Bizden önce yaşayanlar arasında Kifl adında biri vardı. Bildiğinden hiç şaşmazdı. İhtiyaç içinde olduğunu bildiği bir kadına gelerek, altmış dinar verdi. Kadından kâm almak üzere teşebbüse geçince, kadın titredi ve ağladı.“Niye ağlıyorsun?” diye sorunca, kadın:
“Bu benim [şimdiye kadar] hiç yapmadığım bir amel. Bu günaha beni razı eden de fakirliğimdir!” dedi.
Adam da:
“Yani sen şimdi Allah korkusuyla mı ağlıyorsun?” dedi. “Öyleyse, Allah’tan korkmaya ben senden daha lâyıkım! Haydi git, verdiğim para da senin olsun. Vallahi ben bundan böyle Allah’a hiç asi olmayacağım!”
Adam o gece öldü. Sabah, kapısında şu yazılı idi:
“Allah Kifl’i bağışladı!”
Halk bu duruma şaşırdı kaldı. Allah o devrin peygamberine Kifl’in durumunu vahyen bildirinceye kadar şaşkınlık devam etti.
(Prof. Dr. İbrahim Canan’ın Kütüb-i Sitte tercümesinden aldığımız bu hadisi Hz. Peygamber’den İbn Ömer rivayet etmiştir. Hadis, Tirmizî, Kıyamet 49’da zikredilmektedir.)
