TR EN

Dil Seçin

Ara

“Boyanın En Güzeli…”

“Boyanın En Güzeli…”

Heykeltıraş Michelangelo kaba bir mermeri önüne aldığında şöyle dermiş: “Taşın içinde saklı meleği görüyorum. Ve meleği özgürleştirinceye kadar, taşın fazlalıklarını alıyorum.” 

“Bir meleği yoktan var ediyorum.” demezmiş Michelangelo. “Onun benden önce orada var olduğunu biliyorum. Benim gördüğümü başkaları görünceye kadar da çalışıyorum.” İnsanın güzellik karşısındaki duruşunu özetliyor bu bakış. 

O kadar güzel ve ihtişamlı bir varoluşun içindeyiz ki. Ve ayrıca bunca güzel ve ihtişamlı varoluşu algılayabilecek o kadar güzel ve ihtişamlı var edilmişiz ki… Renklerin her tonunu görebilen gözlerimiz. Seslerin her perdesine aşina kulaklarımız. Zarafetin ve şıklığın her detayını fark edebilen aklımız! Ve daha neler neler! 

Galiba şimdi bir daha kulak vermek gerek Michelangelo’ya… “Yok, yok; olmayan bir güzelliği yoktan var ediyor değiliz biz. Var olan güzelliği ve zaten var olan güzeli güzel görme güzelliğimizi görünür kılıyoruz o kadar!” 

Güzellikle boyalanıyoruz her an. Güzeli güzel görmekle boyalanmışız zaten. “İşte, boyası Allah’ın… Boyası Allah’ınkinden güzel olan kim ki…” [Bakara, 138]

Sen, sadece Allah’ın seni görmek istemesinden ibaretsin. O’nun ‘boyası’sın. O’nun bakışına almaya değer gördüğüsün. Başka bir yerde arama itibarını, güzelliğini, iyiliğini...