Sanat duyguların dışavurumu ve ruhun güzelliğinin yansımasıdır. Ayrıca duygu ve düşünceleri güzellikle anlatmak olarak da tarif edilir. Bazen sözle, bazen sesle, bazen resimle, bazen de bir film ile… Edebiyat, müzik, resim, fotoğraf ya da hepsini bir araya getiren sinema.
Sanat her zaman güzellikleri konu almaz. Aşk, milli duygular, kahramanlık, komedi ve hakikati tasvir de sanatın konuları arasında ele alınmıştır. Hatta çirkin ve trajik şeyler de sanatın içerisinde kendine yer bulabilir. “Her şey zıddı ile bilinir” kaidesiyle çirkinlikler de güzelliğin derecelerinin anlaşılabilmesi için hayatın ve sanatın içerisine girmiştir. İlk insanlardan itibaren afetler, felaketler, savaşlar, salgın hastalıklar, göçler, işkence, idam ve ölüm sahneleri bile mitolojilerde, destanlarda, romanlarda, resimlerde ve özelikle sinemada her zaman yer almaktadır.
Yirminci yüzyılda Modernizm ile birlikte sınıf çatışmaları ve ideolojiler sanat camiasının en popüler konuları arasına girerken oyun, eğlence, zevk ve sefa insanların ilgi merkezi olmayı başarmıştır. Aristo insanların sanat yoluyla kötü arzularından arınmasını Katarsis olarak adlandırır. Nefis ve heva, his ve vehim, özellikle sinemada gerilim, şiddet, korku, romantizm ve erotizm türleriyle sinema dünyasının sömürdüğü en önemli duygular arasında olmuşlardır.
Psikolojik, fantastik, bilim-kurgu, zekâ bulmacaları içeren, insanı ters köşeye yatıran ve vay be sonunu hiç de böyle tahmin etmemiştim hissi veren filmler de özelikle entelektüel insanların ilgilerini çekmeye devam etmektedirler.
Görsel medyanın, internetin ve özelikle de sosyal medyanın yayılmasıyla yeni kuşağın artık çok uzun metinlere kafa yormasını bırakın bir dakikadan uzun filmlere bile ayırmaya zamanı yok desem mübalağa olmaz. Ancak son günlerde medya dünyası ana konusu ölü yıkayıcılığı olan Gassal dizisi ile ezber bozacak gibi. Şimdiden on beş milyon kişinin izlediği rapor edilen dizi, ölüm gerçeğini de gündeme getirmiş durumda. Hatta bu dizi gösteriyor ki, içerisinde bâtıl ve kötü şeyler tasvir edilmeden de sanat ve sinema yapılabilirmiş. Dizinin senaryo, oyunculuk ve sanatsal efektleri ayrı bir film eleştirisi konusu.
Ben burada dizinin ana konusunun toplumdaki etkisini ilginç buldum. Ölüm, modern insanın duymak ve hatırlamak istemediği nahoş bir konudur her zaman. Özelikle ebedi hayata inancı olmayan insanlar için ölmek, canını kaybetmek, sevdiklerinden ebedi ayrılmak, yok olmak ve dönmemek üzere bu hayata veda etmektir. Bütün eğlenceler, sarhoş edici ve uyuşturucu maddeler aslında bunu düşünmemek için icat edilmiştir. Düşünmemek ve her şeyi unutmak için. Bu sebeple bütün sanat, edebiyat ve müzik dünyasının ruhunu sıksan damlayacak şey elem dolu bir feryattır.
Günümüz sanatı ve sanat anlayışı, insanlığa huzur ve kemal verememekte, dahası kötü arzulardan arınmasını değil kötülüklerle donanmasını sağlamaktadır. İnsanlık hâlâ ruhun güzelliğini yansıtacak, insana ve insanlığa olumlu katkılarda bulunacak sanatçılara ve sanat anlayışına muhtaç…
