Kasım 2020

Kasım 2020, 527

 

Merhaba değerli dostlarımız,

Yeni yayın döneminde, dergimizin yaşayabilmesi için gelir-gider dengesini nasıl kuracağımızı ele aldık… Açıkçası bu konu bizim için en sevimsiz konulardan birisi. Çünkü, okuyucularının hayatına olumlu katkılarda bulunmayı esas alan bir dergi olarak temennimiz, Zafer’i her okuyucumuza, hatta herkese hediye etmek…

Evet bu temennimizi yapamasak da dergimizin fiyatını neredeyse maliyet oranında tutmaya gayret ediyoruz. Bu dengeleri fazlasıyla zorlasa da, daha fazla okuyucuya ulaşmak için böyle yapıyoruz.

En son fiyat ayarlamasının ardından kargo fiyatlarına 3, postaya 2 defa zam geldi. Baskı zaten dövize bağlı olduğundan her ay farklı bir maliyetle karşılaşıyoruz. Ancak bütün bu ve diğer zamları her ay sizlere yansıtma lüksümüz yok. 

Maalesef, eğlence ve tatilin dahi zorunlu ihtiyaçtan addedildiği günümüzde, okumak bir ‘lüks’ ya da ‘olmasa da olur’ diye düşünülüyor. Durum bu olunca da en ufak bir fiyat oynaması abone olmamanın bahanesi oluveriyor.

Dünyada ve Türkiye’de pek çok dergi, gazete vb yayın hayatını sonlandırırken, Zafer Dergisi 44. yılını tamamlamak üzere. Bunu hep beraber başardık; gayretli yazarlarımız, samimi okuyucularımız ve fedakâr isimsiz kahramanlarımız… Allah (cc) tüm yapılanları görüyor. Duamız o ki, 44 yıldır sayısız insanın hayatına güzellikler taşımış Zafer, kıyamete kadar yaşasın ve abone olarak da olsa destek olan herkes, hem dünyada hem de ahirette bu büyük hayrının karşılığını bol bol görsün…

Gelelim Kasım sayımıza. Bu sayımızda sizlerden sürekli gelen bir serzenişi dillendirmek istedik. Evet eğitim alanından medyaya; her sahada kullanılan anlatım dili, insanları ve özellikle iman sahiplerini yaralıyor. Bir ders kitabını, bir belgeseli vs açtığınızda, anlatım tamamen tesadüfler, kendi kendine oluş ya da ateist inanç üzerine kurulu. Yaratıcı, ya yokmuş gibi, veya yaratıp hiç bir şeye karışmıyormuş gibi bir kurgu söz konusu. 

Bu durum da insanları yaralıyor. Aslında ‘yaralıyor’ kelimesi çok hafif. Çünkü, “kendilerini yok iken yaratıp, şekillendiren, hayat veren, yaşatan…” Allah’ı tanımalarına, Onu bilmelerine ve sevmelerine engel olunduğu için, insanların dünya huzurunu ve ebedi mutluluğunu kaybetmelerine sebep olunuyor.

Bundan ötürü de bu feciatın bir kaynağı olan ‘bilimsel dile’ dikkat çekmek gerekiyor. “Nasıl?” sorusuna odaklanan ve “Kim yaptı/yapıyor?” diye sormayan bilimsel anlayış, dalga dalga tüm yayınları, medyayı, konuşmaları salgın hastalık gibi sarıyor…

Hayatın, kâinatın ve insanın hakikatine ulaşmanın yolu bu olabilir mi!? Hayatı biz belirlemediğimiz gibi, onun hakikatinin nasıl bulunup anlaşılacağını da biz belirleyemeyiz. İstediğimiz soruları sorup, istemediğimizi sormamak, aldanmak ve aldatmaktan başka nedir ki?

Oysa insan sadece maddeden ibaret değil; etrafına sadece “nasıl oluyor?” diye bakacak kadar basit bir varlık değil…

Bir hayal edin; her şeyin zevkine göre hazırlandığı güzel bir salonda gözlerini açan bir insan, sadece oradaki eşyanın, sevdiği yemek ve tatlıların “nasıl yapıldığıyla” mı ilgilenir; yoksa “beni buraya kim, niçin getirdi, bunları kim yaptı?” diye mi sorar?

Yine, cebinde çeşitli mücevherler olduğunu gören bir insan, onların kalitesini, “nasıl yapıldığını” mı sorar, yoksa “bunları benim cebime kim, ne sebeple koydu” diye mi sorar?

Evet, tam bizim için hazırlanmış, zevkimize göre çekip çevrilen bir dünyada; cebimize “insan olmak” gibi paha biçilmez bir değerin koyulduğu şu hayatta, her insan, “Beni kim yarattı? Kim yaşatıyor? Ne için varım? Nereye gidiyorum?.. Varlık cebime bu mücevherleri kim koydu?” diye sormaz mı?.. Bunları sormayanın şu hayatı anlama imkânı olur mu?

Zafer Dergisi işte bu sebeple, neredeyse tek başına 44 yıldır bunu dert ediniyor, hakikatlere ayna olmaya çabalıyor. Şükür ki pek çok hayatı aydınlattığı gibi, bu yolda da Rabbimizin inayetiyle kararlı bir şekilde yürüyor ve yürüyecek…

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ın…

Selam ve dua ile…

 

— Suat Ünsal

 

 

Can Sıkıntısı ve “Şok Edici” Bir Araştırma

Can Sıkıntısı ve “Şok Edici” Bir Araştırma

Virginia Üniversitesinde yapılan bir araştırma bu durumun vehametini gözler önüne seriyor. Science dergisinde yayınlanan makaleye göre insanlar, özellikle de erkekler kendi düşünceleriyle yalnız kalmamak için acı çekmeye bile razı oluyor; hiç bir şey yapmamaktansa negatif bir şey yapmayı tercih ediyorlar... Bu yazıda bu araştırmanın sürpriz sonuçlarını okuyacaksınız.

Devamı »

Bilimin Soramadığı Soru / Bilimsel Tarafsızlık Masal mı?

Bilimin Soramadığı Soru / Bilimsel Tarafsızlık Masal mı?

Evren karşısında tüm insanlık olarak bir çocuktan farkımız yok. Merak ediyoruz, soruyoruz; araştırıyoruz, tespitler yapıyoruz. Ve evrenden topladığımız bilgileri kaydediyoruz. Bunun sonucunda elimizde biriken bu bilgiye de “bilim” diyoruz. Bir şeyi ilk defa gören her insanın soracağı sorular hemen hemen bellidir: “Bu nedir? Bu neye yarar? Bunu kim yapmış? Bu şey nasıl yapılmış, nasıl var olmuş?..”

Devamı »

Tarihi Unutan Fransa

Tarihi Unutan Fransa

1547’de hükümdar olan II. Henry de devletinin varlığını korumanın Osmanlı himayesinin devamından geçtiğini biliyordu. Buna erişmek gayesiyle Kanunî’ye yazdığı mektupta yalvarmaklı ifadelere yer verdi...

Devamı »



ÖNCEKİ SAYILAR

Kasım 2020

Kasım 2020

Devamı »
Ekim 2020

Ekim 2020

Devamı »
Eylül 2020

Eylül 2020

Devamı »
Ağustos 2020

Ağustos 2020

Devamı »