TR EN

Dil Seçin

Ara

Dijital Tsunami

Dijital Tsunami

Dünyanın geleceğinde yapay zekâ var. Yapay zekâ ve yazılımın nesnelerle entegrasyonu gündelik hayatımızı şekillendirecek gibi görünüyor. Gündelik hayatımızı, kararlarımızı, hatta ülke yönetimlerini bile yakın gelecekte radikal bir şekilde değiştireceğini ve yeni boyutlar kazandıracağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Ancak bu yenilikler karşısında pasif kullanıcı konumunda bulunmak değişim ve dönüşümün nesnesi olmayı peşinen kabul etmek anlamına gelecek.

Yapay zekâyı, büyük verilerin, yüksek kapasiteli bilgisayarlar ve akıllı algoritmalarla işlenmesi, tasnif edilmesi ve yorumlanması ve daha sonra da anlamlı sonuçların çıkarılarak insanların istifadesine sunulması şeklinde basitçe tanımlamak mümkün.

Gelişen sensör teknolojisiyle dünyada çok büyük miktarda veri toplanıyor. Buna büyük veri (big data) deniyor. Mesela, hastanelerde kan örnekleri veya çekilen filmler ve diğer tüm tahliller dijital olarak depolanıyor, kaybolmuyor. Trafikte mobese kayıtları, kredi kartı alışverişleri, insanların internette ziyaret ettiği siteler, insanların sosyal medyaları ve hatta navigasyonla insanların gittiği adreslerin hepsi kayıt altında.

Büyük veri artık hayatımızın bir parçası. Unutmamalıdır ki artık veriyi yöneten, dünyayı yönetir! Bunun en masumu reklamlardır. Sosyal medyada gezinirken insanların karşılarına çıkan reklamlar, muhtemelen daha önce ziyaret ettikleri sitelerin tasnifinden süzülerek önlerine getirilmiştir. Yapay zekâ uygulamaları, hastalık teşhis ve tedavileri, akıllı ilaçlar, kişisel tedaviler, biyolojik silahlar, ülke yönetimlerini etkileme dahil birçok sahada kendini gösterecek. Dolayısıyla veriye sahip olan ve onu doğru değerlendiren kazanır. Bu noktada gençlerin yapay zekâ çalışmaları, en azından yapay zekâ farkındalıklarının olması önemlidir.

Yukarıdaki tavsiye, herkesin yapay zekâ çalışması anlamına gelmiyor. Ama herkes bir şekilde işlerine yapay zekâ katabilir. Doktor olabilirler ama yapay zekâyı anlamalılar çünkü kısa bir süre sonra teşhis ve tedavi süreçlerinde yapay zekâ kullanmadan ilerleyemeyecekler. Sokaktaki vatandaş da bunu az çok anlamalı. Çünkü artık hayatın her anında karşımıza çıkacak. Bizi ister istemez yönlendirecek, dikkat edilmezse yönetecek. Yönetme kısmının ise yazılım sahiplerinin çıkarları doğrultusunda olacağı tahmin edilebilir.

Veriler, tek başlarına bir anlam ifade etmezler, işlenmeleri gerekir. Verilerin yapay sinir ağları ve bulanık mantık gibi bir takım akıllı algoritmalarla değerlendirilmesi ve anlamlı sonuçların çıkarımı yapılır. Örneğin eskiden bilim insanları bir bölgedeki hastalığın haritasını istatistiksel olarak tespit ediyorlardı. Ama artık istatistikten farklı olarak toplanan kan örneklerinden o bölgedeki hastalıkların sebeplerini, tedavilerini, belki kimlerin potansiyel olarak bu hastalığa yakalanabileceğini, tedavi yöntemlerini ve önleyici tedavilerini tahmin ve tedavi süreçlerini geliştirmek mümkün olabilecek. Bir insanın yapamayacağı boyutlarda parametreler arasındaki ilişkiler kurulabilecek veya tahminler yürütülebilecek.

Peki bu kadar veri işlenebilir mi? Evet işleniyor ve işlenecek de. Özellikle gelişen 5G (hatta 6G) teknolojisiyle verilerin toplanması katlanarak artacak. Tüm elektronik cihazlar bir algılama cihazı olarak çalışacak ve nesnelerin interneti (IoT) teknolojisiyle hepsi internet üzerinden birbirine bağlanmış olacak. Bu verilerin işlenmesi sonucu, çıktılar kararlarımızı etkileyecek, bizi ve yöneticileri yönlendirecek ve belki de etrafımızdaki birçok makine ve cihaz yapay zekâ çıktıları doğrultusunda kendi kendine çalışacak. İnsan tamamen pasif kalmasa bile tüm cihazların internet üzerinden birbirine bağlandığı, verinin aktarıldığı, işlendiği, sonuçların çıkarıldığı bir döneme girdik, giriyoruz.

Bu kadar çok hesaplamanın yapılabileceği kapasitede ve hızda bilgisayarlara duyulan ihtiyaç meselenin üçüncü ayağını oluşturuyor. Özellikle ihtiyaç duyulan hızlı hesaplama engeli, kuantum bilgisayarlarla aşılabilecek. Eskiden paralel hesaplama vs ile bir miktar aşılmaya çalışılan bu engel artık yüksek kapasiteye sahip hızlı bilgisayarlarla aşılabilecek.

Yakın gelecekte birçok mesleğin kaybolmasına, eğitim süreçlerinin ve karar verme mekanizmalarının değişmesine, topyekûn insan hayatının başkalaşmasına sebep olabilecek bu dijital tsunamiyi başta ülkemiz olmak üzere gelişmekte olan İslam dünyası nasıl karşılayacak veya nasıl baş edecek? Gençliğimizi ve geleceğimizi bu yaklaşan—tedbir alınmazsa—tehlikeye karşı nasıl bağışıklı hale getireceğiz?

Merhamet ve şefkatten uzak, duygusuz, arkasında büyük bir ekonomik savaşın ve ideolojinin olduğu teknolojinin bugün ancak pasif kullanıcılarıyız. Yapay zekâ çiplerinin ülkemiz de dahil bazı ülkelere ihracatının kısıtlanacağı ifade edilmesine karşı bir atak olarak bazı yeni yapay zekâ araçlarının duyurulmasının borsada oluşturduğu dalgalanma, meselenin arkasındaki ekonomik savaşı açık ediyor.

Burada, haklı olarak bazı soruları sormamız ve kendi yapay zekâmızı üretme sorumluluğunu vakit geçirmeden üstlenmemiz gerekiyor. Teknolojilerin azımsanmayacak bir kısmının, toplumsal dinamikleri etkileme ve kullanıcı davranışlarını yönlendirme maksatlı geliştirildiği gerçeği göz önünde bulundurularak acilen kendi teknoloji felsefemizi ve sosyolojik yaklaşımımızı ortaya koymalı ve harekete geçmeliyiz. Eğer bu doğrultuda bugün, küçük bile olsa adım atılmazsa, yaklaşan tsunaminin dev dalgaları altında kalmak kaçınılmaz olur.