23 Yazı Muhiddin Yenigün

Yazar Profili »

Kıyamet Alametleri

Temmuz 2017, 487 67 Görüntülenme Eklenme Tarih: 30 Nisan 2019 16:23 Muhiddin Yenigün

 

Marduk geliyor kaçın…

Halley geliyor kaçın…

O geliyor kaçın, bu geliyor kaçın.

Binlerce yıl önce birileri, kıyamet tarihinin 21 Aralık 2012 olabileceği şeklinde yorumlanabilecek bir şeyler yazmış diye, aylarca milletin gözüne uyku girmemişti. Ne filmleri kaldı yapılmadık ne de yazılmadık kitapları. Parası çok aklı kıt bazıları da dünyanın parasını verip iki köyde geceledi bir hafta.

Kıyametten korkma duygusu, herhalde insanlık tarihi ile yaşıt gibi. Baksanıza adamlar binlerce yıl önceden bu korku ile ilgili yazılar yazmışlar.

Yazmışlar ki, şimdikiler onları okuyup korkabiliyorlar.

 

Peki, nedir bu kıyamet?

Gerçi Kur’an-ı Kerîm’de bazı kavimlerin başına gelen küçük kıyametlerden bahsediliyor ama büyük kıyamet gizli tutulmuş.

Nitekim meşhur Cibril Hadisinde Cebrail aleyhisselamın Resulûllah’a (asm) sorduğu son soru da budur. Allah Resûlü de:

“Bu konuda kendisine sorulan, sorandan daha fazla bilgiye sahip değildir.” diyerek, konunun bu iki mübarek elçiden bile gizlendiğini dile getirmiştir. Bununla birlikte kendisine bildirildiği kadarıyla kıyametin alâmetlerini de bizlere bildirmiştir. Hepimiz de bu kıyamet alâmetlerini duymuşuzdur.

 

Bakalım benim şimdi sayacağım kıyamet alâmetlerini de duydunuz mu?

Saçlara beyazlar düşecek, dizler ağrımaya başlayacak, beller bükülmez olacak.

Gözler görmekte, kulaklar duymakta zorlanmaya başlayacak.

Eskiden koşarak çıktığımız merdivenler yarım saat sürecek.

Şanslıysak el öpenlerimiz çok olacak.

Ve sonra bizim kıyametimiz kopacak.

 

Bundan ötesi bizi ne ilgilendirir?

Marduk çarpsa, Halley çarpsa ne fark eder? Bizim kıyametimiz zaten kopmuştur.

Hazreti Ömer’in (ra) her gün kendisine, kendi kıyametini hatırlatması için adam tuttuğu, saçındaki ilk beyaz teli görünce, “artık sana ihtiyaç kalmadı” diyerek bıraktığı söylenir. O mübarek, kıyamet alâmetlerini görüp değerlendirebilecek bir feraset sahibiymiş. Ya biz?

Acaba yaşlandıkça yüzümüzü ahirete mi çeviriyoruz, yoksa dünyaya daha sıkı mı yapışıyoruz?

Dünya bizi kullanıp posamızı çıkardıktan sonra bizden kaçtıkça, gönül kaçanı kovalar misali hâlâ dünyanın peşinden koşuyor muyuz?

Dünya’dan kopmanın bu kadar zor gelmesi, acaba ahirette nasıl muamele göreceğimiz konusunda emin olamadığımızdan mı, yoksa bizatihi ahiretin varlığından şüphemiz olduğundan mı?

Sonuncusu biraz ağır oldu değil mi?

Bazen nefsimizi ağır ithamlara da tâbi tutmalıyız ki eksiklikler ortaya çıksın.

Sorduğumuz zaman herkes kâmil iman sahibi olduğunu düşünür. Ama bazen şüphe zakkumları filiz vermeye başlar. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Önce kendi nefsime konuşuyorum. Ama en küçük bir şüphede tökezleyecek bir iman, sağlamlaştırılması gereken bir imandır.

Ahiretten şüphesi olanın Allah’tan (cc) şüphesi vardır. Zira imanın şartları, bir zincirdeki halkalar gibi birbirini tamamlar mahiyettedir. Bir tanesini kabul etmeyen hiç birini kabul etmemiş olur.

Dünya hayatının kıyameti ile insanın kıyameti olan ölüm arasında var olan pek çok ortak özellikten biri, her ikisinin de vaktinin gizli olması. Baş taraflarda bahsettiğimiz gibi binlerce yıl önce de insanlar kıyamet beklemişler, asr-ı saadette yaşamış sahabeler de kıyamet beklemişler, bugün yaşayan insanlar da kıyamet bekliyorlar.

 

Kıyamet için yaptığı hazırlıkları ahiret için yapsa, kıyametten korkmasına gerek kalmayacak olan insanlar var.

Zaten ölecek olduktan sonra, Azrail (as) kıyamet kılığında gelse ne fark eder, doktor kılığında gelse ne fark eder!

Ha, diyebilirsiniz ki kıyamet dehşetli olacak. Görmek istemiyoruz.

O zaman size bir müjde(!). İmanımızı kurtaramadıysak, ölmüş olsak bile göreceğiz. İmanımızı kurtardıysak da göreceğiz, ama dehşeti o kadar yaşamayacağız. Eğer ahirete inancımız yoksa Allah (cc) dünyanın ahirete dönüşümünü bize yaşatarak inandıracak.

Şu da var ki; kıyametin dehşetli olacağından korkarken, kıyamet haricinde ölümün dehşetli olmayacağı konusunda bir garantimiz mi var? Ölüm ölümdür, kolay mı zor mu olacağı da bizim elimizdedir. Kolaylaştırmanın yolu da korkmak değildir. Korkunun ecele faydası yoktur.

Güzel söz söylemek, az kelime harcayıp çok mana ifade edebilmektir. Bu konuda da, fıkralarından tanıdığımız Nasreddin Hoca merhumun bir fıkrası, tek cümleyle tüm söylediklerimizi özetliyor:

“Hocam kıyamet ne zaman kopacak?”

“Hanım ölünce küçük kıyamet, ben ölünce büyük kıyamet kopacak.”

İşte budur. Hayatta olsan ellerinden öperdim hocam.

Elimizden gitmeden hayatın kıymetini bilelim, yapabiliyorken kıyametimize ve ahiretimize hazırlık yapalım.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Mezhepler Hakkında Sorular ve Cevapları

Mezhepler Meselesi II

Devamı »

Neden Farklı Mezhepler Var?

Devamı »

Okuma Parçası

Aslında birkaç türlü okumadan bahsedebiliriz. Bunların sadece bir tanesi için harfleri bilmek gerekir.

Devamı »

Düşman Kardeşler

İnsanı cehenneme götürmek için türlü tuzaklar kuran, en büyük düşmanı kimdir diye düşünecek olursak hepimizin ilk aklına gelen isim muhtemelen aynı olacaktır: ŞEYTAN. Gerçekten de bu soruyu sokaktan geçen 100 kişiye sorsak herhalde 99′u aynı cevabı verecektir. Ama cevap doğru mudur?

Devamı »