TR EN

Dil Seçin

Ara

Senin Durduğun Yerdeyiz Bu Şeref Bize Yeter

Senin Durduğun Yerdeyiz Bu Şeref Bize Yeter

Senin hatırındır hepimizi hatırı sayılır eyleyen.

Senin gül sözünle tanış olduk âleme.

Senin sancılı yürüyüşlerinin sonunda kavuştuk hayat bahşeden anlama.

Senin sayende kıblemiz oldu, mihrabımız oldu, medeniyetimiz oldu, şehrimiz oldu.

Senin rehberliğinde alnımızı koyduğumuz yerde başımız göğe erdi.

Senin dokunuşunla su pak sayılır.

Senin mütebessim yüzünden doğar güneş bize.

Senin nefeslerinden doğar umudumuz.

Senin ayak izlerini ağırlayarak vahaya döndü çöl dünyamız.

Senin izzetinden ödünç aldık izzetimizi.

Senin hatırının yok sayıldığı yerde ne vatan ne şeref ne haysiyet ne hayat ne edebiyat ne şiir kalır.

…

Sadece yürüyen cesetler olan kalabalıkların kabalıklarına, ‘kınamak’ için bile vakit ayırmıyorum. Miadı geçmiş aptallıkları, mide bulandıran küstahlıkları, bayatlamış vandallıkları sadece Seni bir kez daha anlamaya vesile kılarım.

Sen olmadığında ne hallere düşeceğimizi gösteren bu sefil ruhları ibretle seyrediyoruz. Ne adını ne çizdiklerini ne sınıfını ne siyasal duruşunu ne etnik kökenini zerre kadar bile meşhur etmem. Ümmetin olmanın sevinciyle, yolunda yürüme çabasının şerefiyle bir an bile kendimi, onların ve onların türevleriyle meşgul etmem.

…

Kelebek kanatlarının ahengince, yağmur tanelerinin nezaketince, taşların bilgelik yüklü suskunluğunca, turfanda meyvelerle sevindirdiğin çocukların terütaze bakışlarınca, göğün engin mavisince, okyanusların inciler emziren derinliğince, sessiz harflerin çığlıklarınca, şehit bebelerin ebedî tebessümlerince salât ve selam ediyoruz Sana.

…

Senin övdüklerini övmeye, Senin yerdiklerini yermeye söz verdik.

Senin durduğun yerdeyiz.

Bu şeref bize yeter. Bu onur bize kâfidir.

…

Nasipsiz bedbahtların kurtuluşu için de kendini çatlatırcasına nefes tüketmenin hatırına, o nasipsizleri kendimize öğretmen yapmadık, yapmayacağız. Onlara karşı çıkarken onlara benzeyerek onları sevindirmeyeceğiz. Ne zibidileri meşhur edeceğiz ne kendimizi meşgul edeceğiz.

…

Senin övdüklerini övmeye, Senin yerdiklerini yermeye söz verdik.

Senin durduğun yerdeyiz.

Bu şeref bize yeter. Bu onur bize kâfidir.