Diyelim ki masada duran bir bardak çayı almak istedik. Zihnimizin çaya uzanma kararı, beynimizin sol motor korteksindeki hücrelerine direktif yollamasıyla başlar. Bu hücreler, kortikospinal yolla omurilikteki sinir hücrelerine (nöronlar) sinyal yollarlar. Bu sinyaller sağ kolumuzun hareketlerini kontrol eden kaslara gider. Böylelikle gelen emirle sağ kolumuzdaki kaslar kasılır, bardağa uzanır ve çayı parmaklarımızla kavrayarak elimize alırız.
Aslında çok karmaşık olan bu hareketi oldukça basit bir şekilde yaparız. Fakat gerçekte bu, dev bir buzdağının görünen yüzü gibidir. Çay bardağına elimizi uzattığımızda elimizin hedefe ulaşması, yan taraflara sapmaması veya masaya çarpmamasını sağlamak için sahne gerisinde pek çok kompleks faaliyet gerçekleşmektedir.
Hareketlerimizin kaba saba ve düzensiz değil de akışkan olmasını sağlamak da çok sayıda sinirsel aktivite gerektirmektedir. Bize basit, kesintisiz bir hareket gibi görünen böyle bir eylem sırasında dahi beynimizde sürekli hesaplamalar ve ayarlamalar yapılmaktadır. Bunlar da o kadar etkili ve mükemmel bir şekilde yapılmaktadır ki, biz olan bitenin farkına bile varmayız.
Üstelik beynimiz otomatik olarak farklı bakış açılarını ve değişimleri de dikkate alacak yeteneklerle yaratılır. Beynimizde sayısız ayrıntının hesabı yapılmaktadır. Hareketlerimize yapılan bu ince ayar ve düzenlemede beynimizin başta bazal ganglionlar ve beyincik olmak üzere bir sürü farklı bölgeleri müthiş bir organizasyon ile rol almaktadır. Bunun için de iç yapısında trilyonlarca hesaplama gerçekleştirilir ama bu iş bize çok zahmetsiz ve kolaylıkla yapılmış görünür. Hatta o kadar ki, bunu kendiliğinden oluyor zannederiz.
Beynimizin hareket düzenlemelerinde milisaniyeler gibi çok düşük sürelerde karar verme ve uygulama söz konusudur. Böylelikle ortaya çıkan hareket kesintili ve sarsıntılı da değildir.
Beynimiz Nasıl Komuta Ediyor?
1800’lerin sonlarında Alman beyin ve sinir cerrahı Feodor Krause epilepsi hastalarının tedavisinde yeni bir yaklaşımın öncülüğünü yapmıştı. Bu metot; nöbetlerin ortaya çıkmasında etkili beyin bölgelerini bulmak için uyanık hastaların açılmış beyin kabuklarının (korteks) çeşitli kısımlarındaki nöronlarının aktive edilmesi için hafif bir elektrik akımı kullanılmasını ihtiva ediyordu.
Dr. Krause gördü ki, motor korteksin farklı kısımlarını uyardığında, hep bedenin diğer tarafında, el ve ayaklar gibi değişik bölgelerinde kontrolsüz hareketlenmeler meydana geliyordu.
Bu nasıl oluyordu? Harekete karar verdiğimizde beynimizi uyaran ne idi? Karmaşık mekanizmalar nasıl karışıklık olmadan organize ediliyordu? Zihnimizden geçen ve fiziksel olmayan bir düşünce nasıl fiziksel bir sonuca yol açıyordu?
İşte bu soruların cevabı ancak ruh ile açıklanabilir. Beynin gerisinde düşüncelerimizden düzenli ve kontrollü hareketleri sağlayan ancak ruh olabilir. Ayet- i kerimede de şöyle buyurulur:
“Sana rûhun ne olduğunu soruyorlar. De ki: Rûh Rabbimin bir emrinden, sadece O’nun bileceği işlerdendir. Bu hususta size pek sınırlı bilgi verilmiştir.” (İsra, 85)
Yararlanılan Kaynak: İŞTE BEYNİNİZ. Marc Dingman, Orenda Yayınları.
