35 Yazı Prof. Dr. Osman Çakmak

Yazar Profili »

Kıyamet Ne Zaman?

Ocak 2013, 433 214 Görüntülenme Eklenme Tarih: 19 Nisan 2020 15:01 Prof. Dr. Osman Çakmak

 

İnsanların öteden beri merak ettiği konulardan birisi de kıyametin kopması zamanı. Maya takviminin 21 Aralık’ta son bulmasından ötürü kıyametin kopacağı söylentileri, bu merakı fazlasıyla tahrik etti. Peki büyük merak konusu olan kıyametin tarihi bilinebilir mi? Kur'ân-ı Kerîm bize “Kıyamet yakındır” (Kamer, 54/1) diyor. Vahyin bildirdiği bu bilgiye göre Kur’an-ı Kerim’in nüzulünden bu yana 1400 sene geçtiğine göre, kıyamete daha bir yaklaşmışız demektir. Öyleyse kıyamet ne kadar yakın ve ne zaman kopacak?

Öncelikle söylememiz gerekir ki, kıyametin vaktini ancak Âlemlerin Rabbi ve Sahibi olan Allah (cc.) bilebilir.

Kainat kitabının bir açıklaması olan Kur’an’ı ve onun sözcüsü olan Peygamberimizin (asm.) bu konudaki beyanlarına bakmalıyız. Hz. Peygamber, “Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim” buyuruyor. Diğer bir hadisinde ise; “Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek” buyurmuş. Günün dörtte ya da beşte biri olan ikindiden akşama kadarki vakti 1500 yıl kabul ettiğimizde, insanlığın ömrünün 7500 yılı geçmeyeceğini söyleyebiliriz.

Diğer bir meşhur hadis rivayetinde ise; “Adem’den kıyamete kadar insanlığın ömrü 7000 senedir” ifadesi yer alır. Görüldüğü gibi bu üç hadis birbirini teyit etmekte ve tamamlamaktadır.1

 

Geleceği insanlar bilebilir mi?

 

Peygamberimizin gelecekten haber vermesi, kendi bilgisiyle değil, Allah’ın Ona bildirmesi ile ilgili bir durumdur. Allah’ın bildirmesi ölçüsünde insanlar geleceğe ve geçmişe dair şeyleri bilebilir.

İslâm âlimleri, “Gaybı, Allah’tan başkası bilemez” gerçeğinden hareketle ve bir saygı ifadesi olarak gaybla ilgili ifadelerinde “en doğrusunu Allah bilir” kaydını koymuşlardır. Zaten insanlar, ancak Allah’ın bildirdiği kadarını bilebilirler.

İstikbalden haber vermekte kullanılan ilim, cifir ilmi ve ebced hesabı olarak bilinir. Arapça harflerin her birinin belli bir rakam değeri vardır. Bu ebced hesabı, İslâmiyet’ten önce de bilinmekteydi. Bu hakikati, Bediüzzaman şöyle teyid eder: “Bir zaman, Benî-İsrâil âlimlerinden bir kısmı huzur-u Peygamberî’de sûrelerin başlarındaki ‘elif-lâm-mim’ gibi harfleri işittikleri vakit, hesab-ı cifrî ile dediler: ‘Yâ Muhammed! Senin ümmetinin müddeti pek azdır.’ Onlara dedi: ‘Az değil.’ Sâir sûrelerin başlarındaki harfleri okudu ve ferman etti: ‘Daha var.’ Onlar sustular.

“…Hazret-i Ali’nin (ra.) Kaside-i Celcelûtiyesi, baştan nihayete kadar, bir nevî ebced ve cifir hesabı üzerine telif edilmiştir. Hem, Cafer-i Sadık ve Muhyiddin-i Arabî (ks.) gibi gaybî sırlar ile uğraşan zatlar ve harf ilminin sırlarına çalışanlar, bu ebced hesabını gaybî bir düstur ve bir anahtar kabul etmişler.” (Şuâlar, s. 613)

 

Kıyamet ne zaman kopacak?

 

Pek çok İslam âlimi, ayet ve hadislerin işaretlerinden gaybî olaylarla ilgili bilgilere ulaşmaya çalışmışlardır. Bediüzzaman da âhir zamandan ve kıyametten haber veren bir hadis-i şerifi, ebced ve cifir ilmiyle tahlil eder ve bir takım tarihler çıkarır. “Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî zâhirine ale’l-hakkı hattâ ye’tiyallahü bi emrihî.” Meâlen: “Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyametin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır.”

Bediüzzaman bu hadisin ebced ve cifir analizini yapar. “Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî” ifadesinin ebced ve cifir ilmiyle rakam değeri Rûmi tarihle 1542. (Milâdî 2126) . “Zâhirine ale’l-hak” Rûmî 1506 (Milâdî 2090). Bu hadisi şerifte geçen “Hattâ ye’tiyallahu bi emrihî” ifadesinin ebced ve cifir ilmiyle rakam değeri Rûmi 1545 (Milâdî 2129)dur… Bediüzzaman bu kelimelerde 1545’te, yâni Milâdî 2129 yılında kâfirlerin başına kıyametin kopacağına dair bir îma bulunduğunu ifâde eder.

Bediüzzaman Hazretleri, ayrıca Fatiha-i Şerif’de, sırat-ı müstakîm üzerinde olanları tarif eden “Ellezîne en’amte aleyhim” fıkrasının şeddesiz 1506 veya 1507 ettiğini, “Zâhirine ale’l-hak” fıkrasının rakam değerine aynen denk gelmesinin hadisin îmasını teyid ve remz derecesine yükselttiğine dikkat çeker.

Bediüzzaman’ın ifadeleri şöyle:

“...makam-ı cifrîsi 1545 olup kâfirin başında kıyâmet kopmasına ima eder. Lâ ya’lemu’l-ğaybe illâllah. Câyı dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil’ittifak bin beş yüz tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına mânidar, mâkul ve hikmetli bir surette 1506’dan ta ‘42’ye, ta ‘45’e kadar üç inkılâb-ı azimin ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır. Bu imalar gerçi yalnız birer tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil; fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat’î tarzda kimse bilmez; fakat, böyle îmalarla bir nevî kanaat, bir galip ihtimal gelebilir.” (Kastamonu Lahikası, s.26)

Bu açıklamalara göre, kıyametin tarihinin 2129 yılı olduğunu söylenebilir mi? Bediüzzaman bunun “bir galip ihtimal” olduğunu söylüyor. Elbetteki insanlığı ve hayatı kim yaratmış ve idare ediyorsa, dünya hayatının sonu da yine Onun kudreti ve dilemesi ile olacaktır.

 

Kıyametle ilgili bir gök taşı senaryosu

 

Kur’ân-ı Kerim’in ve hadis-i şeriflerin kıyametle ilgili îmalı işâretleri yanında, bilim adamları da gök taşı merkezli bir takım hesaplamalar yapmaktadırlar. Kozmik bir hâdise olan kıyametin ne zaman olacağı konusunda kesin bir bilgiye sahip değiliz elbette… Bunun bilgisi Allah (cc.) katındadır. İnsanın en çok merak ettiği konulardan olduğundan bilim adamları bu konuda bazı çalışmalar yapmakta tahminlerde bulunmaktadır.

Amerikan Uzay Araştırmaları Merkezi NASA’nın verilerine dayanılarak Newsweek dergisinde yayınlanan bir araştırma var. Orada, dünyamızın, yörüngesine çok yakın bir mesafeden geçen bir uzay cismine çarpma ihtimali 1987’de belirmişti. Aynı dergideki hesaplamalara göre gezegenimiz böyle bir cisimle 2126 yılında çarpma ihtimali belirecek.2 Arizona Üniversitesinden gökbilimci Henry Melos, çapı yaklaşık 10 km olan SwHt Tuttle adlı kuyruklu yıldızının Dünya’ya çarpması halinde kıyameti andıran bir tablonun ortaya çıkacağına dikkat çeker.

Dünya’nın geçmişte büyük iklim değişikilikleri geçirdiği bilinmektedir. Bu iklim değişikliklerinden birisinin, Meksika Yucatan bölgesine çarpan büyükçe bir gök taşının çarpması sonucu olduğu tahmin edilmektedir. Bu göktaşının Dünya’ya çarpması sonucu ortaya çıkan toz duman neredeyse tamamına yakın dünya atmosferini kapladı.3 Güneş alamayan yeryüzünün büyük kısmında canlılar yok oldu, iklim değişti. Muhtemelen geçmişin o büyük ve iri canlıları bu dönemde yok oldu.

Hemen şunu da belirtelim ki, Dünya’nın hayat için korunaklı bir gezegen olduğu, biz misafirler için özenle tasarlandığı, hiçbir şeyi eksik bırakılmayan bir saray gibi tefriş edildiği her hali ile kendini belli etmektedir. Bu özel korumalardan birisi de gök taşlarına karşı çok özel tedbirlerin alınmış olmasıdır. Örneğin dünyadan çok çok büyük ve dolayısıyla çekim kuvvetleri çok yüksek olan Jupiter ve Satürn gezegenleri gök taşlarına karşı Dünya’yı koruyan bekçiler olarak yaratılmıştır. Yaklaşan gök taşlarını bir bir üzerinlerine çeken paratoner gibi görev yaparlar. Eskaza onları aşarak dünyaya yaklaşan taşları da Ay üzerine çeker. Ayın üzerine bir teleskopla bakacak olursanız gök taşı kraterlerinin çokluğunu hemen farkedebiliriz.

Güneş sistemi içinde her biri trilyonlarca gök taşı barındıran iki kuşak (Kupier ve Orion kuşağı) içinde bulunduğunu ve oralardan sık sık ayrılan gök taşlarının Güneş sistemi içinde seyahata çıkarıldığını unutmayalım.

Bediüzzaman, bir gök taşının kıyamete sebep olabileceğini de şöyle ifade eder: “Bir anda bir seyyare veya bir kuyruklu yıldızın emr-i Rabbânî ile küremize, misafirhanemize çarpması, bu hanemizi harap edebilir: On senede yapılan bir saray bir dakikada harap olması gibi.” (Şualar, s.39) 

 

 

Kaynaklar:

1. Kenzu’l-Ummal, h. no: 16459; Tezkiretu’l-Mevduat, I/223; Sahavî, el-Makasıdu’l-hasene (Deylemi’den naklen), I/693, h. no: 1243; Munavî Feyzu’l-Kadir, III/547; h. no: 4278 (Deylemi’den naklen). Bir çok âlim ve mutasavvıf gibi Bayezid Bistami Hazretleri de (Miftahu'l-Cifr adlı kitap) dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğu konusuyla ilgili hadislere yer verir. Hadis âlimlerinden ve Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmet ibni Hanbeli ise (İlel), Peygamberimizin “Hz. Adem’den kendisine kadar geçen zamanın 5600 sene olduğu” sözüne dikkat çeker.

2. Sharon Bcgley, "How will the World end?" Newsweek, 23 November, 1992.

3. Büyükce bir gök taşının dünyaya çarpması üzerine oluşan manzara ile ilgili canlandırmalar vardır. Bu canlandırmalardan birisi şu adreste yer almaktadır: http://www.uzaybilim.net/2012/10/dunyaya-buyuk-bir-asteroidin-carpmas.html

 

 


Ocak 2013, 433 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Uzay Boşluğu mu, Esir Denizi mi?

Esir konusu değişik adları ile felsefe tarihinde yer aldı. Heyula, adı konulmamış esir maddesi arayışı olarak yorumlanabilir. Bir kısım felsefeciler Allah’ın bazı sıfatları ve yetkinliğini ‘heyulâya’ vermiş ve maddeye ezeliyet nispet etmişlerdi. Bu anlayışla, günümüzdeki atom ve maddeye ezeliyet veren fikir ve tabiatperestlik anlayışı arasında benzerlik kurulabilir.

Devamı »

Prof. Dr. Osman Çakmak ile Kuantum Dolanıklık Üzerine Bir Röportaj / Dolanık Elektronlar Neyi Gösteriyor?

Bugünlerde Bilim Dünyası yeni bir keşfin heyecanını yaşıyor. İki parçacığın uzakta olsalar bile zaman ve mekân sınırlamalarına bağlı olmaksızın birbiri ile bağlı olduğu ilk kez fotoğraflandı. Dolanıklığın keşfi ne anlama geliyor ve gelecekte hangi bilinmezleri anlamamıza vesile olabilir? Aslınur Bahar sordu, Osman Çakmak Hocamız cevapladı.

Devamı »

Her Şey Nefes Alabilmemiz İçin

Atmosfer basıncının şu anki değerinden bir kat daha yüksek olması durumunda ise, atmosferin su buharı nispeti öylesine azalacaktı ki, Dünya üzerindeki karaların tamamına yakını çölleşecekti...

Devamı »

Güneş Dünyaya Yaklaşacak! II

Önceki yazımızda Güneşin “doğuşunu” ele almıştık. Şimdi de her fani gibi “Sonu nasıl olacak?” sorusuna cevap arayacağız. Akla ilk gelen soru şu: Güneş stoktaki mevcut hidrojeni yakarak ışıldadığına göre stok bitince ne olacak?

Devamı »