ARAMA SAYFASI

KUR’AN-I KERİM ATLASI

Prof. Dr. Ahmet Bedir: “Can güvenliğinin olmadığı yerlerde çalıştık. Asker eşliğinde bir yerdeydik. Biraz uzaklaştım, asker yakamdan tuttu, ‘Nereye gidiyorsun? Hemen götürürler.’ dedi.”

Kur’an’da geçen şahıs, mekan, kavim ve dinlerle ilgili bilgiler, “Kur’an-ı Kerim Atlası” isimli kitapta bir araya geldi. Kitabı hazırlamak için 12 yıl emek sarf eden Prof. Dr. Ahmet Bedir, Türkiye, Mısır, Irak, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün, Yemen, İsrail, Umman gibi ülkeleri adım adım dolaşmış, fotoğraflar çekmiş, haritalar hazırlamış.

Prof. Dr. Ahmet Bedir tarafından kaleme alınan “Kur’an-ı Kerim Atlası”, 12 senelik bir gayretin semeresi. Atlas hazırlanırken teorik bilgiler, bizzat mekanlara giderek araştırılmış, asırlar önce kitaplara giren ve olduğu gibi aktarılan yanlışlar düzeltilmiş, fotoğraflar çekilmiş, haritalar hazırlanmış. Mümkün olduğunca hiçbir ayrıntı atlanmadan, çeşitli rivayetler bir arada verilmeye çalışılmış. Kitabın sonuna hangi peygamberin nerede ve aşağı yukarı ne zamanlarda yaşadığına dair bir de kronoloji konulmuş. Âyetlerde geçen mekan ve şahıslarla ilgili, çoğu da başka kaynaklarda yer almayan bilgilere zahmet çekmeden ulaşılmasına imkan tanınmış.

 Halen görev yaptığı üniversiteden aldığı maaşın üçte birini bu işe tahsis etmiş. Sponsor aramış, bulamamış; ancak kitabın basımına bir işadamı yardımcı olmuş. “İlgi göstermeyenler, yardım teklif edip ortada bırakan ülkeler... Böyle bir eser en az yüz kişiyle on-on beş yılda hazırlanır. Ben tek başıma altından kalkmaya çalıştım, ama çok yoruldum” diyen Bedir, “Kitapta panoramalar var. Mesela ilk defa Sevr dağının üzerine çıkıp Arafat, Müzdelife ve Mina’yı bir arada çektik. Bazen Yemen, Filistin, Irak gibi can güvenliğinin olmadığı yerlerde, silah gölgesinde çalıştık.” diyor.

Hüdhüd Kuşunu görmüş müydünüz? Süleyman Peygambere (as) haberci olarak hizmet eden kuş Hüdhüd Kuşu idi. (soldaki resim)

Sağdaki resimde ise, Yemen’de Belkıs’ın tahtının yerini görüyorsunuz. Kur’an’da bahsi geçen, Allah’ın lütfettiği bir mucize olarak bir anda Yemen’den Kudüs’e nakledilen Belkıs’ın tahtı burada idi.

 

...

 

BAŞLAMAK MUTLULUĞA DOĞRU YOLA ÇIKMAKTIR

Neye olursa olsun ‘başlamak’ güzel şeydir. Çünkü her başlayış bir şey yapmak, bir sonuca varmak hevesinin ilk adımını teşkil eder. İnsan tasarladığı hedefe vardığı zaman mutlu olur. Onun için başlamanın, mutluluğa doğru yürüyüşe çıkmak mânâsına geldiğini söylemekte bir hata yoktur. Ama attığımız ilk adımlar bizi daima saadete doğru götürür mü? İşte orası belli değil. Çünkü sadece başlamak, sadece yürümek, bizi saadete ulaştırmaya kâfi gelmez. Başka şartları da yerine getirmek lâzım.

Zaman zaman çocukların okula başladığını görüyorum da bilgi vadisinde çıktıkları bu uzun yolculukta attıkları ilk adımın onları nereye götüreceğini düşünmekten kendimi alamıyorum.

— Şevket Rado

 

...

 

Sandalın bir gücü vardır... Bir kişi fazlaysa olmaz.

Toplumun bir gücü vardır... Bir kişi eksikse olmaz.

— Özdemir Asaf

 

...

 

“Eğer binli yıllarda Nobel Ödülleri dağıtılıyor olsaydı, neredeyse tümünü Müslümanlar alırdı.”

— Martin Kramer

(Kendi tembelliklerinin faturasını İslamiyet’e kesenlerin kulakları çınlasın.)

 

 

HİÇBİR KEHANET TUTMADI

Almanya’da bir medyumlar birliği 2009’a dair 140 kehanette bulunduklarını ama bunların hiçbirinin gerçekleşmediğini itiraf etti. Almanya’da medyumlardan oluşan bir topluluk 2009’a dair 140 kehanette bulunduklarını ama bunların hiçbirinin tutmadığını söyledi.

Çay yaprağı okuyan ve üzerinde alfabe ile “evet”, “hayır” kelimelerinin olduğu tahtalar vasıtasıyla ruhlarla konuştuğunu iddia eden kişilerden oluşan Paranormal Olaylar ve Araştırma Birliği, 140 kehanetlerinin her birinin yanlış çıktığını itiraf etti.

Aslında kehanetlerden bir tanesi tuttu(!) o da ünlü pop yıldızı Michael Jackson’ın ölümüydü. Ama birlik bunun da medyumlar tarafından her sene yapılan bir kehanet olduğunu dile getirdi.

 

 

KENDİ YAZDIĞI ROMANINDAN ETKİLENDİ VE MÜSLÜMAN OLDU

Emilio Ballesteros: “Bütün yaptığım; Hıristiyanların yönetimi ellerine geçirmelerinden sonra dinini yaşamak için göç eden bir kahramanın hikayesini anlatmaktır.”

Endülüs, tarihi ve kültürel kimliğiyle geçmişte İspanyol yazarlarının ilham kaynağı olduğu gibi bugün de birçok çağdaş İspanyol yazarının, romancının ilham kaynağı olmakta.

Endülüs’ten ilham alan romancılardan birisi olarak kabul edilen Emilio Ballesteros “Sekiz yüz yıllık Endülüs tarihini görmezden gelemem” diyor ve ilave ediyor: “Biz İspanyollar bilinçli olarak üstü örtülmüş mazimizi Endülüs tarihinden ilham alınarak yazılan romanlarla yeniden keşfediyoruz. Keşfettiğimiz en önemli gerçeklik; İspanya ve Avrupa’nın kalkınmasında İslam Medeniyetinin çok büyük rolü olduğudur.”

Emilio Ballesteros “Bereket” adlı romanında, Granatalı Yahya isminde bir karakterin maceralarını anlatıyor: Çocukluk hatıralarının izini süren Yahya Müslüman kimliğini korumak için Kasr el-Hamra şehrinden kuzey Afrika’ya göç ediyor.

Emilio Ballesteros, yazdığı romanın kahramanlarından birisinden etkilenerek Müslüman oldu. Ve kendisi şu anda Granata’nın en büyük camisinde düzenli olarak namazlarını eda ediyor.

Emilio, “Bazıları ’Bereket’ romanımda benim İslam’ı müdafaa ettiğimi söylüyor. Bütün yaptığım; Hıristiyanların yönetimi ele geçirmelerinden sonra dinini yaşamak için göç eden bir kahramanın hikayesini anlatmaktır” diyor.