ŞAHİT
İmam Ebû Yusuf, Harun Reşid’in sayılı kadılarındandı, Ebû Yusuf bir gün, mahkeme sırasında, zamanın ileri gelen kişilerinden birinin şahitliğini kabul etmedi. O kişi de gitti, hükümdara şikâyette bulundu. Harun Reşid, bunun sebebini Ebû Yusuf’a sorunca kadı şöyle dedi:
— Bu adam, ne zaman sizin yaranıza gelse: “Ben efendimizin kuluyum, kölesiyim.” der. Bunu ben kulağımla duydum. Eğer gerçekten köleniz ise, mahkeme bir köleyi şahit olarak kabul edemez. Yok, sizin hatırınızı hoş etmek için yalan söylüyor “kölenizim” diyorsa, mahkeme bir yalancıyı da şahit olarak dinleyemez.
***
AYNI YÜZLE
Şair Eşref, kaymakamlığı sırasında, başına buyruk hareket eder, vali paşanın direktiflerine pek aldırmazmış. Vali, bu tutuma karşı tahammülünün iyice azaldığı günlerden birinde, bir maruzat için huzuruna çıkan Eşrefi paylamış:
— Hangi yüzle benim karşıma çıkıyorsun Eşref?
Eşref hiç sükûnetini bozmamış:
— Hangi yüzle olacak paşam, Allah’ın huzuruna çıkacağım yüzle.
***
MERHAMET
Bir gün talebelerinin fazla gürültüsünden rahatsız olan İtalyan profesörü Pevazi onlara şöyle haykırdı:
— Biliyor musunuz, benim lügatımda “merhamet” kelimesi yoktur.
Talebelerden biri yerinden kalkarak şöyle der:
— O halde lügatınız noksan kalmış!
***
İNSAN GÖRÜN
Edebiyat öğretmeni, şair, yazar Arif Nihat Asya, bir dönem politika ile de ilgilenmiş. 1950 seçimlerinde Adana’dan aday olmuş. Bazı dostları Arif Nihat’a rakipleri olan politikanın gediklilerini hatırlatarak; “O devlerin karşısına hangi cesaretle çıkıyorsun?” diye takılırlarmış.
Seçim öncesi bir mitingde konuşan Arif Nihat, sözlerine şöyle başlamış:
— Sevgili Adanalı’lar! Politikaya soyunmamızdan sonra bazı dostlarım bana “Sen falan filan devlerin karşısına hangi cesaretle çıkıyorsun?” diye sordular. Gerçekte bu söz bana cesaret verdi. Çünkü şimdiye kadar sizin karşınıza hep bir takım devler çıktı. Biraz da insan görün diye huzurunuza ben çıkmış bulunuyorum!”
