36 Yazı Dr. Yaşar Çil

Yazar Profili »

Akciğerlerimiz

Ocak 2012, 421 196 Görüntülenme Eklenme Tarih: 23 Mayıs 2020 15:40 Dr. Yaşar Çil

 

Akciğerler, nefes alıp vermemizi sağlayan, göğüs boşluğuna yerleştirilmiş bir çift organdır. Nefes alıp vermenin gayesi, havadan O2 almak ve kandaki CO2’i havaya vermektir. Hava, yaklaşık %20 oranında O2 taşıyan bir gazdır. Kan ise damarlarımızda dolaşan, içinde yüzlerce madde taşıyan bir sıvıdır. Bir gazla, bir sıvı arasında değiş tokuş yaptırmanın en verimli, en kolay yolu onların arasındaki perdeyi olması mümkün en ince bir hale getirmek ve geniş bir yüzeyde onları karşılaştırmaktır. İşte bu, en mükemmel bir şekilde akciğerlerde gerçekleştirilmiştir.

 

Bir nefesin büyük macerası

Akciğerlere giden hava yolları burundan başlar. Sonra farinks (yutak), larinks (gırtlak) ve trake (soluk borusu) olarak devam eder. Trake akciğerlere girmeden iki ana bronşa ayrılır. Bu bronşlar da akciğer içinde gittikçe incelen ve küçülen bronşçuklara ayrılarak alveol denilen mikroskobik hava keseciklerinde sonlanırlar. Birçok alveol bir bronşçuğa bağlandığından mikro yapıda bir üzüm salkımını andırırlar. Bu mikroskobik keseciklerle göğüs boşluğumuzda 70-80 m2’lik bir alan yaratılmış olur.

Nefesle gelen havanın son durağı işte bu alveollerdir. Kan ise kılcal damarlar ağı ile bu keseciklerin etrafını kuşatır. Aradaki perde çok incedir ama kesinlikle kanın alveollere sızmasına izin vermez.

Dış âlemde Cenâb-ı Hakk’ın gazlar için koyduğu kanunlar, aynen vücut içinde de geçerlidir. Bunlardan biri de, gazların yüksek basınçlı ortamdan, düşük basınçlı ortama geçmeye meyilli olmalarıdır. Dolayısıyla dışarıdan gelen hava O2’den zengin olup, O2 basıncı yüksek olduğundan kana, kanda ise CO2 basıncı fazla olduğundan alveollere geçmektedir.

 

Acil oksijen bekleniyor

Kana geçen O2’i, alyuvarlar içinde çok sevdiği bir element olan demir (Fe) bekler. Alyuvar içindeki demirli moleküle hemoglobin diyoruz. Hücreye kırmızı rengini veren de işte bu demirli moleküldür. Fakat buradaki demir, dış âlemdeki gibi bütün bağlarıyla oksijeni kucaklayamaz. Buradaki demir, öyle bir kompleks içindedir ki, altı bağlantı noktasından beşi dolu olup, sadece bir bağlantı noktası boştur. Dolayısıyla burada dış âlemdeki gibi bir oksitlenme, paslanma olmaz. Buradaki demir, oksijeni zayıf bir şekilde tutar.

Oksijenli kan vücudun derinliklerine doğru gönderilir. Ve O2’i azalmış olan hücrelere O2 vererek toplardamarlarla kalbin sağ karıncığına döner. Buradan da yeniden O2 dolumu yapmak için akciğerlere pompalanır.

 

Sürekli oksijen tüketiyoruz

Normal şartlarda bir insan dakikada 15 kere nefes alıp verir. Her nefeste yaklaşık 500 ml hava alırız. Bunun 150 ml’si üst solunum yollarında kalır ve solunuma iştirak etmez. Geri kalan 350 ml hava alveollere dolar ve bu şekilde kana O2 verilmiş olur ve oradan da CO2 alır.

Zorlu bir sporda derin bir nefesle 2500-3000 ml hava alabiliriz. Zorlamalı bir nefes verişte ise erkekler 1 lt, kadınlar 700 ml hava çıkarabilirler. En zorlamalı bir nefesten sonra bile akciğerlerde 1 lt den fazla hava kalır. Bu özellik, adli tıpçıların çok işine yarar.

Normal şartlarda bir insanın her nefeste 350 ml hava kullandığını kabul edersek, dakikada 350×15= 5250 ml yapar. Bu saatte 315 lt, günde ise ortalama 7500-8000 lt havayı kullanıyoruz demektir. Verdiğimiz her nefeste aldığımız O2 oranını %5 azaltırız. Bunu 7 milyarı aşmış bulunan dünya nüfusuyla çarparsak, sadece insanların bir günlük kullandığı hava ve tükettiği O2 hesaplanabilir.

 

Allah’ın büyük nimeti

Şimdi bir terazi düşünün ve onun bir kefesine insanların bir günde kullandığı havayı veya tükettiği O2’i koyun, kefe epeyce aşağı doğru kayacaktır. Bunun üzerine bakterilerden fillere ve balinalara kadar olan diğer canlıların tükettiği O2 miktarını da ilave ediniz. Yetmedi bütün gaz, sıvı ve katı yakıt kullanan motorların, fırınların, kaloriferlerin ve sigaraların da tükettiği O2 miktarını aynı kefeye koymamız gerekir.

Şimdi, bu kadar tüketime rağmen, kefenin öbür gözünün de O2 ile dolması ve dünyanın oksijen dengesinin bozulmaması gerekir. İnsanlar ve hayvanlar sürekli tükettiği halde dünyada nasıl bir düzen kurulmuştur ki, dünyada oksijen sıkıntısı çekmeden rahat nefes alabiliyoruz. Çevremize bu gözle baktığımızda görüyoruz ki, Dünyanın sahibi ve yaratıcısı Allah (cc.) bize böyle oksijeni tüketen bedenler verdiği gibi bunun karşılığında,  ormanları, ağaçları, ağaççıkları, yaprakları, otları ve her türlüsüyle yeşillikleri birer fabrika, birer laboratuar şeklinde yaratıp, gece gündüz demeden onları çalıştırıyor. Böylece o terazinin dengesini bozmuyor ve bizlerin rahat bir nefes almamızı sağlıyor.

İşte dünyamızdaki yüzlerce mizanlardan bir mizan…

“Hem adalet ve mizan ile iş görüldüğüne bürhan mı istersin? Her şeye hassas mizanlarla, mahsus ölçülerle vücud vermek, suret giydirmek, yerli yerine koymak, nihayetsiz bir adalet ve mizan ile iş görüldüğünü gösterir.” (10. Söz. 3. Hakikat)

Atmosferdeki havanın zerreleri sayısınca ve alıp verdiğimiz nefesler adedince Rabbimize şükürler olsun ki, bu kadar mahlûkatını emri dairesinde çalıştırıp bizi yaşatıyor. Ve böylece yarattıklarıyla bizlere, rahmetini, ilmini ve kudretini bildiriyor.

 

*****

Burundan alınan hava burada hem bir filtre edilir, hem nemlendirilir, hem de ısıtılır. Burun kılları 5 mikrondan büyük olan tozları ve partikülleri tutar. Daha küçük partiküller de daha derinlerde tutulur. Çünkü bronşların iç yüzeyi de kirpiksi tüycüklerle kaplı olup dışarıdan gelen tozcuklar bunlar tarafından tutulur, sonra bunlar yapışkan bir madde ile paketlenip (balgam) dışarı atılır. Sıcak sigara dumanı zamanla bu minik tüycükleri felç eder. Onun için tiryakilerde daha kolaylıkla bronşit gelişir ve genellikle de iyileşmeden kronikleşir. Bunlar, daha çok öksürür ve daha zor balgam çıkarırlar.

*****

 

Akciğerin Görevi


Akciğer, hava soluyan omurgalılardaki temel solunum organıdır. Ana görevi atmosferdeki oksijeni kan dolaşımına nakletmek ve dolaşımdaki karbondioksiti atmosfere çıkartmaktır. Bu görev, gaz değişiminin vuku bulduğu milyonlarca küçük, müstesna biçimde çok ince duvarlı hava kesecikleri oluşturan dolaşımı sağlayamadan kanı boşa vermektedir. özelleşmiş hücrelerin mozaiği sayesinde gerçekleşir.Akciğerin asıl görevi oksijeni kana vermek ve karbondioksitti kandan atmaktır.Ayrıca kan akciğerlerde soğuduğu için vücut sıcaklığını ayarlamaya da yardımcı olur.

 

 


Ocak 2012, 421 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Harika Bir Organ: Plasenta

Plasenta halk arasında ‘döl eşi’ olarak bilinen bir organdır. Görevi anne ile bebek arasında besin ve O2 alışverişini sağlamaktır. Bu maddeler anneden bebeğe geçerken, bebekten de anneye CO2 ve üre gibi metabolizma artıkları geçer.

Devamı »

Renkler Ve Işıklar

Renkler, değişik dalga boylarındaki ışıkların gözümüzün retina tabakasına gelmesi ve oradan da sinirsel sinyallerle beynimize ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır.

Devamı »

B Grubu Vitaminleri 4

Devamı »

B Grubu Vitaminleri 3

Devamı »