Kitabın zararsız ve sadık bir dost olduğu çok söylenmiştir. Kitaplar dost mudurlar?: Elbette.
Sadık mıdırlar?: Belki.
Zararsız mıdırlar?: Asla!
Kitabın en büyük zararı, yalnız maddi gözlerinizi değil, ruhunuzun gözlerini de zayıflatması ve hayatı görebilmeniz için size kendi gözlüğünü takmasıdır.
Pek çok insan bilirim ki, Durkheim’i, Karl Marx’ı, Bergson’u vesaireyi okuyarak kendi gözleriyle görmek hassasını kaybetmişlerdir. Görüyorsunuz ki, hayatın karanlık davaları karşısında gözlerimizi açması icap eden bu dost, farkında olmayarak bizi kör edebilir.
“Nasıl düşünmeliyim?” diye okumayınız; “Başkaları nasıl düşünüyor?” diye okuyunuz.
— Peyami Safa
***
Kahve, fast food zincirlerinin önünden geçerken içim acıyor.
Adamlar kendileri açıklıyorlar zaten gelirlerinin bir bölümünü israil ordusuna verdiğini.
Bu ne demek?
Ben orada her yediğim ve içtiğimle bir Filistinli çocuğun kafasına mermi sıkıyorum demek.
— Sinan Albayrak
***
Hayatın uzunluğu değil, derinliği önemlidir.
— R. W. Emerson
***
Onlar Müslüman olduk diye senin başına kakıp seni minnet altına almaya kalkıyorlar. De ki: “Müslüman olduk diye benim başıma kakmayın. Bilakis eğer imanınız konusunda samimi iseniz Allah sizi doğru yola ilettiği için asıl siz ona minnet ve şükran borçlusunuz.”
(Hucûrat Suresi, 17)

***
Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:
“İyi ve kötü arkadaş, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccanen verir, ya sen satın alırsın, ya da onunla beraber olduğun sürece güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya elbiseni yakar ya da körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.”
(Buhârî, Büyû’ 38; Ebû Dâvûd, Edeb, 16)
***
Terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâki kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak.
— Bediüzzaman Said Nursî
***
Eğitimin amacı, boş bir zihnin yerine, açık bir zihin koymaktır.
— M. S. Forbes
***
Cemal Süreya bir kere söylemiş, ben herhalde bin kere yazdım. Yine yazayım: “Hayat kısa, kuşlar uçuyor.”
Martıları, serçeleri, kırlangıçları, leylekleri, yerdeki tedirginliklerini, havadaki neşelerini, uzun uzun izlemeye imkân vermeyen hayat yanlıştır. Avuçlarımızda yağmur biriktirmeye vakit bırakmayan hayat yanlıştır. Dağları, denizleri, kırları, ırmakları, yeşilin bin bir tonundaki ağaçları uzağımızda tutan hayat yanlıştır. Bizi içimizden geçenleri işitemez hale getiren hayat yanlıştır.
“Alemdeki her şey yerli yerinde, kendi hikayesinin içinde akıyor aslında” dedi beyaz saçlı adam, “dışarıda kalan biziz!
— Gökhan Özcan

***
Ormanın derinliklerinde bütün gün yalnız dolaşıyorum. Her yer ıssız. Rüzgârın sesi, bazı kuşlar, zeminde toynak izleri. Korkuyor muyum? Bazen tedirgin oluyorum, olmuyorum değil. Fakat hemen geçiyor. Çünkü tabiatta en tehlikeli canlı insandır. Kurttan bile.
— İbrahim Tenekeci
***
Hiçbir zulüm sonsuza kadar devam etmez bu zulümler de bitecek ve o zalimler yeryüzünden silinecek. Filistin’de son insan kalana kadar mücadeleye devam edeceğiz inşaallah. Madem onlar pes etmiyor, direniyorsa bizim Gazzemiz de olduğumuz, yaşadığımız yerdir. Herkes kendi ‘Gazzesi’nde mücadele etmeli!
— Tülay Gökçimen

***
Dünyayı doğru okumak için her şeyden önce doğru okuyabilecek, gelişmiş zihinler gerekir ki bu da ana dilin hakkıyla bilinmesinden geçer. Bu nedenle Türkçe her şeyden önemlidir.
— Alev Alatlı
***
İnsanlar yalnızca iki gruba ayrılırlar: günahkâr olduklarını düşünen hak ehli insanlar ve hak ehli olduklarını düşünen günahkârlar.
— B. Pascal
***
İki şey ‘kalitesiz insan’ın özelliğidir:
1- Şikâyetçi kişilik.
2- Dedikodu.
