TR EN

Dil Seçin

Ara

Satır Arası

Satır Arası

Ocak 2021

İnci Okumuş, gökkubbe altında insan olarak bulunmanın sorumluluğunu hatırlıyor, hatırlatıyor.

Dostoyevski’nin baktığı yerden bakarak:

“Başımı kaldırdım ve göğe baktım.

Dosto haklıydı.

‘Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu.’

 

 

Marcel Proust, var olmanın ışığını haber veriyor.

Yokluk karanlığından varlığın aydınlığına çıkarılan her şuur sahibinin

şüphesiz bir maksadı olmalı.

Varlığının anlamını aramalı:

“Lambayı yaktığımızda odamızdaki eşyaları dönüştüren,

karanlığın hatırasını bile kovan ışıktan şüphe edemeyiz.”

 

 

İsmail Kılıçarslan, Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu kitabından alıntı yaparak,

insanın insanca var oluşuna izin vermeyen çağı eleştiriyor:

’Makine duraksayamaz.

Bilgisayar, devasa hesaplama yeteneğine rağmen ahmaktır

çünkü tereddüt etme noksanlığı vardır.’

Bugünün dopingli, hiperaktif, performans odaklı toplumunun

o devasa eksikliği ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi doğrusu.

Her şeyi ‘yapabiliyorum, demek ki yapmalıyım’ diyerek bir ‘güç yetirebilme oyunu’na döndüren

insanların hayatlarından çıkardıkları kavramlardan biri de ‘tereddüt.’”

 

 

İsmet Özel, aşka doğru çizmek istiyor kaderini.

Kaderi aşkla çizen Rabbi adına:

“Aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine

Adımı aşkın üstüne kendim yazarım.”

 

 

Rainer Maria Rilke, her şeyi yakınlaştıran,

her eşyayı tanış eden,

kalpleri barıştıran Allah’ın yakınlığını çağırıyor.

Şiiri dua bilerek, hasretini dualaştırarak:

“Çünkü en yakın şeyler bile uzaktır insanlara.”

 

 

Haydar Ergülen, şiirin sessiz kaynağına işaret ediyor,

sessizliğin şiirini bulmaya çalışıyor.

Şiiri ruhların b/akışında arıyor.

Şiirin en gizli en tatlı meyvesini tarif ediyor:

“Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?”