TR EN

Dil Seçin

Ara

Mavi Bölgeler

Mavi Bölgeler

2018’in sonunda, Hollandalı Emile Ratelband doğum tarihini 20 yıl geriye çekmek için mahkemeye başvurunca, manşetlere konu oldu. Ratelband’e göre, isteyen ismini isteyen cinsiyetini değiştirebiliyor ise, o da yaşını değiştirebilirdi. Sonuçta 69 yaşında olsa da, 45 yaşında birinin vücuduna sahipti ve öyle hissediyordu. 49 yaşında olması ile yeni ve daha iyi bir ev ve araba alabilir, internette çöpçatan sitelerindeki şansı da artabilirdi. Yaşı dolayısı ile ayırımcılığa artık uğramayacağı için daha fazla, ve daha iyi işler bulabilirdi. Birçok insanın erken emekliliğe başvurduğu ülkemizde, eğer mahkeme yaşını küçültürse emeklilik haklarından vazgeçeceğini söylemesi, nasıl tepkiler doğurur merak ediyorum.(1)

 

Mahkeme Ratelband’in isteğini reddetti. Tersi bir sonuç, hukukta çok yanlış kapılar açabilirdi. Fakat Ratelband davası, yaşla ilgili ilginç noktalara parmak basıyor.

…

Ölüm bir gerçek ve ecel değişmiyor; fakat sıralı değil. Vücutlar ise bize emanet. Bazı insanlar uzun yaşıyor, bazıları kısa. Kader planında, sebepler noktasında, genetik mi ağır basıyor, yoksa yaşam tarzı ve diyet mi, hep tartışılan bir konu. Başka bir deyişle, 100 yaşına ve daha üstüne çıkan insanlar genetik olarak böyle mi programlanmış, yoksa daha kısa yaşayanlara göre farklı bir şeyler mi yapıyorlar?

1870 ve 1900 arası doğan, Danimarkalı ikizler üzerinde yapılan bir araştırma, uzun bir ömrün ırsî olmaktan çok, çevresel etkenlere bağlı olduğuna işaret ediyor.(2) Amerikan Milli Tıp Kütüphanesi genlerin katkısını, bahsedilen araştırma ile aynı olarak, % civarı verirken, hangi genlerin nasıl etkileşimlerle buna neden olduğunun tam bilinmediğini yazıyor.(3) Genetics dergisinde yayınlanan ve 54 milyon soy ağacı üzerinden yapılan bir analiz(4) ise uzun yaşamın genetik temelinin ’dan bile az olabileceğini matematiksel olarak gösteriyor.

Yaşlılık ve yaşlanmayı inceleyen gerontolojiye göre, insanın kronolojik yaşı ile biyolojik yaşı aynı olmayabilir. Kronolojik yaş yıllar ile ölçülürken, biyolojik yaş, genetik kod ve çevresel faktörlerin etkisiyle DNA üzerinde meydana gelen epigenetik değişiklikler üzerinden belirleniyor.(5)

İki çocuk aynı sınıfa konuluyor fakat olgunluk seviyeleri çok farklı olabiliyor. Yaşlılık ile gelen hastalıkların kendini göstermeleri ve ölümler biyolojik yaş hesabı ile daha doğru tahmin edilebiliyor.(6-8) Kanuni hak ve görevlerimiz de yaş ile belirlendiği için, Ratelband davası ile birlikte, konu biyoetikte hararetli tartışmalar doğuruyor. Şahsi boyutta ise, madem yaşlanma daha çok çevresel faktörlere bağlı, o halde sebepler noktasında, insanlara yük olmadan, daha uzun nasıl sağlıklı kalabiliriz, ahiret kumbaramız için daha çok şey biriktirmek adına, bedenlerimize ve beynimize nasıl daha iyi bakabiliriz soruları da gündeme gelmiş oluyor.

İtalyalı Emma Morano 117 yaşına kadar yaşamış. Ona göre uzun ömrünün sırrı her gün yediği 2 çiğ yumurta. 109 yaşında ölen İskoçya’nın ‘en yaşlı hanımı’ ünvanlı Jessie Gallan ise uzun yaşamını, harekete ve erkeklerden uzak durmaya bağlıyor. Kendisi hiç evlenmemiş. Yüzlüklere baktığımızda çok farklı geçmişleri, yaşam şartları ve alışkanlıkları olduğunu görüyoruz.

Demografik çalışmalar yapan İtalyalı bilim adamı Gianni Pes sağlıklı yüzlükleri araştırır. Eğer bir köyde 100 yaşına ulaşanların oranı yüksek ise, harita üzerinde o köyü mavi kalemle daire içine alır. Mavi işaretlerin yoğun bir şekilde gözlemlendiği ilk yer İtalya, Sardinya’dır.(9) “Mavi Bölgeler” terimi bu şekilde ortaya çıkar. Daha sonra dünya üzerinde 4 tane daha mavi bölge tespit edilecektir. 2000’lerin başında, National Geographic’in Dan Buettner ile yaptığı bir araştırma ile, laboratuvar yerine, bu mavi bölgelerdeki yüzlükler ve hayat şartları incelenerek dinç, sağlıklı, ve uzun yaşamın sırları çözülmeye çalışılır.(10-12)

 

Mavi Bölgeler Gerçekten Uzun Yaşamın Sırlarını Çözmüş mü?

Mavi bölgeler ile ilgili araştırma sonuçları size, biyolojik limitleri aşıp, ebedi yaşam sözü vermiyor. 1. Dünya ülkeleri olarak adlandırılan, kolera, dizanteri gibi bulaşıcı hastalıkların olmadığı, aşılarla pek çok hastalığın kökünün kazındığı, bebek ölümlerinin önlenebildiği ülkelerde maksimum ortalama yaş 85-90 civarı. Amerika’da bu 77.5 (13), Türkiye’de 78.3 (14)

Maksimum yaş ortalamalarının yüzbinlerce kişi üzerinden yapıldığını ve nüfus ile ilgili genel bir fikir verdiğini ve kişiler boyutunda herkes için tam doğru olmadığını hatırlatalım.

 

Diğer Ülkelerle Aradaki Fark Nereden İleri Geliyor?

Amerikalıların yarıdan fazlası her gün multivitaminler, protein veya benzeri gıda takviyeleri alıyor. Milyar dolarların harcandığı bu sektör ile Amerikalıların daha sağlıklı olduğuna veya daha uzun yaşadığına dair bir delil olmadığı gibi araştırmalar tersini gösteriyor.(15-16) 

Doktorlar gerekli vitamin ve minerallerin doğal yollarla alınmasını tavsiye ediyorlar. Amerika’da işlenmiş, paketli, hazır gıdalarla beslenmek, sağlıklı beslenmeye göre hem daha ucuz hem de daha kolay. Paketli gıdalardaki katkı maddeleri çok fazla ve Avrupa’daki kadar sıkı kontrolleri yapılmıyor.

Resim 1: Aynı ürünün, Amerika ve İngiltere versiyonları.

 

Amerika dünya tarihinin en zengin ülkelerinden biri. Buna rağmen insanları her zamankinden yalnız ve bölünmüş, sağlıksız ve kilolu. İnsanlarının 3’te 2’si ya normale göre kilolu ya da obez. Çocuklarda obezite 80’lerden beri 3’e katladı. Kronik hastalıklar, alerji, şeker, otizm, kanser benzer ülkelere göre çok fazla.(17-19)

Resim 2: Grafik: Amerika ve bazı benzer ülkelerin pandemi dönemindeki ortalama yaşam süreleri.(20)

 

Bu Kadar Bolluk ve Refah İşe Yaramıyor, Bu Zenginlik ve Refah Toplumu Koruma ve Sağlığa Dönüştürülemiyorsa, Ne Yapmalı?

En güzeli, masum insanların tepesine bomba yağdırmak yerine kendi halkının eğitim ve sağlığı için para harcanması olsa gerek. Silahların serbestiyeti ve uyuşturucunun yaygın kullanımı çok gencin ölümüne neden olduğu gibi ortalamayı da haliyle düşürüyor.(21-23) Bunların engellenmesi dışında mavi bölgeler uygulamaları da bu soruya güzel bir cevap niteliğinde. 

 

Mavi Bölgeler Nerelerde?

• İkaria: Ege Denizinde bir Yunan Adası. 

• Ogliastra, Sardinya: İtalya’da bir ada.

• Okinava: Japonya’da bir ada.

• Nicoya: Kosta Rika’nın doğusunda bir yarımada.

• Loma Linda: Kaliforniya’nın dağlık bir bölgesinde yaşayan, bir Hristiyan cemaat.

Sardinya’da erkeklerin yüz yaşına ulaşma ihtimali, Amerika’dakilere göre 10 kat daha fazla. Kendi büyüttükleri sebze ve meyvelerden, kendi yaptıkları peynirden yiyor, süt içiyorlar. Genlerin etkisi az olsa da, eğer genetik bir avantajı olan insanlar uzun zaman iç içe yaşar ve evlenirlerse bu gen de devam ediyor ve yeni nesillerde etkili oluyor. Sardinya’da 10 kişiden 8’i, bölgeye ilk yerleşen bir grup insanla akraba.

Okinavalılar dünyanın en uzun yaşayanlarından. Yaşam süresinden daha önemlisi, Okinava’daki yaşlılar, Amerika’daki akranlarına göre beş kat daha az kalp krizi geçiriyor, 4 kat daha düşük oranda göğüs ve prostat kanserine yakalanıyor, 3 kat daha az unutkanlığa maruz kalıyorlar. İleri yaşlarını, yaşlılıkla ilgili zafiyetlere daha az maruz kalarak geçiriyorlar.(24-25) Bazı bilim insanları Okinava’daki uzun ömürlerin düşük kalorili fakat gıdalı beslenmeye, ve yeni nesillerde ömrün kısalmasını, hareketin azalması ile birlikte, batı tarzı diyetin Okinava’da yaygınlaşmasına bağlıyorlar.(27) Okinavalı yaşlı kadınlar, pek çok köyde manevi liderler olarak görülüyor. Bu da onlara bir yaşama amacı veriyor. ‘Moai’ denen arkadaş grupları çok uzun zamanlı ve vefalı. Sürekli birbirlerini kontrol edip, maddi manevi yardım ediyorlar.

Adventist cemaati 19. yy.’daki sağlık reformları sırasında ortaya çıkmış, sağlık olgusu üzerine yoğunlaşan Hristiyan bir grup. İçlerinde çok sayıda sağlık çalışanı ve kendi hastaneleri var. Cemaat mensupları İncil’de temiz olmadığı için yasaklandığı bildirilen domuz eti gibi gıdalardan, sigara ve içkiden, hatta uyarıcı olduğu bilinen baharatlardan ve kafeinli içeceklerden uzak duruyorlar. Birbirlerine kenetlenmişler. Gençler ileriki yaşlarda anne babalarına bakıyorlar.

Adventistlerin beslenme ve yaşam tarzının, ortalama yaşam süreleri, kalp rahatsızlıkları, ve kansere yakalanmaları üzerinde bir etkisi olup olmadığı ile ilgili 3 büyük çalışma var. İlki 1958, ikincisi 1974, üçüncüsü ise 2002’de başlayan bu analizler, on binlerce kişi, onlarca yıl takip edilerek yapılır, ve farklı durumlar ve hastalıklar ile ilgili yüzlerce yayın ile sonuçlanır.(27-38)

Araştırmalara göre, Adventistlerin kuru gıda, soya sütü, domates ve diğer sebze ve meyvelerle beslenmeleri birçok kanser türüne yakalanmalarının azalmasına neden oluyor. Ayrıca, tam tahıllı ekmek, bol fındık fıstık yemek, ve günde en az beş bardak su içmek ise kalp hastalıklarını azaltıyor. Kırmızı etten uzak durmalarının veya azaltmalarının ise hem kanser hem kalp rahatsızlıklarına faydası var. Ortalama bir Adventist, aynı eyalette yaşayan birine göre 4-10 yıl arası daha fazla yaşıyor.

 

Buettner’e Göre Mavi Bölgelerin 9 Özelliği Var:

Hareket: Mavi bölgelerdeki yüzlükler, gün içinde çok hareket ediyor. Bu hareket bir jimnastik salonuna veya spora gitmekle değil, daha doğal olarak hayatın içine dokunmuş. Bir yere giderken yürüyerek gitmek, yokuş çıkmak, bahçede çalışmak, el emeği gerektiren işler yapmak insanların gün içinde devamlı hareketli olmalarını sağlıyor. Japonlarda ev içinde çok az mobilya olması, masa bulundurulmaması ve yerde fazlaca oturulması, bir amaç için oturup kalkmayı sürekli bir egzersiz haline getiriyor. 

Beslenme: Yüzlüklerin sağlıklı beslendikleri, ve çok fazla sebze, meyve, kuru gıda ve tahıl yedikleri göze çarpıyor. Kaliforniya’daki Adventist cemaatinde vejetaryen ve vegan olanların sayısı fazla. Et yiyenler de az tüketiyorlar.

Amaç: Okinavalılar’ın “ikigai” olarak adlandırdığı, bizim kültürümüzde gaye-i hayal denen, insanın hayatını anlamlandıran, sabah dünyanın en ağır şeyi olan yorganın altından kalkıp güne başlaması için heyecan veren bir amacının olması. Bu, insanı öyle memnun eden bir duygu ki, hem uzun hem mutlu yaşama faydası oluyor. 

Uyku: Mavi Bölge yüzlükleri uykuya ve dinlenmeye önem veriyorlar. İkarialılar öğlen uykusuna yatarken, Loma Linda’nın Adventist cemaati Cumartesi günleri dinleri açısından da özel olduğu için, o gün hiç iş yapmıyor, dinleniyor, ibadet ediyor, ve aileleri ile vakit geçiriyorlar. 

? Kuralı: Yüzlükler aşırı yemek yemekten kaçınıyorlar. Kural eski bir Japon adetine dayanıyor. Sofradakiler midelerinin beşte dördünün dolduğunu hissederlerse yemeği bırakıyorlar.

Aile: Aile büyüklerine önem veriliyor. Onların tecrübelerinden faydalanılmaya çalışılıyor. Bazı yerlerde bir büyüğü huzur evine koymanın, aile şerefini lekeleyeceği düşünülüyor. 

 

Mavi Bölgelerde Tespit Edilenleri Bilimsel Olarak Kanıtlanmış Gerçekler Olarak mı Kabul Etmeliyiz?

Varılan sonuçların hepsinin, tekrarlanan deneylerle doğrulukları ispatlanmış değil. Tespitler kişisel gözlemlere dayandığından, her tavsiye bilimsel bir gerçektir demek zor. Elde edilen verilerin bir kısmı bilim tarafından da doğrulanıyor. Bir kısmı deneylerle doğrulanmasa da “aklın yolu bir” cinsinden.

Hareket ve fiziksel aktivitede sonuçlar hiç tartışmalı değil. Aktif insanlarda genç ölüm oranı çok daha az.(39)

Sağlıklı, uzun yaşamın en önemli etkenlerinden biri sağlıklı beslenme olduğu biliniyor. Sağlıksız diyetler, kalp ve diyabet gibi bazı kronik rahatsızlıklar ile obezite ve bazı kanserlere neden oluyor. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme bu riskleri ve erken ölümleri azaltıyor.(40) Lancet’te 2017’de yayınlanan ve 195 ülke üzerine yapılan bir araştırma, kötü diyetlerin, sigara kullanımından bile daha çok cana mal olduğunu ortaya koyuyor.(41) Beslenmede kalori kısıtlaması yapmak da uzun ömürlü olmaya bir sebep teşkil ediyor.(42) 

Dindar ve maneviyatlı olmak, sadece insanın ahiretini değil, fiziksel yaşamını da etkiliyor. İbadet yerlerine düzenli olarak gidenlerin, din ile alakası olmayanlara göre daha uzun yaşadıklarını gösteren birçok araştırma var.(43-51)

Buettner’in tersine güncel araştırmalar, orta karar alkol kullanımının ömrü uzatmadığını söylüyorlar.(52) Popüler görüşte şarabın diğer alkollü içeceklerden farklı olduğunun sanılması ise, yine bilim tarafından desteklenmiyor ve ömrü uzattığı düşünülmüyor.(53) Geçmişte bazı bilim insanları tarafından şarabın, içerisinde antioksidan görevi yapan polifenoller olduğu için sağlıklı olduğu öne sürülse de, bugün hala alkol içerisindeki polifenollerin ne sağlık ne de uzun yaşam ile arasında bir bağ olduğuna dair somut bir kanıt yok.(54)

Kuran’ın, “…içinde insanlar için büyük zarar ve bazı faydalar vardır.” (55) dediği içki hakkında gün gelip bazı faydaları da ortaya çıktığını farz edelim. Sonuçta şarap, üzüm gibi faydalı bir meyveden yapılıyor. Ama yine Kur’an’ın dediği gibi “zararları faydalarından büyüktür,” ve faydalı olduğu düşünülen maddeler içinde var ise, helal olan yiyeceklerden alınmalıdır.

136,265 katılımcı ile yapılan bir analiz(56), insanın bir hayali ve ideali olmasının erken ölüm riskini ve kalp rahatsızlıklarını azalttığını, İsveç’te 189,757 birey takip edilerek yapılan bir çalışma(57) ise, stres ve buna bağlı rahatsızlıkların “vakitsiz ölümleri” artırdığını gösteriyor. Sosyal birliktelikler ve dostlukların uzun yaşama neden olması ise araştırmalar tarafından fazlasıyla destekleniyor.(58)

Tabi biz, kulağımızı tersten göstermek yerine, bizi yaratan Rabbimizin bize gönderdiği mesajdan, ve sünnetten alsak daha iyi. Allah’ın kelamı ezelden gelip ebede gittiği için, insanların cüzi gözlem ve tecrübelerinden ve bilim zamanla geliştiğinden dolayı, bazı kuralların değişmesinden de korunmuş oluyor. Hem biz İkarialılar öğlen uykusuna yatıyor diye değil de, Peygamberimiz kaylule yapıyor diye uyursak, Japonlar böyle yapıyor diye değil de Efendimiz (asm) tavsiye ettiği kadar midemizi doldurursak, Cuma günümüzü mümkün olduğunca ibadet ve aile ile zaman geçirmeye ayırırsak sadece bu dünyamızı değil, ahiret hayatımızı da güzelleştirmiş oluruz.

Fakat bu insanın doğasında olan bir duygu. Bir şey yapınca hemen ödülünü, karşılığını almak istiyoruz. Yaptığımızın karşılığı bir ceza ise o an kaçmak istiyoruz. “Biraz beklersen daha fazla mükâfat alacaksın,” deyince sabredemiyoruz. “Bu yaptığın yanlışla şimdi yüzleş, kaçar durursan ileride çığ gibi büyüyüp daha büyük bir sorun haline gelecek,” diye uyarılsak da o anki kısa rahatlık hoşumuza gidiyor. Çoğumuz görsel insanlarız. İşte bazı güzel davranışların, güzel sonuçlarının bu şekilde tespit edilip gösterilmesi, uygulama noktasında, sadece bir kitapta teorik yönünü okuyup anlamaktan daha ileri geçiyor. 

 

Buettner’in Röportajlarında Çok İlginç İnsanlar Var

Makalenin yazıldığı sırada 101 yaşında olan Marge Jetton bunlardan bir tanesi. Buettner, ilk karşılaşmalarının kuaförde olduğundan bahsediyor. Saçı yapıldıktan sonra beraber, önce yaşlılar evine daha sonra da bazı fakir kadınlara yardıma gidiyorlar. Arabayı Marge Teyze kullanıyor. Ehliyetini bir yıl önce beş seneliğine yenilemiş. 

Oldukça fakir bir ailede doğan Marge Jetton, hemşire olur. Çalışır ve kocasını tıpta okutur. Daha sonra bir doktorun hanımı olarak iki çocuk büyütür. 77 yıllık evli iken kocasını kaybeder. 

“Evet, bazen kendimi yalnız hissediyorum, ama bu benim için kalkıp başkalarına yardım etmek için bir işaret. Uzun zaman önce anladım ki, benim kalkıp âlemin içine çıkmam ve bir şeyler yapmam gerek. Dünya kalkıp benim ayağıma gelmeyecek. Gönüllü çalışmalar yapmak bana yaşamak için bir amaç veriyor. Et ve abur cubur yemiyoruz, kafeinli içecek içmiyoruz. Ama esas beni yaşatan benim inancım. Hayatta bizi doğru yola ulaştıracak birine ihtiyacımız var. Allah en iyi arkadaş,” diyor. Pek çok Adventist gibi, vaktinin çoğunu başka Adventistler ile geçiriyor. “Adventist olmayan bir arkadaşı nerede bulacağım? Aynı şeyleri yapmıyoruz. Dansa, sinemaya gitmiyorum.” diye belirtiyor. Sonuç olarak, araştırmacılar, Adventistlerin bu çevre içerisinde, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını devam ettirmelerinin ve pekiştirmelerinin uzun yaşamlarına etki ettiğini düşünüyorlar.

 

Mavi Bölge Uygulamaları

Mavi bölgeler için eleştiriler de yapıldı. Örneğin bazı bölgelerde kayıtların iyi tutulmadığı, bazılarında ise emeklilikle ilgili suistimaller yapılması için, sahte belgelerle yaş büyütüldüğü söylendi.(59) Dahası, Amerikan tarzı beslenme dünyanın her yerinde yaygınlaştığı gibi, bu bölgelere de yayıldı. Çocuklar, daha çok imkana sahip olmalarına rağmen ömürleri kısalmaya başladı. Örneğin, 1940’tan önce Sardinya’da hiç görülmeyen obezite şu anda toplumun ’unu etkiliyor.

Buettner kendisi vegan. Mavi bölgeler araştırmaları ve yayınlarında, web sitesinde ve belgeselinde sürekli olarak veganlığa vurgu yapılıyor. Bu bölgelerde, ? bitkisel beslenildiği söyleniyor. Ağırlık sebze, meyve ve tahıl olsa da, azıcık araştırma yaparsanız yüzdeliğin böyle olmadığı hemen anlaşılıyor. Araştırmalar ister istemez kim tarafından yapılıyorsa onun gözlüğünün rengini alıyor. Çoğu zaman da trendlerden etkileniliyor. Veganlık da şu anda bir trend. Bahsedilen toplumlarda bırakın sadece et yemeği, sakatat, iç yağ, kuyruk ve kulaklarına kadar hayvanın derisi hariç neredeyse her tarafı yeniliyor. Üstelik mavi bölgeler çoğunlukla kıyı şehirleri ve çok sıklıkla balık da tüketiliyor. Artı, keçi, koyun, ve tavukları var. Süt, yumurta, peynir de beslenmenin önemli bir parçası…

Benim anladığım, geleneksel beslenmenin çok farklı şekilleri var. Allah her yere has canlılar ve çeşit çeşit rızıklar yaratmış. İnsan eli karışıp genetiği ile oynanıp, işlenmediği, zararlı katkı eklenmediği ve kararında yenen doğal gıdaların insana faydası oluyor. 

Eleştirilerin haklı tarafları olsa da, projeden yapılan çıkarımlar uygulamaya geçirildiğinde mavi bölgeler araştırmalarının faydaları çok açık görülüyor.

Bu bölgelerdeki insanların süper genleri veya vücutları yok. Fakat Amerika’da yaygın olan, ve yaşamları kısaltan, kalp, şeker, kanser, bunama gibi kronik hastalıklardan daha iyi kaçınabiliyorlar. Dan Buettner’e göre, bu daha sorumlu ve disiplinli olmalarından çok, çevre şartlarının iyi alışkanlıkların kazanılmasını kolaylaştıracak şekilde olmasından kaynaklanıyor. Çünkü sağlıklı diyet ve harekette, iradesi insanı ancak belli bir yere kadar götürüyor. Bu bakış açısı, insanları sağlıklı yaşama sevk etmede, insan irade ve davranışlarına yüklenmek yerine, çevrelerinde değişiklik yapma ile ilgili projelerin ortaya çıkmasına neden olmuş. 

İlk girişim Minesota’da, 18.000 nüfuslu bir şehirde başlanır. Eğitim, sağlık, ve yönetimde ileri gelenlerin desteği ve uzmanların yol göstermesi ile, şehirde değişimler yapılmaya başlanır. Yollar yürümeye daha elverişli hale getirilir. Okullar için sağlıklı menüler hazırlanır. Kafeteryalardan abur cuburlar elenir. Restoran ve marketler sağlıklı seçeneklerin daha kolay bulunup alınacağı ve daha cazip hale getirileceği şekilde düzenlenir. İnsanlara bir ideal, bir amaç kazandırma adına atölyeler açılır. Halkın %’i bu dersler için gönüllü çalışır veya derslere katılır. Hem arkadaşlıklar oluşturarak insanların daha sosyal olmaları, hem de birlikte yapıldığı zaman devam etme olasılığı yüksek olacağı için, yürüyüş grupları kurulur. 

Bu ilk proje 18 ay devam eder. Sürekli olarak verilerin toplandığı bu zaman diliminde neler olmuştur?

Ortalama yaşam süresi 3 yıl, genel memnuniyet ?, bisikletle veya yürüyerek bir yerden bir yere gitme @ artmış, şehrin toplam sağlık masrafı 0 azalmıştır.

Bu pilot projeden sonra Los Angeles’da 3 yer seçilerek yeni bir mavi bölge uygulamasına başlanır. 3 yıl sonra buralarda da obezitede , sigara içmede 0 azalma, ve fiziksel aktivitede artış, Florida, Naples’da ise 6 yıl içerisinde obezitede #, sağlık masraflarında T azalma gözlenir.

Mavi bölgeler projesi Amerika’da 72 farklı ile getirilir ve gözle görünür çok güzel sonuçlar alınır. Bu şehirlerdeki insanlar, özel diyetlere, egzersiz programlarına, veya pahalı sigorta planlarına ödeme yapmaya zorlanmamış. Bu güzel sonuçlar, on binlerce kişi tek tek değiştirilerek değil, çevreleri değiştirilerek elde edilmiştir. Evet, insan bazı şeyleri tek başına da yapabilir, fakat maddi ve manevi iyi bir çevre içinde olduğu zaman, iradesini çok zorlamadan başarabiliyor. 

Singapur 6. mavi bölge olma adına birçok prensibi devlet bazında uyguluyor ve oldukça başarılı.(60) İnşallah bizim ülkemizde de güzel değişimler olur. İnsanlarımız hayatlarını daha sağlıklı ve verimli geçirirler.

 

Kaynaklar:

1. https://www.bbc.com/news/world-europe-46133262

2. Herskind AM, McGue M, Holm NV, Sørensen TI, Harvald B, Vaupel JW. The heritability of human longevity: a population-based study of 2872 Danish twin pairs born 1870-1900. Hum Genet. 1996 Mar;97(3):319-23. doi: 10.1007/BF02185763. PMID: 8786073.

3. https://medlineplus.gov/genetics/understanding/traits/longevity/#:~:text=It is estimated that about,longevity, are not well understood.

4. J Graham Ruby, Kevin M Wright, Kristin A Rand, Amir Kermany, Keith Noto, Don Curtis, Neal Varner, Daniel Garrigan, Dmitri S