TR EN

Dil Seçin

Ara

Eylül 2020

post-title

Eylül 2020, 525

Abone Olun

Eylül sayımızla sizlere merhaba diyoruz değerli dostlarımız,

Hayatımız okumakla geçiyor; belki burada bunun için varız. İster dergi, ister kitap ya da başka bir şey aslında hayatı okuyoruz; okuma yazma bilmeyenler de dahil… Okurken şekilleniyor, şeklimiz ise okumamızı değiştiriyor. 

İnsanın bakış açısı, nazarı, nasıl gördüğünü belirliyor. Bilinen bir örnekteki gibi, aynı bardaktaki suya baktıkları halde, kimisi bardağın yarısının dolu olduğunu görüyor; kimisi de yarısının boş olduğunu. Kiminin nazarı ona olumlu baktırıyor ve düşündürüyor; kiminin nazarı da olumsuz baktırıp ve olumsuz gördürüyor.

Hayatta da böyle. Her insan dünyayı, hayatı kendi nazarından seyrediyor. Sonuçta farklı bakışlardan, farklı yorumlar, kanaatler, sonuçlar çıkıyor. 

Elbette dünya bir imtihan dünyası ve elmas ruhlarla kömür ruhlar burada kendilerini gösterip ve ayrılıyorlar. Kâinatta yaratılan hayır-şer, iman-küfür, güzel-çirkin, hidayet-dalalet, taat-isyan, ziya-zulmet gibi zıtlar bu ayrışmayı tetikliyor. 

Güneşin doğması, gülün mis gibi kokusunu ortaya çıkardığı gibi, gübrenin de kötü kokusunu ortaya çıkarır. İnsanlar da vahiy güneşinin karşısında böyle ayrılırlar. Ve “kâinatta dinsizlik ile dindarlık, Âdem zamanından beri cereyan edip geliyor ve kıyamete kadar gidecek.” Evet bu dünyaya her gelen, hayır-şer, iman-küfür, güzel-çirkin, hidayet-dalalet, taat-isyan, ziya-zulmet grubundan bir tarafı seçer. İnsan seçer; seçtiği döner insanı şekillendirir.

Evet önümüzde içinde su dolu bardak gibi, hayatımız duruyor. Biz hayata, dünyaya, olaylara baktığımızda dolu kısmına bakıp hayattan gerekli dersleri alan ve ona göre yaşayan birinci grupta mı yer alacağız; yoksa ikinci gruba yönelip, boş kısma bakıp olumsuzluklarla, şerlerle, zulmet ve çirkinliklere mi odaklanacağız. Bizim sınavımız bu… 

Ne mutlu Allah’ın hayat rehberi olan Kuran’ıyla aydınlanan, Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (asm) öğrenci olan ve hayat sınavını başarıyla verenlere. 

Yoksa ders almayanlar, ancak başkalarına ders oluyorlar. Allah (cc) muhafaza etsin…

Bu sayımızda, çok sancıların yaşanmasına sebep olan İstanbul Sözleşmesi’ni öne çıkardık. Şiddet problemine çözüm diye sunulan, fakat hayatımıza girdiğinden bu yana çözüm değil şiddet üreten; üstelik geri planda dayattığı “toplumsal cinsiyet” ve “cinsel yönelim” dedikleri üstü kapalı ard niyetli kavramlarla “fıtratı/yaratılışı” değiştirmeye, daha doğrusu bozmaya odaklanmış bu sözleşmeyi anlattık. 

Evet herkesi bir şekilde yaralayan şiddete çözüm bulunmasını bizler de istiyoruz. Fakat, sadece kadına olan şiddeti ön plana çıkarıp bunun sorumlusu olarak da erkekleri gösterip, erkekleri düşmanlaştırmak çözüm olabilir mi!? Bir tarafı kayırarak, kışkırtarak, şımartarak adalet sağlanmaz. Adalet bozulursa aile de bozulur. Şimdi olduğu gibi…

İnanıyoruz ki, şiddet problemini çözmeyi maske olarak kullanan bu ard niyetli İstanbul Sözleşmesinden dönülecek ve her türlü ahlaksızlığı yayan, gençlerimizi zehirleyen marjinal grupların, dış destekli derneklerin toplumumuzu daha fazla tahrip etmelerine seyirci kalınmayacaktır.

Eylül sayımız hayırlara vesile olsun duasıyla, emeği olan herkese teşekkür ediyoruz.

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır.

Selam ve muhabbetlerimizle…

 

— Suat Ünsal

Dergideki Yazılar