ARAMA SAYFASI

Penguenler ve Tilkiler

Penguenler ve tilkilerin yaşadıkları bölgeye uygun yaratılmış olmaları dikkat çekiyor. Soğuk yerlerdeki hayvanların vücut yapıları genellikle iridir.

Canlılar vücut yüzeyine uygun oranda ısı kaybederler. Bir hayvanın vücut yüzeyinin kendi kitlesine oranla küçük olması için, cüsseli olması gerekir. Bu kanunu elbette hayvanlar bilmez ama hayvanları yaratan, sanatını bizlere böyle gösterir. Bu nedenle soğuk bölgelerdeki hayvanların çoğu hem iridir hem de derilerinin altında yağ tabakası vardır. Her şey birbirine uygun, her şey sanatkârane yapılmış ve yaratılmış.

Evet, kâinatta tesadüf yok. Bir şeye en uygun şekli verebilmek için her şeyi bilmek gerekir. Bütün bu farklı şekiller, faydalı ve tam olması gerektiği gibi olduğundan, kendi kendine ya da tesadüfen olması imkânsızdır. Her şeyi yaratan; hücreden insana, insandan hayvana kadar tüm kâinatı harika bir dengeler sistemi içerisinde yaratmıştır.

Küçük bir odanın bile ısıtılması ya da yazın serinletmesi için takılacak olan cihazlardan önce mühendisler ölçülerini alıp hesaplamasını yaparlar. Buna göre ve oraya uygun bir sistem teklif ederler. Görüldüğü gibi kâinatı yaratan ve onun içerisindeki canlıları bölge bölge oraya uygun yaşatan, her türlü tedbiri inceden inceye yapmış ve ona göre almıştır.

Canlıların ısıya ihtiyacının olduğunu hepimiz biliriz. Nasıl ki her canlıya uygun çevre şartları yaratılmışsa, oradaki iklim ile canlılar arasında da bir uyum ve uygunluk vardır.

İnsanlar evini ya da işyerini ısıtır. Ama penguenler, tilkiler, aslanlar, zürafalar ya da bitkiler aynı şeyi yapamazlar. Onların bu ihtiyacı, kendilerini yaratan tarafından vücutlarına verilen şekillerle karşılanır.

Canlıların çevreye uyduğunu iddia edenler, ne kadar akıldan uzak ve komik duruma düşüyorlar. Yaratıcıya, Allah’a vermeyince bakın neler olur. Mesela soğuk yerlerde yaşayan tilki, kulakları çok üşümüş diyelim. Durmuş, düşünmüş, planlar çizmiş ve en sonunda da karar vermiş, bu kulakları küçültmeli diye. Hemen karar vermiş. Bağırsaklarından alınan gıdaları kulaklara taşıyan alyuvarlara emir vermiş. “Kulaklarımın gıdasını azaltın ve onları şu şekle getirin” diye hükmetmiş. Tabi alyuvarlar da onu dinlemişler. “Baş üstüne” diye emri yerine getirmişler. Efendim, böylece soğuk yerlerde yaşayan tilkilerin kulakları küçük; sıcak yerlerde yaşayanların da büyük olmuşlar.

Düşünebiliyor musunuz; Allah’a inanmayan ve her şeyin tesadüflerle olduğunu sananlar, evrende bütün işlerin böyle yürüdüğüne inanarak ne kadar komik duruma düşüyorlar!.. Böyle bir karikatürün içinde yaşayan biyologlar bile var. Hem akıllı olacaksın, hem böyle inanacaksın, enteresan...

İşin özü bakış açısında. Bediüzzaman, insanın, kendisini başıboş zannettiğinde bütün yaratılmışlara da o nazarla bakıp, onları da başıboş ve sahipsiz zannedeceğinden bahseder.

Çevreye uymak denilince, bu tam da kurnaz tilkiden beklenecek bir şey, öyle değil mi? Ancak tilkinin kurnazlığı beden yapısında bir işe yaramaz.

Demek ki, tilki kurnazlığıyla her şeye bir açıklama uyduran sahte bilim adamlarının söylediklerine ve belgesel programlarına da daha dikkatli bir gözle bakmanız gerek.

İnançsız bilim adamlarının yaydıkları virüsler bir değil milyon domuz gribinden daha tehlikelidir, çünkü ebedi hayatın kaybına sebep oluyorlar.

...

 

Resimler ve Anlattıkları

Üstteki iki küçük resim bize çok büyük dersler vermekte.

Dikkat ederseniz hayvanların büyüklükleri ve kulak yapıları, yaşadıkları çevrenin, güneşten ya da onun yaydığı sıcaklıktan istifadesiyle yakından alakalıdır.

Mesela kutuplarda yaşayabilmek için, hayvanların daha iri bir vücuda sahip olmaları gerekmektedir. Çünkü küçük olan, soğuktan daha fazla etkilenecektir. Bu sebeple, penguenin ekvatorlu kardeşi 2 kg gelirken, kutup bölgesindeki imparator pengueni, tam tamına 30 kg gelmektedir.

Bu durum tilkilerde de aynıdır. Mesela bir çöl tilkisine kolaylıkla terleyip serinleyebilmesi için ince uzun kulaklar takılmıştır. Bu durum, yani bu uzun kulaklar kutup tilkisine de verilseydi hayvancağız kulaklarını donmaktan nasıl koruyacaktı acaba?

Görüldüğü gibi sıcaklığın normal olduğu yerlerde kulaklar normal boyda, sıcaklığın düştüğü yerlerde ise kulaklar daha da ufalmaktadır. Çünkü vücut yüzeyinin büyümesi ısı kaybını kolaylaştıracağından dolayı kutuplara yaklaştıkça hayvanlardaki çıkıntılar ufalmaktadır. Kutup tilkisine de oraya uygun ufak bir çift kulak verilmiştir.