ARAMA SAYFASI

Kölebeğ

Çocukluk yıllarımda menkıbelerini dinlediğim ilginç kahramanlardan biri de, Maraş’ın delilerinden biri olan Kölebeğ’dir. Mahalli tabirle, Kölebee…

Hem köle, hem de bey olmayı adında birleştirdiğine göre, deli mi veli mi olduğuna karar verilemeyenlerden biri olsa gerek…

Bir yıkıntıda yalnız başına yaşayan Kölebeğ, hayırsever kimselerin yardımı ile geçinir. Ona en çok yardım edenlerden bir esnaf, hem sık gelmesinden, hem de önemli müşterileriyle meşgulken, pat diye araya girip yardım istemesinden ve “Sonra gel” demesine de aldırış etmemesinden epeyce rahatsız olmuş. Bu rahatsızlığı sebebiyle, böyle bir gelişinde, çekmiş onu bir köşeye ve demiş ki:

“Bir daha böyle gelme! Müşterilerle mühim bir iş konuşuyoruz. Sen destursuz söze girip, ortalığı dağıtıyorsun. Şimdi sana bir aylık harçlığını peşin vereceğim; ama sen de bir ay gözüme görünmeyeceksin!”

“Peki” demiş Kölebeğ… Ve o güne kadar, hiç bir arada görmediği miktarda bir yekûn tutan aylık harçlığını kapıp, sevinç içinde gözden kaybolmuş.

Fakat, sabahleyin çok erken bir saatte, bir aylık harçlığını aldığı tüccarın dükkanına gelip, hissedilir bir tedirginlik ve telaşla beklemeye başlamış. Neden sonra, dükkanını açmak üzere gelen Mehmet Efendi, bir ay gelmeme sözü veren Kölebeğ’i, hem de daha ilk günün güneşi doğmadan karşısında görüverince hiddetlenmiş:

“Neden sözünde durmuyorsun? Hani, bir ay buraya gelmeyecektin?”

Kölebeğ, “Amma sebebi var!” demiş.

“Söyle bakalım, ne sebebi var?” deyince de, birden patlayıvermiş:

“Al şunları!” deyip savurmuş, bir gün önce aldığı paraları Mehmet Efendi’nin tepesine…

Şaşkın şaşkın bakıp, ne olduğunu anlamaya çalışan tüccara da demiş ki:

“Ya hu! Ne zormuş paralı olmak! Dünden beri, bu para yüzünden paralandım. Bütün gece uykum kaçtı. Zaten kapımdaki kilitte iş yok; korktum biri içeri girip paramı alırsa diye, saklamak istedim. Evvela, duvardaki bir kovuğun içine koydum. Amma, “Ya duvar yıkılır da parayı bulamazsam diye korktum. Bu sefer de, kalkıp parayı ayakkabımın içine koydum. Gene uyuyamadım. İçime bir kurt düştü. Ya evime gelen hırsız, ayakkabımı çalarak, paramı da götürürse… Para telaşından, sabaha kadar gözümü uyku tutmadı. En sonunda, parayı yastığımın altına koydum. Fakat bu defa, büsbütün uykum kaçtı. Ya parayı almak için hırsız beni öldürürse, diye korkmaya başladım, acayip can derdine düştüm. Yani, bu bir aylık harçlık, bu gece bana uyku yüzü göstermedi, korkuyla sabahladım. Al bu parayı geri, sen bana gene günlük harçlığımı ver. Sana da Allah yardım etsin; bu kadar parayla, her gece nasıl uyuyorsun kim bilir!”

Kölebeğ, asgari geçim şartlarına bile yetmeyecek kadar az bir para ile geçirdiği tek geceyi uykusuz geçirmiş… Akıllı geçinen paralılar geceleri nasıl geçiyor acaba?

Çocuk yaşımdan beri, Kölebeğ’i gıyabında çok sevmiş ve hep düşünmüşümdür:

“Çok parayla mı, yoksa az parayla mı daha rahat uyunur?”