Hz. Ali’nin, “Gayb Perdesi Açılsa, İmanım Ziyadeleşmeyecek” Sözü Ne Anlama Gelir?

277 Görüntülenme Eklenme Tarih: 20 Aralık 2020 19:20 Serdar Çınar

 

Demek bu kâinatın manevî güneşi ve 

Hâlıkımızın en parlak bir bürhanı bu Habibullah denilen zâttır ki; 

onun şehadetini teyid ve tasdik ve imza eden 

aldanmaz ve aldatmaz üç büyük icma var:

Birincisi: “Eğer perde-i gayb açılsa yakînim ziyadeleşmeyecek” 

diyen İmam-ı Ali (radıyallahu anh)...

(Şualar, 7. Şua, s. 131)

 

HZ. ALİ (kv) bir sözünde imanını ifade ederken “Gayb perdesi açılsa, imanım ziyadeleşmeyecek” buyurmuştur. Bazıları tarafından bu söz Hz. Ali “imanın son mertebesine ulaşmıştır” şeklinde anlaşılsa da bu doğru olamaz. Çünkü miraç mucizesine mazhar olan Peygamber Efendimiz (asm) dahi, Cenâb-ı Hakk’a hitaben “Ben seni hakkıyla tanıyamadım” buyurmuştur.

Elbette imanın mertebeleri vardır. Ve tahkiki iman ‘yakîn’ kavramı ile ifade edilir. Yakînin de üç ana mertebesi vardır: “ilmelyakîn, aynelyakîn, hakkalyakîn.” 

Yakîn, sözlük mânâsıyla “tereddütsüz, şüphesiz ilim” demektir.

İmanın ‘yakîn’ mertebesinde olmasının en açık ölçüsü ise, iman hakikatlerine Kur’an-ı Kerîm’in bildirdiği gibi inanmaktır. Yani yanlış inanca yakîn denilmez. 

İlmelyakîn, bir şeyin, bir hakikatın varlığını iki kere iki dört eder derecesinde kat’i bilmektir. 

O hakikatı, görür ya da işitir gibi, yani his âlemine giren bir şeyi bilir gibi kat’i bilmek ise ‘aynelyakîn’i ifade eder. 

Yine o şeyi, yaşadığı bir hakikatın varlığını bilir gibi bilmek ise ‘hakkalyakîn’dir. 

Bu mertebelerin her üçü de kâmil imanı ifade eder.

Meselâ, melekleri, sözü edildiği zaman hatırlamak vardır, bir de her hareketinde, her sözünde onları yanı başında bilmek vardır. İşte bu ikinci bilmek ilmelyakîn imandır. 

Melâikeye her mümin inanır. Melekleri Kur’an-ı Hakîm’in bildirdiği gibi bilen bir insanın bu imanı vakıa mutabıktır, yani kendi zannına değil bildirilene uygundur. Ve böyle tahkiki imanın da üç ana mertebesinde sonsuz dereceler vardır.

Hz. Ali, “Gayb perdesi açılsa, imanım ziyadeleşmeyecek” sözüyle, “ben gözümle görüyor derecesinde, hatta daha ileri bir mertebede iman ediyorum” demiştir. Elbette dersini “Ben ilim şehriyim” diyen bir Peygamberden alan ve o “İlim şehrinin kapısı” olarak tarif edilen bu büyük sahabi böyle muhteşem ve sarsılmaz bir imana sahip olacaktır.

İşte Âlemlerin Rabbinin kelamından ve Kudsî Nebi’den bu ulvî manaları ders alan Hz. Ali, imanını böyle ifade ederek “Gayb perdesi açılsa, imanım ziyadeleşmeyecek” demiştir.

Çünkü o seçkin kulların hayatlarında tek ölçü Allah idi. Onlar, Allah’ın Resulünden can kulağıyla ders alan kalpleri uyanık insanlardı. 

Hayatı Kur’an’la anlayan ve her konuda ölçü olarak Allah’ı ve Resulünü ve Onun kudsî kelâmını ölçü alan sahabelerin bir yıldızı olan Hz. Ali, elbette gözünden çok Âlemlerin Rabbinin sözüne inanacaktır.

Çünkü görmekle elde edilen bilgi, Allah’ın verdiği bilgiden kuvvetli değildir. İnsan gördüğünde yanılabilir, ama Allah yanılmaz, O yaratandır ve bilendir. 

Mahmut Topbaş, Şifa Tefsiri’nde şöyle demiştir: “Görmekle elde ettiğim bilgi, Allah’ın verdiği bilgiden kuvvetli değildir. Zira görmem yanılabilir.” (Müddessir Suresi 31. ayetin izahı)

İşte Kur’an’dan ve en mükemmel rehber olan Hz. Peygamberimizden ders alan bir sahabi olarak Hz. Ali, elbette Âlemlerin Rabbinin gayb âlemleriyle ilgili sözlerine gözüyle görmekten daha kuvvetli bir imanla muhatap olmuştur. 

Zaten böyle bir kalp görür gibi inanmak için göze muhtaç değildir. 

 

***

 

Âlemlerin Rabbinin kelamından ve

Kudsî Nebi’den bu ulvî manaları ders alan Hz. Ali,

imanını böyle ifade ederek

“Gayb perdesi açılsa, imanım ziyadeleşmeyecek” demiştir.

 

 


Site Diğer Yazılar