TR EN

Dil Seçin

Ara

Krakatao Efsanesi / Seyir Defteri

İlkçağlardan beri sürekli olarak dikkat çeken volkanların Cehennemi andıran görüntülerinin ardında, felaketler, tarih öncesi devirlerin izleri ve bir büyük yaratıcının azameti görülür.

1994 Nisan ayı başlarıydı. İzmir Aliağa’dan aldığımız demir yüküyle, Endonezya’nın Surabaya Limanı’na gidiyorduk. Aden Körfezi’ni geçtikten sonra, yolculuğumuz tamamı mercan atollerinden oluşan, yemyeşil Maldiv Adaları’nın sıcak sularında sürüyordu. Denizciler tarafından Beş Derece Kanalı olarak da adlandırılan, Kardiva Kanalı’ndan çıkarak, pruvamızı* 115 derece güneydoğu rotasıyla, Sumatra Adası’nın güneyine, Sunda Geçidi’ne çevirmiştik. Nisan, Merkezî Hind okyanusunun en sakin olduğu aylardandı. Işıl ışıl parıldayan bu sulardan, bizi hiç yalnız bırakmayan yunuslarla oyalanarak geçiyorduk.

Bir hafta sonra Enggano Adası’nı, sisli bir siluet gibi uzaktan bordalayarak,* Sunda Geçidi’ne bir günlük mesafe nispetinde yaklaşmıştık. Sunda, Güneydoğu Hind Okyanusu’nda, Sumatra ile Java Adasını birbirinden ayıran boğazın adıdır. Bu geçidin tam ortasında da Krakatao Volkanı yer alır. Yapmış olduğumuz hesaplara göre, 25 Nisan sabahı erken saatlerde, volkana en yakın noktada olmalıydık.

On iki kilometreyi aşan yarıçapıyla, yeryüzünün en görkemli volkan adalarından biri olan Krakatao’nun, binlerce yıl önce meydana gelen şiddetli bir patlamayla büyük bölümü denize gömülürken, geriye müstakil küçük adalar halinde sadece üç kıyısı kalmışta. Sonradan, Rakata, Rakata Kedi ve Sertung adını alacak olan bu adaların ortasındaki dev kraterin yerindeyse artık o günden sonra Hind okyanusunun sularının dalgalandığı belirtiliyordu. Bu şekilde uzun yıllar okyanusun derinliklerinde uyuyan volkan, birgün tekrar faaliyete geçmiş ve bir ada olarak yıllar sonra yeniden deniz sathında görülmüştü. Aralıksız püskürttüğü lav ve kayaların zamanla toprağa dönüşmesiyle de her geçen yıl büyüyerek, muazzam bir görünümle eski haline benzediği anlatılmaktaydı.

18. asrın sonlarına gelindiğinde, Krakatao, dört faal krateri ve 840 metreyi aşan yüksekliğiyle, Batı Java ve Güney Sumatra’da yaşayan insanların korkulu rüyası olmaya başlamıştır.

Volkanın 1883 yılında tüm kraterlerinden gittikçe yoğunlaşan bir şekilde duman ve kül püskürtmesiyle, beş yüz bin kilometre genişliğinde bir alan küller altında kalmışta. Bu arada gökyüzüne yükselen dumanların da atmosferin etrafını kuşatarak, Dünya ikliminde değişikliklere yol açtığı ve yıllar sürecek, ağır kış mevsimlerinin yaşanmasına sebep olduğu bilinmektedir. Aramco World bülteninin 1996 Kasım-Aralık sayısında verilen bir başka bilgiye göre de, 1883 yılında dünya üzerinde eşi görülmedik atmosfer olaylarının görüldüğü ve volkana binlerce kilometre mesafede bulunan İstanbul’da dahi bilhassa günbatımı saatlerinde, gökyüzünün kızıl-turuncu arası bir renk alarak yanarmışçasına parladığı ve halkı korkuttuğu belirtiliyordu. Aynı günlerde Amerika’nın Newyork ve Connecticut itfaiye teşkilatları da akşam saatlerinde, gökyüzünün renginden kaynaklanan pek çok asılsız yangın ihbarları almışlardı. Bu eşi görülmedik volkanik hareket dünya ülkelerini huzursuz ettiğinden, İngiltere olayı yerinde incelemek üzere adaya bir araştırma gemisi göndermiş ve bilimadamları tüm gelişmeleri izlemeye başlamışlardı.

Ağustos ayı ortalarında kraterlere ilaveten yamaçlardan da yoğun bir lav akışı başladığında, yer sarsıntıları daha uzaklardan hissedilir olmuştu. 26 Ağustos günü, önce okyanusun derinliklerinden boğuk bir ses duyulmuş ve ardından da akılalmaz şiddette bir patlama olmuştu. Patlamayla birlikte adanın yirmi kilometreküplük bir bölümü denize gömülerek batmış ve bu büyüklükte bir kütlenin okyanusa gömülmesiyle de yüksekliği 30-40 metreyi bulan tsunami* dalgaları oluşmuştu. Saatte 800 kilometre gibi inanılmaz bir süratle ilerleyen bu dalgalar, civardaki adalarda ve kıyı köylerinde yaşayan 36.000 insanı öldürmüştü. N. Geographic dergisinin belirttiğine göre bu korkunç patlama, binlerce kilometre uzaktaki Hindistan ve Madagaskar sahillerinden dahi duyulmuştu. Ertesi gün bölgeye giden kurtarma ekiplerinin verdiği raporlarda, patlamanın ardından geriye sadece Rakata adasının güney kıyısının kaldığı anlatılıyordu. Bu insanlığın gördüğü büyük felaketlerden biriydi ve kaybedilen canlarla birlikte, binlerce hektar tarım arazisi de bir anda yok olup gitmişti.

Kısa bir süre sonra, sahil köyleri tekrar kurulmuş ve insanlar geçmişi unutmaya azmedercesine, yeni bir hayata başlamışlardı. Felaketten sağ kurtulanlar, Krakatao’ya baktıklarında o günü hatırlayarak korkuya kapılırken, volkan yıllar süren bir sessizlik içinde duracaktı.

•••

1927’de, bazı balıkçılar Rakata adasının üç kilometre kuzeyinde deniz sathında olağanüstü şeyler gördüklerini anlatıyorlardı. Adı geçen yerde, su diğer bölgelere nazaran daha sıcaktı ve denizden duman çıkıyordu. Günler sonra yoğunlaşan dumanların arasından yeni bir volkan doğduğunda herkes hayrete düşmüştü. Endonezyalılar denizden doğan bu adaya Krakatao’nun çocuğu anlamına gelen, Anakkrakatao adını vermişlerdi.

•••

Sabah kamaramda çalan telefonun sesiyle uyanmıştım. Saat altı sularıydı. Telefondaki Hayri Kaptan’dı ve “Hayırlı sabahlar, Krakatao gözüküyor.” demişti. Sabahın alaca karanlığında dört ada seçilebiliyordu Sunda Geçidi’nde. Harita üzerindeki mevkimize baktığımda, 105 derece 26 dakika doğu meridyeniyle, 06 derece 14 dakika güney paralelinde bulunduğumuz anlaşılıyordu. Evet burası günlerdir görmeyi arzuladığımız yerdi. Havada tropik rutubetin yanısıra hissedilir oranda duman kokusu da vardı.
Bize en yakın konumda bulunan iskele* tarafımızdaki Sertung adasının açığında, Anakkrakatao birkaç saniyelik fasılalarla duman püskürtüyordu. Arada gökyüzüne atılan havai fişek misali turuncu kıvılcımları izlerken, aydınlığın artmasıyla birlikte görüş de netlik kazanmıştı. Yarım saat kadar sonra iskele tarafımızda yakın bir mesafede bu kez, Rakata adası gözükmüştü. Netleşen görüntü bütün haşmetiyle önümüzdeydi ve koskoca dağın yarısı yok olmuştu. Kuzey tarafı patlama sonucunda sulara gömülen dağın güney yarısı ve krateri şimdi öylesine ürkütücü görünüyordu ki, insan ister istemez o Yüce Yaratıcı’nın kudretini çok yakından hissedebiliyordu. Kendi kendime “Hikmetinden sual olmaz Ya Rabbim” derken, uzun süre bu eşsiz manzaradan gözlerimi ayıramamıştım.

1927 yılında, suların ortasından doğan Anakkrakatao adasının ölçülen son yüksekliği 166 metre olup, püskürme hareketinin devam etmesiyle, adanın her geçen gün büyüdüğü açıklanmaktadır. Ayrıca bölgenin 2056 No’lu Admiralty* deniz haritasında ise şu uyarı yer alır:

Sebesi ve Rakata adaları arasında (06.03 Güney -105.27 Doğu) devam eden volkanik hareket rapor edilmiştir. Gemilerin adı geçen bölgeden uzak geçmeleri önerilir.”

Not: Sebesi, R. Kecil adasının yaklaşık 10 km kuzeyinde bulunan, başka bir volkanik adanın adıdır.

 

* Pruva: Baş taraf, gidilen yön

* Bordalamak: Yan taraftan geçmek, yana almak

* Tsunami: Liman dalgası (Japonca)

* İskele: Sol taraf

Admiralty Deniz Haritaları: Denizcilikte kullanılan ve İngiliz Kraliyet Deniz Kuv. tarafından yayınlanan seyir haritaları.

 

1. N. Geographic-Octeber 1980 - II ND Edition

2. Tübitak Bilim Kitapları - Depremler ve Yanardağlar

3. Aramco World - November/December 1996