya kondu ve bu farklılığın ise karadeliğin güçlü çekiminden ileri geldiği anlaşıldı.

Astronomik olarak bakışlarımızı Samanyolu’nun merkezine çevirdiğimizde oradaki gök cisimlerinin diğerlerine göre olağanüstü süratte döndüklerini görürüz. Bu hıza göre onların uzaya fırlamaları gerekir. Galaksi merkezinde olağanüstü çekim gücüne sahip dev karadeliklerin yer aldığı ortaya çıkınca tüm bu olağanüstülüklerin kaynağı anlaşıldı.

Galaksimizin gaz ve tozdan ibaret spiral şekilli kollara sahip olduğunu radyo ve optik gözlemler sayesinde anlayabildik. Radyo dalgaları, uzun dalga boylu oldukları için yıldızlararası ortamda absorblanmaya ve saçılmaya uğramadan bize kadar ulaşabilmektedir.

Hem yıldızların, hem de yıldızlar arası boşluğun en bol bulunan elementi hidrojendir. Hidrojenden yayılan ışımalar sayesinde galaksimizin disk yapısı hakkında önemli ipuçlarını elde edebiliyoruz.

1951’de Harvard Üniversitesinde araştırmacılar, galaksi diskindeki hidrojen bulutlarını inceliyorlardı. Hidrojenden gelen 21 cm’lik radyo dalgalarının ne denli önemli bilgiler verdiğini fark ettiler. Çünkü gazlardan gelen radyo ışınımlarını, farklı dalga boyları ile radyo teleskoplarla incelenmeleri sayesinde, değişik gaz bulutlarını seçip ayırmak ve böylelikle galaksimizin bir haritasını çıkarmak mümkün oldu. Hidrojen gazı, daha çok yıldızların bulunmadığı bölgelerde bulunur ve 21 cm dalga boyunda, çok özel radyo dalgaları neşreder. Röntgen filmleri çekilecek hastaların vücuduna radyoaktif iyot verilmesi, nasıl ki bulacağımız şeyin görünmesini sağlarsa; hidrojen gazı da benzer bir görev yapar.

Kendine has dalga boyunda radyo dalgaları yayan karbonmonoksit gazı da çok daha uzak mesafeler için benzer görevi yapmakta; galaksilerin daha önce hiç gözlenememiş burulma ve dönme hareketlerinin anlaşılmasına yardımcı olmaktadır.

Gaz ve toz bulutlarındaki hidrojenden yayınlanan 21 cm radyo gözlemleri, hem galaksimizin katı bir cisim gibi değil, oldukça diferansiyel tipte döndüğünü, hem de kendi ekseni etrafındaki dönüşü ile ilgili ayrıntılara ulaşmayı sağladı. Diğer yıldızlar gibi güneşimiz de etrafındaki uydu gezegenlerle birlikte Samanyolu merkezi etrafında hareket halindedir. İsveçli Astronom Lindblad’ın çalışmalarının gösterdiği gibi, galaksi merkezi etrafında yörüngesi boyunca Güneş, 250 km/sn hızla seyahatini sürdürmektedir. Bu olağanüstü hızdaki seyahate rağmen, Güneş sistemi galaksi etrafındaki bir turunu yaklaşık 200 milyon yılda tamamlayabilmektedir. Bu da, galaksimizin ne kadar devasa boyutlarda bulunduğunu anlamamız için aklımıza bir kapı açmaktadır.

Tüm bu gözlemler, galaksimizin spiral kollara sahip olduğu kanaatini güçlendirdi. Çalışmalar bu yönde yoğunlaşınca galaksimizin yedi ana kola sahip olduğu açık seçik bir şekilde kendini gösterdi.

Sagittarius kolu, galaksi merkezi doğrultusunda bir yerdedir. Bu kol, yaz aylarında Samanyolunun Scorpius ve Sagittarius boyunca uzanan kısmına bakıldığında görülebilir. Kış aylarında ise Perseus kolu görülebilir. İki büyük koldan diğer ikisi ise Centaurus ve Cygnus koludur.

Ne Dünyamızın Güneş etrafında dönüşünde, ne Güneşin Samanyolu içindeki seyahatinde, ne Samanyolu’nun kendi etrafında dönüşünde, ne Samanyolu’nu meydana getiren milyarlarca yıldızın çeşitli hareketlerinde, ne de milyarlarla ifade edilen diğer galaksilerin nizam ve intizamında, ne de evrenin başka herhangi bir yerinde bir anlık bir şaşırma, yanılma ve bozulma vaki olmuyor. Güneşimiz, galaksinin tehlikeli koridorlarına sokulmadan, sema denizinde özel ayarlanmış bir yörüngede korunaklı seyahatine devam etmektedir.