Farkında olsak da olmasak da, sabah uyandığımız andan gece yatana kadar yapay zekâya temas ediyoruz. Günlük hayatımıza, her gün farklı bir yapay zekâ uygulaması hızla dahil oluyor. Hayatımıza giren yapay zekâ örnekleriyle çağrı merkezleriyle kurduğumuz iletişimde veya alışveriş sitelerinde gezerken muhatap olduğumuz önerilerde artan oranda karşılaşıyoruz. Aynı şekilde ChatGPT, Grok ve Claude gibi büyük dil modelleri kullanan yapay zeka sohbet robotları da artık günlük işlerimizde sık kullanılan uygulamalara dahil oldu.
Avrupa’nın hantallığı ve düzen konusundaki hassasiyetinin yapay zekâ trenini kaçırmasına neden olduğu Amerika’nın atı alıp Üsküdar’ı geçtiği söylenir. Geçtiğimiz Temmuz ayında yaşanan gelişmeler YZ alanında regülasyonların ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Elon Musk’ın xAI şirketinin geliştirdiği Grok’un kendisine sorulan sorulara hiç beklenmedik bir şekilde küfürlü cevaplar vermesi ve hakaretlere devam etmesi ortalığı neredeyse ayağa kaldırdı. Önde gelen teknoloji şirketlerinin elinde tüm dünyaya ait çok fazla veri bulunuyor. Elde edilen verilerin Amerikan yönetimiyle paylaşıldığı zaman zaman dile getirilen konular arasında.
Ancak bu büyük güç, ciddi sorumlulukları da beraberinde getirir. Yaşananlar, yapay zeka sohbet robotlarının sınırlarının ve güvenlik açıklarının müşahhas bir göstergesini ortaya çıkarıyor. Nitekim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, X’in yapay zeka uygulaması Grok hakkında soruşturma başlattı. Savcılık soruşturmayı “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” vb hakaret suçlarından başlattı. Ayrıca savcılık suç teşkil eden paylaşım ve hesaplara erişim engeli kararı aldı.
Trump’ın bir önceki döneminin sonunda Twitter platformundaki hesabının devre dışı bırakılması sosyal medyanın gücünü göstermişti. Sonrasında Elon Musk Twitter’ı satın aldı, Trump’ı seçimde açıkça destekledi, bir müddet çok yakın çalıştı. Ta ki menfaatler çatışıncaya kadar. YZ’nin ürettiği içerik filtrelerin zayıflatılmasıyla saldırgan dil ortaya çıktı.
Beğensek de beğenmesek de seçimle gelen iktidarın zengin bir teknopat eliyle hizaya sokulmaya çalışılması YZ’nin sınırlarının regülasyonlarla belirlenmesinin zorunlu olduğunu gösteriyor. Yaşananlar YZ sistemlerinin çok güçlü ancak bir o kadar da kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum teknolojik altyapının güvenliği ve YZ’nin ortaya çıkardığı sonuçlardan hukuki anlamda kimin sorumlu olduğunun belirlenmesi zorunluluğunu ortaya çıkarıyor. Çünkü yapılan küçük değişikliklerin ve filtrelerin gevşetilesinin ortaya çıkardığı durumun tüm siyasi yapıları zorlayacak etkilere yol açabileceği görüldü.
Yapay zekâ sistemlerinin toplumsal etkileri büyüdükçe, geliştiricilerin ve yasa koyucuların bu sistemlerin güvenli, etik ve sorumlu kullanımını sağlamak için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor.
GÜÇLE GELEN SORUMLULUKLAR
Ancak bu büyük güç, ciddi sorumlulukları da beraberinde getirir. Üretken YZ yalnızca içerik üretmekle kalmaz; aynı zamanda bilgi üretir, yönlendirir, etkiler. Bu da bir dizi etik ve toplumsal sorunu gündeme getirir:
1. Yanıltıcı Bilgiler ve Deepfake Tehlikesi
Gerçek gibi görünen sahte videolar, görseller ve haberler üretilebilir. Bu, bilgi güvenliği ve kamuoyu manipülasyonu açısından ciddi riskler doğurur. Tanınmış kişilerin sahte resim ve videoları üretilerek yapılan dolandırıcılık yöntemleri bu kapsamda değerlendirilebilir.
2. Önyargı ve Adaletsizlik
YZ, beslendiği veri kadar adil olabilir. Geçmiş verilerde yer alan toplumsal önyargılar, YZ sistemleri tarafından yeniden üretilip güçlendirilebilir. Bu da ayrımcılığa neden olabilir. YZ sohbet robotlarının, soru soran cihazların bağlandığı IP adresinden belirlenen ülkeye göre farklı cevaplar verdiği belirtilmektedir.
3. Fikri Mülkiyet Sorunları
YZ modelleri, mevcut içerikler üzerinden eğitilir: kitaplar, görseller, müzikler, kodlar… Ancak bunların çoğu, izin alınmadan kullanılmış olabilir. Bu durum telif hakkı ve üreticinin hakları açısından soru işaretleri doğurur.
ZARARIN SORUMLUSU KİM?
YZ sistemlerinin sebep olduğu zararların ve can kayıplarının sorumluluğu kime ait olacağı ciddi bir soru işaretidir. Yazılımı geliştiren yazılımcı mı? Eğer yazılımın bir bölümünü de yapay zeka yazıyorsa sorumluluk kime ait? Platformun sorumluluğu ne kadar? Bu soruların cevabı bugün tam olarak verilmiş değil.
Ancak mevcut hukuki altyapı, artık çevresini algılama yeteneğine ve kendi iradesine sahip olan yapay zekâya sahip varlıkların gerçekleştirecekleri fiillerden doğacak sorumluluğun kimin üzerinde olacağı noktasında yeterli korumayı sağlayamamaktadır. Örneğin sürücüsüz bir şekilde, otomatik pilot halde seyredebilen bir aracın karıştığı kazada cezai ve hukuki sorumluluk kimin üzerinde olacaktır? Aracı üreten firmanın mı, araç sahibinin mi?
Dünya genelinde mevcut olan karayolları kanunlarında hala araç tanımı içerisinde sürücüyü barındıracak şekilde olduğu için, bu durumda sürücünün cezai sorumluluğunun gündeme gelmesi söz konusu olacak.
SORUMLU YZ NASIL MÜMKÜN OLUR?
YZ’nin gelişimini durdurmak yerine, onu doğru yönde şekillendirmek gerekir. Aşağıdaki ilkeler bu sürecin temelini oluşturmalıdır:
Şeffaflık: YZ sistemlerinin nasıl çalıştığı ve hangi verilerle eğitildiği açıkça belirtilmelidir.
Onay ve Mülkiyet: İçerik üretenlerin, sanatçıların, içeriklerinin YZ eğitimi için kullanılıp kullanılmamasına karar verme hakları olmalıdır.
Akıllı Düzenleme: Hükümetler hem inovasyonu destekleyen hem de toplumu koruyan yasal çerçeveler oluşturmalıdır.
Toplumsal Eğitim: Herkes, temel düzeyde YZ okuryazarı olmalıdır. Bu sayede insanlar teknolojiyi sorgulayabilir, bilinçli kararlar alabilir ve yapay zekânın muhtemel zararlarından korunabilir.
İnsanın Denetimi: Sağlık, adalet ve işe alım gibi hayati kararlarda mutlaka insan gözetimi bulunmalıdır.
ORTAK BİR GELECEK
Yapay zekâ sadece bir araç değil; aynı zamanda düşünmede, üretmede ve keşfetmede bir ortak hâline geliyor. Bu teknolojinin insanlığı yüceltip yüceltmeyeceği, içine hangi değerleri koyduğumuza bağlı.
YZ daha akıllı hâle geldikçe, bizim de daha bilinçli ve sorumlu hâle gelmemiz gerekir. Bu çağın asıl zorluğu, yalnızca zeki makineler üretmek değil; aynı zamanda yapay ve doğal zekâyı birlikte yönetecek bilge bireyler olmaktır. Endüstri 5.0 (Toplum 5.0) insan zekâsı ve yapay zekâyı beraber kullanmayı esas alıyor.
