27 Yazı Tarık Uslu

Yazar Profili »

Kuyruklar, Yüzgeçler ve Pullar

Şubat 2020, 518 1146 Görüntülenme Eklenme Tarih: 24 Ocak 2020 16:24 Tarık Uslu

 

BÜTÜN ISSIZ ADA filmlerinde, adaya düşen kazazedelerin mutlaka karşılaştıkları en büyük problemlerden bir tanesi, çıplak elle su içinde balık yakalamaktır! Bu, dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir.

Çünkü balıklar suyun içinde olağanüstü hızlı hareket ederler.

Oysa su, havadan çok çok daha yoğun bir ortamdır. Bu yüzden biz suyun içinde, karaya oranla oldukça yavaş hareket ederiz.

Ancak balıklar kuyrukları, yüzgeçleri, omurgalarının yapısı, vücutlarının şekli ve pullu kaygan derileri ile yaratılıştan mükemmel birer yüzücüdürler!

 

Kuyruk önemlidir!

 

Neredeyse bütün hayvanların uzun ya da kısa, tüylü ya da tüysüz, kalın ya da ince, bir kuyruğu vardır. 

Bazıları için bir denge organıdır, bazıları için etkili bir sinek kovucu, bazıları için zehirli bir silah, bazıları için fiyakalı bir süs, bazıları için bir fren tertibatı, bazıları için el gibi tutmaya, ayak gibi tırmanmaya yarayan bir araç...

Kuyruk önemlidir! Ancak karada yaşayan pek çok kuyruklu canlı, kuyrukları olmadan da hayatlarını bir şekilde sürdürebilir... Ama balıklar için aynı şeyi söyleyemeyiz! 

Bir balığın kuyruğu koptuysa, sıra kafasına gelmiş demektir! Çünkü kuyruğu olmayan bir balık yüzemez. Su dünyasında hareketsiz kalmak, yem olmaktır!

Duran bir balık tek bir kuyruk hareketi ile 1 saniye içinde kendi boyunun 10 katı kadar uzağa ok gibi fırlayabilir. Yani 30 santim boyunda bir balık, 1 saniye sonra, 3 metre öteye kaçıp oradan size nanik yapabilir...

Bazı küçük balıklar, en yüksek hızlarına saniyenin 20’de biri kadar kısa bir sürede çıkabilirler. 

Denizde gördüğünüz ve şekli balığa benzeyen her canlı balık mıdır? 

Bunu anlamak için kuyruğuna bakın! Balıkların kuyruğu diktir. Oysa ötekilerin kuyruğu yataydır! 

Evet doğru! Balinaların ve yunusların kuyrukları yataydır! 

 

Çok fonksiyonlu yüzgeçler

 

Yüzgeçler için “bir balığın elleri kollarıdır” diyebilir miyiz? Evet ama sadece o kadar değil!

Mesela sırt yüzgeçleri, yassı vücutlu balıkların su içinde dik durmalarını sağlar. Özellikle sert kuyruk hareketleri ile aniden ileri doğru fırlayan balıklar, akıntıya karşı yüzüyor olsalar da dengeleri bozulmaz..

Göğüs yüzgeçleri için balığın kollarıdır da diyebiliriz. Ama manevra yapmak, sağa sola dönmek gibi önemli işlere de yararlar. Göğüs yüzgeçleri, sırt ve kuyruk yüzgeçlerinden farklı olarak iki tanedir. Balığın her iki yanında da bulunurlar. Bizim kollarımız gibi yani..

Karın yüzgeçleri üçüncü bir kol gibidir. Bazen kumu eşeleyip yiyecek bir şeyler çıkarmaya, bazen yavru çıkacak yumurtaları bir araya toplamaya, üzerlerini silip süpürmeye falan yarar, çok faydalı bir yüzgeçtir.

 

Yüzgeç mi, kanat mı?

 

Eski zaman gemicileri, zor ve uzun deniz yolculuklarından evlerine döndüklerinde, okyanuslarda yaşayan ve canları istediğinde sürüler halinde uçan kaçan bir takım tuhaf kanatlı balıklardan bahsederlerdi ama kimseyi uçan balıkların varlığına inandıramazlardı.

Kimse inanmasa da, denizciler ne gördüklerinden kesinlikle emindiler. Bu uçan şeyler kuş falan değildi. Sadece uçan balıklardı!

 

Uçan balıkların öteki balıklardan en büyük farkı, göğüs yüzgeçlerinin çok büyük yaratılmış olmasıydı. Akdeniz, Atlantik ve Büyük Okyanus gibi sıcak iklim bölgelerini seven bu tuhaf balıkların elliye yakın farklı türü vardır.

En irileri 45 santim gelen boyları ile dört kanatlı uçan balıklar olarak bilinen Kaliforniya uçan balıklarıdır...

Uçan balıkların kırlangıçlar gibi V şeklinde kuyrukları vardır. Daha çok sürüler halinde dolaşan bu balıklar, büyük balıklar tarafından kovalandıklarında canlarını kurtarmak için var gücüyle yüzmeye başlarlar. Fakat bakarlar ki olacak gibi değil, suyun içinde pazar pahalı, fırlayıp su üstüne çıkarlar… İşte o anda kocaman göğüs yüzgeçleri açılır ve balıklar, hava da biraz rüzgârlı ise, 200-300 metre kadar yol alabilirler. Hızları azaldığında ise asıl ait oldukları yere, yani suyun içine düşerler...

Havadayken titreyen yüzgeçleri uzaktan bakanlara, uçan balıkların kanat çırptığını düşündürür. Elbette bu balıklar kuşlar gibi kanat çırpıyor değillerdir...

Genellikle bir iki metre kadar yükseğe çıksalar da, sert bir rüzgâr onları aldığı gibi bir geminin güvertesine atıverir... Geminin aşçısına da neredeyse gökten yağan bu balıkları tavaya atmak kalır...

Uçan balıklar bu sayede yunuslardan ya da tombul orkinoslardan kurtulurlar ama bu sefer de, gagalarının ucuna kadar gelen bu lezzetli lokmaları kaçırmaya hiç niyetleri olmayan deniz kuşları için öğle yemeği olmaktan kurtulamazlar...

 

Pullu ve kaygan balık derisi

 

Hadi diyelim çok hızlı davrandınız ya da balık bir miktar yavaş davrandı ve suyun içinde çıplak elle bir balığı tuttunuz! Fakat ne kadar tutabilirsiniz? Balık o kadar kaygandır ki, vıjjk diye elinizden kayar ve canını yine kurtarır!

Peki ama neden? Balıklar neden bu kadar kaygandır?

İnsanın derisi sağlamdır ve karada yaşamamız için harika bir dış kaplamadır! Ama eğer suyun altında bir süre kalacak olsak bozulur ve artık vücudumuzu koruyamaz hale gelir. Aslında su, özellikle de tuzlu su, sadece insanın derisini değil bütün kara canlılarının derisini bir süre sonra tahrip eder.

Balıkların da bir derisi vardır ve her şeyi ile suda yaşamak için özel olarak yaratılmıştır. Bu yüzden su, balıkların derilerine zarar vermez.

Balık derisinin en önemli özelliği sürtünmeyi engelleyen müthiş bir yapıya sahip olmasıdır. Bu çok önemlidir; çünkü sürtünme ne kadar az olursa, balıklar o kadar rahat yüzerler.

Balık derisi iki tabakadan oluşur: Alt deri ve üst deri. 

Üst deride kaygan ve yapışkan bir madde olan mukus salgılayan bezler vardır. Bu mukus, balığın derisini ıslak bir sabun kadar kayganlaştırır. O yüzden bir balığı elde tutmak son derece zordur.

Ayrıca mukus maddesi ile sıvanmış üst deri parazitlerin ve hastalık yapıcı mikropların balığın derisine tutunmasını önler... Üst deri, suyun balığın vücuduna girmesini önleyen bir tabaka ile de kaplıdır.

Balıkların pek çoğunun üzeri bildiğiniz balık pulları ile kaplıdır.

Karada yaşayan pek çok sürüngenin de pulları vardır. Ancak balık pulları ile sürüngenlerin pulları arasında hiçbir benzerlik yoktur. 

Sürüngenlerin pulları dış derinin üzerini kaplayan boynuzumsu bir maddeden yaratılmıştır. Balıkların pulları ise birbirinden ayrı birer organ gibidir. Ve iç deri ile alakalıdır. 

Bir sürüngenin mesela bir yılanın pullarını kazıyamazsınız. Ama bir balığın pullarını kazıyabilirsiniz.

Balıkların pulları bir çatının kiremitleri gibi önden arkaya doğru harika bir intizam içinde dizilmişlerdir. Bu da az önce bahsettiğimiz suyun sürtünme etkisini en aza indiren bir diziliştir...

 

Köpekbalığının mucizevî mayosu

 

Gemilerin en büyük sorunlarından biri, gövdelerine yapışan yosunlar, minik deniz canlıları ve bir takım kabuklular yüzünden paslanmaya başlamalarıdır.

Bunun önlenmesi için gemilerin belli aralıklarla temizlenmesi ve boyanması gerekir. Ancak binlerce tonluk bir transatlantiğin temizlenip boyanması pek zordur.

Bazı bilim adamları bu sorunu çözmek için denizde yaşayan en karizmatik canlıları yani köpekbalıklarını incelediler. Çünkü bu hayvanların derilerinde, en küçük bir pislik, leke, kir, yosun ya da haşarat tutunamamaktadır. Peki ama neden? 

 

İşte bu sorunun peşine düşen bilim adamları, sudaki en küçük canlıların bile köpekbalığının derisine yapışamadıklarını farkettiler. Çünkü köpekbalığının derisini sarıp sarmalayan sert pullar bunu engelliyordu. Üstelik bu pulların hemen altında kauçuk gibi elastik ve çok sağlam bir tabaka vardı.

Bilim adamları köpekbalığı derisini örnek alarak silikondan bir deri yaptılar. Sonra da bu deri ile gemilerin su ile sürekli temas eden kısımlarını kapladılar. Bu yeni malzeme ile kaplanan gemilere diğerlerine oranla %70’e yakın bir oranda daha az midye yapışıyordu. Ve ayrıca o minik organizmalar da gemi gövdesine tutunamıyorlardı... Üstelik bu yeni malzeme gemilerin eskiye oranla çok daha hızlı gitmesini sağlıyordu. Çünkü suyun sürtünme etkisi oldukça azalmıştı.

Bu haber duyulur duyulmaz spor malzemeleri üreten ünlü firmalar, kulaklarını tilki gibi dikleştirip araştırmayı yapan üniversitelerin kapılarına koştular. 

Ve köpekbalığı derisi modeline göre yüzücü mayoları yaptılar. Bu mayolar özellikle dalgıçlar ve yüzme yarışlarına katılan sporcular için üretildi.

Köpekbalığı mayolarını giyen sporcular, ötekilerden daha hızlı yüzmeye, suyun sürtünme etkisini, diğerlerine oranla daha az hissetmeye başlamışlardı...

Sonuç mükemmel değildi. Ama mükemmele yakındı. Çünkü mükemmel olan, köpekbalıklarının yaratılış harikası derileriydi...

 

 


Şubat 2020, 518 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ben Bu Beyin miyim!

Bu gözler benim. Ama üzerine gökyüzünün mavisi akseden bu kürecikler ben değilim... Bu kulaklar benim ama sabahları minicik serçelerin şarkıları ile neşelensem de, hüzünlensem de, ben bir kulak da değilim. Peki ya bu beyin? Tıpkı diğerleri gibi bu beyin de benim! Peki ben? Ben beyin miyim? Bu soruya cevap vermek diğerlerine cevap vermekten biraz daha zor. Çünkü ortada kafa karıştırabilen bazı durumlar var.

Devamı »

Dereler Yukarı Akar mı?

Su yürür evet! Bir yolunu buldu mu yürür. Ve eğer bir apartmanda oturuyorsanız en büyük kâbuslardan biri, sizin evdeki suyun yürüye yürüye alt kattaki komşunuzun tavanından aşağıya tıp tıp tıp damlamaya başlamasıdır. Fakat asıl kâbus, alt kattaki komşunuzun değil de, üst kattaki komşunuzun kapınıza dayanıp, “Sizin daireden bizim daireye su sızıntısı var!” demesidir. İşte bu tam bir kâbustur; çünkü böylesi sadece rüyalarda olur!

Devamı »

Allah’ın Renkleri

Her şeyin bir şekli, bir dokusu, bir tadı, bir kokusu, bir ağırlığı, bir hacmi olduğu gibi, bir de rengi vardır...

Devamı »

Kuyruklar, Yüzgeçler ve Pullar

BÜTÜN ISSIZ ADA filmlerinde, adaya düşen kazazedelerin mutlaka karşılaştıkları en büyük problemlerden bir tanesi, çıplak elle su içinde balık yakalamaktır! Bu, dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir. Çünkü balıklar suyun içinde olağanüstü hızlı hareket ederler. Oysa su, havadan çok çok daha yoğun bir ortamdır. Bu yüzden biz suyun içinde, karaya oranla oldukça yavaş hareket ederiz.

Devamı »