“İnsanın bilmediği bir şey için bilmiyorum demesi de bir ilimdir.”
— İbn-i Mesud (ra)
***
ARANAN ŞEY
İnsanlar, aradıkları bir şeyi neden hep en son baktıkları yerde bulurlar?
“Bulduktan sonra aramaya devam etmenin gereği yok da onun için!...”
***
İYİ VE KÖTÜ
İyi olmadıkça sevilmenize imkân yoktur. Zira kötüyü seven kişiyi, Allah henüz yaratmamıştır. Evvelâ sevilmeye layık olunuz, sonra sevgi bekleyiniz. Kimi çok sevdiniz de o sizi sevmedi. Kimse için kötülük istemeyin. Herkesin iyiliğini ve mutluluğunu arzu edin. Hakiki insanlık budur. Ve unutmayınız ki, karşılıksız yardımın verdiği vicdan huzurunu başka hiç bir yerde bulamazsınız.
— Servet Engin
***
TENKİD
En müthiş maraz ve musibetimiz cerbeze ve gurura dayalı tenkiddir. Eğer insaf işletirse hakikati rendeler. Eğer gurur kullanırsa tahrip edip, parçalar.
— Bediüzzaman Hz.
***
“Toplumda herkes bir vücudun organları gibidir. Vücudun bir organı ağrıdığı zaman, diğerleri de ağrır. Başkalarının acısını duymayan insan nasıl insan olur?”
— Sadi
***
MASA ÜSTÜ
Çalışma masanızın üstü, kafanızın içine benzer. Beğenmediyseniz değiştirelim... Kafanızın içi, çalışma masanızın üstüne benzer. Yine beğenmediyseniz, yapacak bir şey yok. Ya masayı değiştirin, ya kafayı.
***
ALPASLAN İLE VEZİRİ
Nizamülmülk’ü çekemeyenlerden biri, küçük bir kağıda, “Veziriniz zulümle mal alıyor.” diye yazıp, Alparslan’ın seccadesi üzerine bırakır. Alparslan, derhal vezirini çağırtıp:
“Ey benim vezirim” der. “Bak şu kağıda! Bu adamın yazdığı eğer doğru ise, işte sana emir, bu işten derhal vazgeç ve aldıklarını geri ver! Yok eğer iftira ise, böyle adamlara iş bul! Onları meşgul et ki, kendi hallerinde olsunlar da, şunun bunun aleyhinde bulunmaya çalışmasınlar.”
***
KÜÇÜK ŞAİR
Henüz on beş yaşındayken, bir divanı dolduracak kadar şiir yazan Uncuzade Mustafa Fehim, rivayete göre, bir gün, cami avlusunda çelik çomak oynarken, onun bu yaşta şiir yazmasına ihtimal veremeyen iki adam oradan geçiyorlarmış. Yüzüne bakıp:
“Hele bak şuna, bir de şairim, diyor. Hiç çelik çomak oynayan çocuk şiir yazabilir mi?” demişler. Fehim hemen şu beyit ile cevap vermiş:
“Küçücüktür Fehim amma, ele aldıkça hüner,
Seni meydân-ı belâgatte çelik gibi çeler.”
***
“FİKİRLERİN HARBİNDE, KİTAPLAR SİLAHTIR.’’
— Rousevelt
***
Bir Gezginin Günlüğünden
(Bu satırlar. A. Ubicini isimli Avrupalı tarihçiye aittir. Yıl, 1855)
Bugün kendi eşyamla, yol arkadaşım olan eski bir Macar zabitinin eşyasını taşımak için, bir köylünün arabasını kiraladım. Sandıklar, portmantolar, denkler, paltolar, kürkler, atkılar hep açıktaydı. Buralarda yatağın hayali bile mevcud olmadığı için, gece üstüne uzanmak üzere ben biraz kuru ot satın almak isteyince, son derece nazik bir Türk, bana refakat teklifinde bulundu. Köylü de öküzlerini koşumdan çıkarıp, bizi bütün eşyamızla beraber sokağın ortasında bıraktı. Ben onun uzaklaştığını görünce dedim ki:
“Burada birisi kalmalı!...”
Yanımdaki Türk hayretle sordu:
“Niçin?”
“Eşyalarımızı beklemek için.”
“A!.. Ne lüzumu var. Eşyalarınız bir hafta gece gündüz burada kalsa bile, dokunan olmaz.”
Ben bu sözü kabul ettim ve döndüğümde her şeyi yerli yerinde buldum.
Şu noktayı da unutmamalı ki, o sırada İslâm askerleri, mütemadiyen gelip geçmekteydi. Bu vak’a bütün Londra kiliselerinin kürsülerinden Hristiyanlar’a ilan edilmelidir; içlerinden bazıları rüya gördüklerini zannedeceklerdir. Artık uykularından uyansınlar!
***
MURPHY DER Kİ..
Bir şeyin ters gideceği varsa, ters gider.
.
Yapabilenler, yapın...
Yapamayanlar, öğretin...
Öğretemeyenler, yönetin...
.
Bir mesele, birçok toplantıya sebep oluyorsa, toplantılar gittikçe meseleden “daha önemli” olmaya başlar.
