TR EN

Dil Seçin

Ara

Düşün!

Düşün!

Bir adam düşün... Eline bir tüfek almış, hedef tahtasına ateş ediyor. Etrafındaki seyirciler de dikkatle bakıyorlar. Birinci atışta hedefi on ikiden vuruyor. Kimi “Aferin, vurdu adam!” derken, kimi de “Tesadüftür canım! Acemi şansı” diyor. Adam ikinci kez ateş ediyor, yine on ikiden vuruyor. Üçüncü kez ateş ediyor, on iki. Yüz atış yapıyor, hepsinde de on ikiden vuruyor. Buna tesadüf demek mümkün mü? Diyene gülerler.

Bir araştırmacı, bir yerde arkeolojik kazı yaparken üst üste konmuş elli tane taş görse “Burada bir medeniyet varmış. Birileri bina yapmışlar” diyor.

Fakat milyar çarpı milyarlarca atom taşının planlı bir biçimde örülmesiyle inşa olunan bir bitkinin, bir hayvanın, bir insanın ustasını, sanatkârını, mimarını “Kendi kendine oldu” söylemiyle görmezden gelebiliyor. 

Halbuki kâinatın yapıcısı, yaratıcısı nice alametlerle belli ediyor kendini. Eserlerini birer ayna yapmış. İnsana da görecek göz, düşünecek akıl, sezecek kalp vermiş. Yeter ki önyargısız biçimde baksın kişi. 

Eserler o kadar mükemmel, o kadar sanatlı, o kadar düzenli ki bu vadide tesadüf beş para etmez.

Bir adam düşün... Eline bir tüfek almış, hedef tahtasına ateş ediyor. Etrafındaki seyirciler de dikkatle bakıyorlar. 

Birinci atışta hedefi on ikiden vuruyor. Kimi “Aferin, vurdu adam!” derken, kimi de “Tesadüftür canım! Acemi şansı” diyor. 

Adam ikinci kez ateş ediyor, yine on ikiden vuruyor. Üçüncü kez ateş ediyor, on iki. 

Yüz atış yapıyor, hepsinde de on ikiden vuruyor. Buna tesadüf demek mümkün mü? Diyene gülerler. 

Tıpkı bu örnekteki gibi, her iş yerli yerinde yapılıyor, her oluş hikmetli, sanatlı, düzenli. Hayat makinesi hiçbir aksaklık olmaksızın çalışıyor. 

Tek canlının bile bünyesinde, organlarında, dokularında, hücrelerinde milyarlarca mucizevi olay meydana geliyor; her gün, her saat, her dakika. Hepsi yerli yerinde, hepsi yararlı, hepsi sistemli. 

Bunun nesi tesadüf! 

Belli ki, perde arkasında bir ilim, bir irade, bir kudret var. Eserlerini bir kadere, bir plana göre düzenliyor, yapıyor, yaratıyor. 

Toprak, hava, su, ısı, bitki, sözün kısası her şey birer sebep, birer vesile, birer alet, birer kalem. Yazan, yapan, yaratan başkası. 

Tüm varlıklar harika yaratılışlarıyla ustalarını haykırırken bu sese ilgisiz kalmak ancak inatla açıklanabilir. 

Bu eserleri ve olguları gören ve bilen biri hala inanmıyorsa inanmak istemediği içindir. Ne zaman nesnel düşünmeye, önyargısız bakmaya başlarsa işte o zaman inanması umulur.